Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 5,81 / Satış: 5,83
€ EURO → Alış: 6,72 / Satış: 6,75

SON DAKİKA

Ayıp şeyler!

Mehmet Çardak
Mehmet Çardak
  • 27.07.2018
  • 112 kez okundu

Türkiye, siyaseten ve dinen kandırılmışların ülkesidir! Hiç kimse yalanı sürekli sürdürecek kadar zeki değildir ve hiç kimse bu yalanlara sonsuza kadar inanacak kadar aptal değildir. Ayrıca ülkemizde ayıp şeyler de oluyor!

AKP, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile Cumhuriyet’i değiştiriyor, yeni bir devlet kuruyor. İster kabul edin ister etmeyin bu yeni devletin lideri de AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

Oysaki Türkiye’nin birçok ciddi temel sorunları var! Türkiye dış borçlarını ödeyemez hale gelmiştir. Ülkemiz iflasın eşiğindedir. Türkiye çok önemli ve kritik bir dönemden geçiyor. Vakit geçim ve koltuk derdiyle uğraşacak vakit değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e saygısızlık, hakaret hatta küfür edelerin sayısı günden güne çoğalıyor. Tarikatlar ve cemaatler iktidarla işbirliği içinde ülkenin nimetlerini paylaşıyor. Dünya’da en nankör toplum Türkiye’de yaşayan Araplaşmış halktır. Dünya tarihinde hiçbir toplum, kurtarıcısına bu kadar kin beslememiştir. Dünyada başka bir millet yoktur ki, kurtarıcısına bu kadar düşman olsun! Elbette ki Atatürk sahipsiz değildir. Türkiye’nin her yerinden tepkiler yükseliyor.

Peki,  Meclis’te temsil edilen siyasi partiler ne yapıyor?

CHP, son zamanlarda kuruluş ayarlarından, kuruluş felsefesinden, Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaşmış gibi görünüyor. CHP’nin de, Cumhuriyet’in de kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür ama şimdilerde CHP Atatürk’ü de, Cumhuriyeti de tarikatlardan ve cemaatlerden koruyamıyor. CHP fokur fokur kaynıyor; CHP’liler, 95 yıllık Demokrasi Çınarı’nı kendi elleriyle deviriyorlar. CHP yönetimi değişime direniyor. CHP’li delegeler  rejim derdinde, Merkezdeki yöneticiler ise koltuk derdinde…

Türkiye’de ‘rejim değişikliği’ MHP için çok da hayati önemde değil! Üstelik MHP’liler, yeni yönetim sistemini binlerce yıllık Türk yönetim şekline yakın buluyor. Tek adam yönetiminden MHP’liler gayet memnun. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de keyfi yerinde; 1970 model klasik otomobiline biniyor, Ankara’da tur atıyor.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ise,  testisini korumaya çalışıyor! İdeolojisiz İyi Parti ise Meral Anne’sini kaybetti; yönünü ve yeni liderini belirlemek üzere 12 Ağustos’ta Olağanüstü Kurultay’a gidiyor! HDP derseniz, Kürdistan hayalinden vazgeçemiyor, Türkiye partisi olamıyor. Saadet Partisi’nde de saadet yok! DP ise;  ismi var, cismi yok!

Türkiye’de rejim değişiyor, Devlet yok ediliyor ama siyasi partilerden çıt çıkmıyor. Herkes sessizlik içinde, bekliyor. Parlamento var ama işlevi yok! Şuanda Türkiye, görünürdeki siyasi partiler eşliğinde işgal altındadır.

Yeni dönemde iş, sivil toplum kuruluşlarına ve Meclis dışındaki siyasi partilere düşüyor. Bu durum siyasi eylemlerin ve söylemlerin sivil toplumda daha yüksek sesle ve daha güçlü çıkmasına yol açıyor.  Böyle bir dönemde özellikle Atatürkçü Düşünce Derneği gibi sivil toplum örgütlerine ve son zamanlarda sosyal medyada yıldızı parlayan Milli Mücadele Partisi (MMP) gibi Meclis dışındaki yeni siyasi oluşumlara çok büyük işler düşüyor. MMP, Türkiye’de ayıp şeylere karşı hukuk yoluyla olağanüstü mücadele veren, idari yargı ve Anayasa Mahkemesi’nde davalar açan tek partidir.

Aslında Türkiye’nin önünde acilen çözüme kavuşturulması gereken ekmekten de daha önemli ve ciddi iki ayıplı şey var! Türkiye bu ayıplı şeyleri açıklığa kavuşturmadan yoluna devam edemez! Mesela: Türkiye’nin yıllardır Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasının sahte olup olmadığını açıklığa kavuşturamamış olması ayıptır. Ayrıca Türkiye’nin kaderinin belirlendiği seçimlerde sertifikasız SEÇSİS sisteminin kullanılması utanç vericidir.   Türkiye’nin bu ayıplı şeylerden biran önce kurtulması gerekiyor.

Erdoğan’ın diploması artık yalnızca Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da sorunu olmuştur. Erdoğan’ın diploması kamuoyunda yıllardır tartışılıyor ama kimse ikna olmuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, aldığı diplomanın gerçek olup olmadığı konusunda hiçbir şey söylemiyor. Devletin ilgili birimleri de gerekli açıklamaları yaparak bu konudaki spekülâsyonları bitiremiyor. Özellikle de Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bu konuda hiç açıklama yapmıyor.

Sonuçta;  YSK’nın bu anlaşılmaz tavrı nedeniyle konu artık Avrupa’da yaşayan Türklerin de sorunu haline gelmiştir. Çünkü diploma konusunu adeta kendi sorunları haline getiren iki vatandaşımız Erdoğan’ın eksik belgelerle, üstelik iki kere cumhurbaşkanı seçildiğini ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) iptal davası açmıştır.

Ve AİHM, çok önemli bir karar alarak davayı kabul etmiştir. Mahkeme şu anda yaz tatilindedir. Tatil biter bitmez ilk bakılacak davalardan biri Erdoğan’ın diplomasının sahte olup olmadığının otaya çıkarılması olacaktır. Çünkü demokrasilerde şekil de çok önemlidir. Avrupa’da hele diploma gibi konular çok hassastır.

Eğer AİHM Erdoğan’ın diplomasının sahteliğine karar verirse Avrupa’da işimiz çok zor olacaktır. Avrupalılara göre, Erdoğan’ın 2014’ten buyana Cumhurbaşkanı sıfatı ile imzaladığı uluslararası bütün anlaşmalar geçersiz sayılacaktır. Keza, Türkiye’de imzaladığı kanun ve kararnameler de geçersiz sayılacaktır.

AYIPLI ‘SEÇSİS’ SİSTEMİ

Ayrıca sertifikasız SEÇSİS sistemini ülke sorunu haline getiren Milli Mücadele Partisi  de, sertifikasız SEÇSİS sisteminin iptali için 21 Haziran 2018 günü Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak, iptal davası açmıştır. Anayasa Mahkemesi’nce açılan davanın reddedilmesi halinde, bu defa da SEÇSİZ konusu AİHM’e taşınacaktır.

AİHM, muhtemelen MMP’nin başvurusunu kabul edecektir. AİHM’de, sertifikasız SEÇSİS sisteminin iptal edilmesi halinde, Türkiye siyasetinde deprem etkisi yaratacaktır. Bu sertifikasız SEÇSİZ sistemi kullanılarak yapılan bütün seçimler hukuken geçersiz sayılacaktır.

MMP, diğer düzen partilerine benzemez! Erdoğan’ın diplomasının da, sertifikasız SEÇSİZ sisteminin de sonuna kadar takipçisi olacaktır. Ulusal ve uluslararası hukuk yollarını sonuna kadar zorlayacaktır. Çünkü Milli Mücadele Partisi’nin kuruluş amaçlarından biri de; Türkiye’de hukukun üstünlüğünü devletin tüm yönetim kademelerinde tarafsız ve adil yaklaşım ilkesi ile şekillendirerek insan odaklı, ilkeli, dürüst bir siyaset anlayışı ile adaleti ve hakkaniyeti esas alan bir yönetim anlayışını tesis etmek; toplumsal barış ve huzuru hâkim kılmaktır.

Yeniden milli mücadelenin hedefi: Ülkemizi saran karanlığı dağıtmak için ayıplı işlerle topyekûn mücadele etmektir. Bağımsızlık, Milli Mücadelecilerin karakteridir. Milli Mücadeleciler hiçbir güce biat etmezler; yürekli, cesur ve korkusuzdurlar.  Tek amaçları, ülkemizi saran karanlığı dağıtmak ve Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımaktır!

Son söz:  Türkiye’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve O’nun ilke ve devrimlerine saygı duymayanlara, makamı ve mevkisi ne olursa olsun, kim olursa olsu, Atatürk gençliği zerre kadar saygı duymaz!

Türkiye’nin geleceği için; Erdoğan’ın diploması ve sertifikasız SEÇSİS sistemi, vatandaşın ekmek derdinden de siyasilerin koltuk derdinden de çok daha önemlidir. Türkiye bu iki ayıplı şeyi halletmeden, diğer ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel sorunlarını asla halledemez! Atatürk’ü, Cumhuriyeti ve Meclis’i koruyamayan düzen partileri, ülkemizi saran karanlığı dağıtamaz!

Herkesin suskun olduğu bir Türkiye Cumhuriyeti’nde,  özgürlüğün ve demokrasinin varlığı tartışılır.  Mutluluk hayat tarzında değil, hayata bakış tarzındadır. Vakit Türkiye’yi biran önce ayıp şeylerden kurtarma vaktidir! Durmak yok, ayıp şeylerle mücadeleye devam! Çünkü bu ülkenin adı ‘Türkiye Cumhuriyeti’,  lideri de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür!

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ