Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

SON DAKİKA

TİLKİ VE MOLLA

Halil Yılmaz
Halil Yılmaz
  • 18.07.2018
  • 152 kez okundu

Tilkinin biri, yavrusuna öğütler veriyormuş:

“—Bütün bu bağlardaki üzümlerden yiyebilirsin yavrum. Sadece köyün “Mollasına” ait olana şu bağın üzümleri hariç… Aç kalsan, hatta ölecek dahi olsan; o bağın üzümlerini aklına bile getirme sakın.

Genç tilki, babasına sormuş.

—Neden Babacığım, o bağın üzümleri zehirli mi?

Baba tilki, yavrusuna cevap vermiş.

—Hayır, yavrum! Zehirli değil. Eğer o “Molla”, bağından üzüm yediğimizi anlarsa; hemen yarın, “Tilki Eti Yemek Helaldir” diye bir “Fetva” verir. Soyumuzu yok eder, neslimiz tükenir, sakın ha!”

Ve bu nedenle tüm tilkilerin düşlerine taht kuran “Mollalar”,

Gücünü,  varlığını, yaşamını sürdürmeyi toplumların cehaleti üzerine kurmuş olan kara taassubun, kara sesleri…

CIA ve Mossad maşası, Cumhuriyet düşmanı FETÖ gibi Firavun ve zındıklar, hiçbir dinde olmayan tarikatve onun “Mollaları”; insanlığın, uygarlığın ve dinlerin en büyük düşmanı ve karabasanıdır.

Antik çağlardan günümüze kadar “CEHALET” üzerine kafa yorulmuş; tarihsel,  sosyolojik ve felsefik araştırmalar yapılmıştır. Çünkü toplumların üzerine abanmış, ruhunasinmiş bir kara bulutturCehalet.

Her çağda cahillik, bir kişinin toplumsal, ulusal, ahlaki, dini ve bütün insani değerleri yadsıyarak, kendi kişisel çıkarlarını – egosunu – Benliğiniöncül olarak görmesi, başat saymasıyla özdeş olarak tanımlanmaktadır.

Birer yaşayan ölüdür, kara taassup hastalığına yakalanmış kara cahiller. Ölülerden pek farkları olmaz cahil ve zındıkların. Aldıkları nefesi bile, Tanrının kendileri için bahşettiğine inanırlar ve inandırma savaşı verirler.

Ölülere nasıl ki bir şey anlatamazsanız; cahilleri de cehaletin ölüm uykusundan uyandıramaz, koyu karanlığın kör çukurundan çekip alamazsınız. Her biri, birer dilsiz şeytandır cahillerin.

Cahilin doymaz, dayanılmaz ve dinmez bir “Egosu – Beni” vardır. Onun kişisel “Benlik” çıkarları, bütün dinlerin temeli “Ahlakın”, toplumun, ülkesinin ve bütün bir insanlığın geleceğinden çok daha önemli ve öncüldür. Kendi egosu için ahlak, din ve dini yasalar vız gelir, tırıs gider.

Egosunun tatmin edildiği oranda günahı eğer, büker, hafifletir, yumuşatır ve mutlaka bir çıkış yolu bulur, sahte fetvalar verir.

Şeyhler, Şıhlar, Dervişler ve Meczuplar… Cahil bıraktırdıkları toplumların sunduğu (Kadın, Kız, Oğlan Çocukları, Çocuk Gelinler, Varsıllık, yağlı yemekler, erg…) ayrıcalıklardan – olanaklardan ve baş tacı edilmenin dayanılmaz cazibesinden kurtaramazlar Kendilerini.

Cahil ve cehalet, toplumların üzerine abanmış kara bir buluttur, bir karabasandır. Günümüzün siyasi iklimini fırsat ve ganimet bilen cahiller, sığ ve sahte bilgilerini değiştirmek yerine; Kendilerini toplumsal yaşamın yasa koyucuları ve dünyanın merkezi sanırlar.

Cehalet, topluma köle – sürü olma ahlak ve anlayışını egemen kılmak savaşını verir. Cahilin ve cehaletin en büyük çıkmazı da, kendilerine inanmayanları “Cahil” görmeleridir.

Dinle, insanlıkla ve uygarlıkla bağdaşmayan dinleye geldikleri ortaçağ masallarını topluma dikte ederler. Kendilerine karşı gelenleri küçümser, türlü iftira ve yalanlarla toplumsal itibarsızlaştırma kampanyası başlatırlar.

Bir iti, bir cahil ile bir çuvala koymuşlar. Biraz sonra it, “Ne Olur, Beni Bu Adamın Elinden Kurtarın!” diye yalvarmaya başlamış. Cahil, dikenli bir çalıdır; yer, bitirir, kendine benzetir Seni. Psikolojini, vücut kimyanı bozar.

Bu nedenle ATATÜRK, “Kara Taassup, Seni Parçalamaya Kalksa da; Başını Vereceksin, Fakat Eğilmeyeceksin.” vecizesiyle cehalete karşı da savaş açmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ