Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

SON DAKİKA

HASBAHÇEDE SONBAHAR HANI-I YAĞMA (YAĞMA SOFRASI)

Halil Yılmaz
Halil Yılmaz
  • 10.09.2018
  • 29 kez okundu

Bu sofracık, efendiler –ki bekler yutulmayı // Huzurunuzda titreyen şu ulusun hayatı // Ulus ki acılı, ulusun ki eşiğinde ölümün! // Ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapırhapır…

Büyüklüğün sindirimi biraz ağır olsa da yok zararı // Görkemli yüceliği, öç alıcı sevinci var // Bu sofra gönül almanızdan böyle ısınır ve ışıldar // Sizin şu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…

Verir zavallı memleket, verir neyi varsa; malını // Varlığını, hayatını, umudunu, hayalini // … Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini…

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! // Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak! // Bugünkü mideler sağlam, bugünkü çorbalar sıcak // Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak… // Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin // Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!… Tevfik FİKRET(1867-1915/ İST.)

Eğitimci ve şairdir Tevfik Fikret. Günümüzden 100 yıl önce; Osmanlının içler acısı durumunu, son günlerini – yıkılışını böyle anlatıyor.

Bu sözler de Muaviye’nin ŞAM’da yaptırmış olduğu görkemli sarayı üzerine, Hz. Peygamberin sırdaşı olan “Ebu Zer GİFARİ” tarafından söylenmiştir:“Ey Muaviye! Eğer bu sarayı kendi paranla yapıyorsan israftır ve eğer halkın parasıyla yaptırıyorsan da ihanettir, hırsızlıktır!”

Bizdeki son dönem bu görkemli, intikam duygusu fışkıran israflı yaşam; Tarih boyunca komşu olduğumuz İran (Acem), Arap Emevi ve Abbasi Kültürlerinden gelir.

600 yıl, üç kıtaya egemen olmuş Osmanlı’nın elbette birçok yıkılış nedeni vardır: Sanayi Devriminin getirdiği bilim ve teknolojinin gerisinde kalması… Kapitülasyonlar… 1789 Fransız Devriminin getirdiği “Uluslaşma Süreci”… İngiliz denetimli tarikatlar (Selçuklu’yu da Yıkanlar)…

Fakat en önemlileri, Osmanlının Has Bahçeleri, Kayık Sefaları, Cüluslar, Helva Geceleri…

Padişahlarınlale ve binbir renkli çiçek bahçelerinde, havuzlarda, fıskiyeler, su kanalları arasında genç sâkîlerin sunduğu meyli gecelerde Nedîmleriyle(Zengin, güzel, itibarlı kadın arkadaş), Şâîrleriyle, Mutrîbleriyle (yalaka – kaşmer) musiki ve raks sanatları eşliğinde…Göksu deresinin ve Boğazın yanıp – sönen sularının mehtaplı gecelerinde… Saray tayfasıyla vazgeçilmez içkili, eğlenceli Kayık Sefaları… Saltanat değişiklikleri – Padişahların tahta çıkışlarının büyük ve görkemli şenliklerle kutlanması… Bu törenlerde  “AleykeAvnullah” – uğurun, ikbalin efzun (çok fazla) açık olsun diyen “Yeniçerilereve Alkış Çavuşlarına” dağıtılan “Cülus Bahşişleri”…

Üreten bir ülke iken, Menderes iktidarıyla; tüketen bir ülke konumuna bilinçlice getirildik.Devlet malı deniz, yemeyen keriz anlayışı içindeyiz.

“Beş Tepe” Saray Külliyesi’nde yapılan görkemli törenlerle; yeni rejim – Devlet Başkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtik.

Osmanlıyı, Acemi, Emevi ve Abbasi dönemlerini aratmayan göz kamaştırıcı savurganlık içinde…“Miras Yedi” ve intikam duygusuyla sattık, savurduk. Kayık Sefalarına son… Gölün suyunu kuruttuk. Eşe, dosta, yandaşa ve yalakaya dağıtacak “CÜLUS” da yok artık. Has Bahçelerin sonbaharını yaşıyoruz. Yolun sonu görünüyor.

Hiç düşünüyor muyuz? Biz, emperyalist işgale karşı; “Kutsal İsyan – Kurtuluş Savaşını” niçin yaptık? Milyonlarca vatan evladı – atalarımız, bu topraklarda mezarsız ve kefensiz niçin yatıyor?

Dilerim ki bu halk, yeni bir Kurtuluş Savaşı vermesin.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ