Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 5,36 / Satış: 5,38
€ EURO → Alış: 6,10 / Satış: 6,12

SON DAKİKA

BAŞÖĞRETMEN VE ÖĞRETMENLER…

Ali Dal
Ali Dal
  • 26.11.2018
  • 38 kez okundu

Sevgili okurlarım;

Öz tanımı ile “Bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bilgileri öğretmeyi kendisine meslek edinmiş kimse” demek olan “öğretmen” tanımından da anlaşılacağı üzere, insani ve kutsal görevin uygulayıcılığı olan öğretmenliğe, aslında meslekten ziyade sanat olarak bakmak daha doğru olur. Çünkü insanın şekillenmesinde yegane el olan öğretmenliğin yaratıcılığı sanatı daha çok çağrıştırmakta…

“Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır…” özdeyişiyle de öğretmenliğe sanat penceresinden bakılması gerektiğini vurgulayan Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu tespiti daha da doğrulamaktadır…

Arap Alfabesinden Latin Alfabesine geçilerek, çağdaş eğitimin temelini atan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün,  yüzümüzün Batı’ya çevrilmesini hedefleyip devrimlere mimarlık yapmış olmasından dolayıdır ki; kendisine 11 Kasım 1928’de “Başöğretmenlik” payesi verilerek, bu bakımdan da tarihe not düşülmüştür..

Tanımında “milli” ibaresi olan iki bakanlıktan birisini teşkil eden Milli Eğitim Bakanlığının, üstlenmiş olduğu bu milli ve insani mesuliyetin ne derece önem arzettiğini bir kere daha vurgulayarak öğretmeni ve öğretmenliği irdelerken, meseleye daha detaylı bakmamız gerekmektedir…

Yani; senede bir gün ve 24 Kasım’da öğretmeni anmak; onu anlamak anlamını içermez!?.. Çünkü devam eden hayatta, öğretmenliğin de bu sürece paralel olarak devamlılık arzettiği asla unutulmamalıdır!.. Ve onun yalnızlık hissine kapılmasına neden olabilecek ihmallere fırsat verilmemelidir!..

“Hayatta en hakiki mürşidin ilim olduğu” gerçeği var oldukça; ilmi insanlara nakşeden öğretmenlik mesleği (sanatı) da ebedi var olacaktır… Ve ilmin, beşikten mezara değin, insanların en elzem gıdası olduğu gerçeği değişmeyecektir!..

İçtimai yaşamda eli öpülesi öğretmenlerimizin isimlerinin dimağımızda silinmeyişi de bundandır… Bu duygularla hareket ederek, hayata veda etmiş tüm aziz öğretmenlerimizi minnet ve şükranla yadetmenin ve hayattaki öğretmenlerimize de sağlıklı ömürler dileyip her fırsatta onlara sevgi ve saygı ile yaklaşmanın ibadet kadar kutsallığı esas alınmalıdır…

Bilhassa toplumumuzda öğretmenlerimizin, rol model bilindiği de dikkate alınarak yaşam standartlarının korunması milli görev olmalıdır… Yani, ülkemizde öğretmenler; ağırlaşan hayat şartlarının altında asla ezilmemelidir!.. Onların sadece layık-ı veçhile nesil yetiştirmeleri için koşullar sağlanmalı ve ikinci, hatta üçüncü iş aramak durumunda bırakılmamalıdır!..

Bilinmelidir ki; sade vatandaştan cumhurbaşkanına kadar herkes onun tedrisatına muhtaçtır… Ve öğretmene olan ahde vefa duygusu, 24 Kasım’la başlayıp 24 Kasım’la bitmemelidir!?..

Aziz Peygamberimiz Hz Muhammed’in de ifadeleriyle ilmin kapısı olan Hz Ali’nin; “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” özdeyişinde verilmek istenen mesaj hatırlanmalı ve göz ardı edilmemelidir!..

Bu duygu ve bu anlayışı esas alarak; aziz öğretmenlerimizden hayatta olmayanları bir kere daha rahmet, minnet ve şükranla anarken; hayattaki öğretmenlerimize de sağlıklı ve mutlu ömürler diliyor, saygılar sunuyorum.

Atatürk’ten aldık biz bu düsturu

Bilgisize fikir soran değiliz

Kendimizde ararken de kusuru

Hakikati yanlış yoran değiliz

***

Biz irşadı öğretmenden alırız

Sanmayın ki bir gün geri kalırız

Aydınlığı ışığında buluruz

Yanlış yerde, yanlış duran değiliz

***

Öğretmenin yüreğinde sor bizi

Görürsen de öğretmenle gör bizi

O yok ise dönülmeze sür bizi

Çünkü cehalete yaran değiliz

***

Öğretmen eseri olmuş insanız

Onun ile hem cananız, hem canız

Ariflerle meclis olanlardanız

Cehalete taviz veren değiliz

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ