Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 5,35 / Satış: 5,37
€ EURO → Alış: 6,09 / Satış: 6,11

SON DAKİKA

“ALAYLI” TAYYİP VE MEKTEPLİ MUHARREM…

Ali Dal
Ali Dal
  • 13.06.2018
  • 158 kez okundu

Saygıdeğer milletim;

…Ve Sevgili okurlarım…

Bir bayram arifesinde; ata memleketleri Rize’de bir kısım hemşehrileriyle buluşan “Alaylı” İmam Tayyip’le Mektepli Muharrem’in “farklı sohbetlerine” birlikte kulak verelim:

Bahse konu ortamda; derin bir dini ve tarihi bilgiye sahip olduğu edasıyla (?!) söze giren “Alaylı” Tayyip “Kurban”ın tarihçesi üzerine bakınız neler der: “Muhterem hemşehrilerim; bilirsiniz ki, inancımızda kurbanın mana ve önemi büyüktür… Bu düşünceden hareketle ‘Kurban hakikati’ üzerine tarihi bir yaşanmışlıktan söz etmeye çalışacağım…

Çocuğu olmayan İdris Peygamber, Allah’a yönelerek; ‘eğer bir çocuk verirsen, o çocuğu yoluna kurban edeceğim’ der… İdris Peygamber’in dileğini kabul eden Allah-u Tealâ onun bir kız çocuk sahibi olmasını sağlar…Meryem adını verdiği bu kız çocuğunu, Allah yoluna kurban etmek üzere deniz kenarına götürür ve başını Bağdat’a doğru çevirip tam kesecekken, Allah-u Tealâ İdris Peygamber’e nida yollayarak, kızı Meryem’i kendisine bağışladığını; yerine bir keçi gönderir… Ve Meryem’in yerine kurban eylemesini emreder… İşte ‘Kurban’ hakikati böylece inancımızda yerini alır… O gündür bugündür İslam Âlemi; ‘Ramazan Bayramlarında’ kurban keserek” bu dini vecibeyi yerine getirirler…

Cümlesinin bitiminde “Mektepli Muharrem”e bilmiş edasıyla bakıp ; “Yaaa, işte böyle Bay Muharrem!.. Böylece kurbanla ilgili hakikati de öğrenmiş oldun…” der…

“Mektepli Muharrem”, bir sağa bir sola başını salladıktan sonra, oradakilere hitaben bakınız ne der?!

“Hakikat diyerek anlattığın bu tepeden tırnağa yanlış söylemin hangi birini düzelteyim ki?!.. Bir kere, Allah-u Tealâ’dan çocuk isteğinde bulunan peygamber İdris Peygamber değil, İbrahim Peygamber’dir… Kendisine bahşedilen çocuk kız değil, erkektir… Adı Meryem değil, İsmail’dir… Kurban için inen keçi değil, koçtur… O koç, İbrahim Peygamber’e deniz kenarında değil, dua için çıktığı dağda inmiştir… O gündür bugündür, kesilen kurbanlar, Ramazan Bayramı’nın değil Kurban Bayramı’nın vecibesidir…”

“Mektepli Muharrem” in bu tashihine aldırış etmeyen “Alaylı” Tayyip, hiç oralı olmadığı gibi; deli saçması iddialarını sürdürür!!.. “Haydi diyelim kurban hakikati senin dediğin gibi olsun…. Peki söyler misin; ‘Tek Parti (1950) döneminde’ hiç araç olmadığı için hastaların, köpeklerin çektiği kızaklarla şehir hastanelerine taşındığı; aynı tarihlerde 75’er kişilik sınıflarda okuduğumuz da mı yalandır, yanlıştır?!..“ diye bilmişlik taslaması karşısında daha fazla kendisini tutamayarak aynen şöyle der: “Yine çuvalladın Tayyip! Çünkü o tarihlerde sen de ben de henüz doğmamıştık ve babalarımızla (…) geziyorduk… Ayrıca, Ülkemizde köpekli kızaklarla hasta taşındığı vaki değil!.. Bir daha yatarken iyice örtün!.. Açıkta kalan yanın olmasın!.. Baksanıza şapı şekere; şekeri şapa karıştırmakla kalmıyorsun; tüm Milli ve inançsal değerleri tanınmaz hale sokuyorsun?!…”

Mektepli Muharrem’in tenkitlerine aldırış etmeyen “Alaylı” Tayyip’in, bulanık zihinle bilgiler karıştırmaya devam eder….. “Bay Muharrem; Başbakan olarak; seni de davet ettiğimi ve 1992’de ‘Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’ni  bizzat benim açtığım da mı yanlış?!..” diyen “Alaylı” Tayyip’le makarasını geçmekten başka yapacağı bir şey olmadığını görür ve:

“Evet evet, davet etmiştiniz fakat; ben o zaman açılışa gelememiştim… Çünkü; o günlerde Fatih Sultan Mehmet’le birlikte İstanbul’un Fethi için uğraşıyorduk?!..” der…

***

İşte böyle,

Saygıdeğer milletim… Ve Sevgili okurlarım… Görünen o ki, “Alaylı” İmam Tayyip’in bu aralar işi hayli zor gibi?!.., Çünkü “Mektepli Muharrem “boşluk doldurmada zaman hiç kaybetmiyor??!!..

“Alaylı” İmam Tayyip’in sükut geçmek gibi bir yanı olmadığı için(?!) daha çok boşluk yaratacağa benziyor??!!..

Ne diyelim; susmayan “Alaylı” İmam Tayyip’i “inadına” dinleyenlere Allah’ım çokça sabır versin!.. Amiiin!..

Babasından beş yıl önce ((?!) doğmuşa

Cuma’yı gösterdim; o Pazar dedi

Hakikati sordum; yanlış duymuşa

“Cehalet babadan bergüzar” dedi

***

Elli yıl evveli, kaydırıp düne

İlk çağı bugünle bir tuttu yine

Dönmedi menzilin olduğu yöne

Düştü kör kuyuya; “intizar” dedi

***

Akşamı seyredip doğmamış günde

Yarını, nafile aradı dünde

İş ehli olmaya çağırırken de

“Bende daha ne yanlışlar var” dedi

***

Ayırtetmez olmuş, derdi şifayla

Öldürmüş zamanı zevki sefayla

Debelendi kuma girmiş kafayla

“Benim yapacağım bu kadar” dedi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ