Hatay Diş Hekimleri Odası Başkanı Nebil Seyfettin, 42 yıllık hizmetinin ardından Oda başkanlığına yeniden aday olmayacağını duyurdu.
Başkanlı görevini bırakacağı için verdiği iftar yemeğinde, Basın mensuplarına seslenen Dt. Nebil Seyfettin, “Değerli Basın Mensubu Arkadaşım, Türk Dişhekimleri Birliğimiz bu yıl 40. yılını kutluyor.
Hatay Dişhekimleri Odamız da, bildiğiniz gibi, 1986 yılından bu yana kurucu oda olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Ben de 42 yıl boyunca meslek örgütümüzün ve Odamızın farklı kademelerinde görev alarak elimden geldiğince hizmet etmeye çalıştım. Bu uzun yolculukta Toplumsal olaylarda ve toplum ağız ve diş sağlığına yönelik yaptığımız pek çok çalışmada sizler de hep yanımızda oldunuz. Kamuoyuyla aramızda güçlü bir bağ kurdunuz, sesimizi duyurmamıza katkı sundunuz. Verdiğiniz emek, gösterdiğiniz ilgi ve dostluğunuz benim için her zaman çok kıymetli oldu. Bu yıl Yönetim Kurulu Başkanlığı görevimi bırakıyorum” dedi.
Değerli basın mensupları, kıymetli Hatay halkı, sevgili meslektaşlarım, değerli yol arkadaşlarım,
Bugün burada, yalnızca bir görevi devreden biri olarak değil; hayatının önemli bir bölümünü bu kente, bu mesleğe ve bu meslek örgütüne adamış bir hekim olarak konuşuyorum.
İnsanın hayatında bazı sorumluluklar vardır; başlar ve biter. Ama bazıları zamanla insanın yalnızca görevi değil, hayatının bir parçası olur. Hatay Dişhekimleri Odası Başkanlığı benim için hep böyle oldu. Bu görev, hiçbir zaman sadece bir makam ya da unvan olmadı. Sorumluluğu vardı, yükü vardı, vicdani tarafı vardı. Kimi zaman mücadele ettik, kimi zaman omuz verdik, kimi zaman da sessizce ama direnerek ayakta kalmaya çalıştık.
Yıllar boyunca bu çatı altında yalnızca bir meslek örgütünü temsil etmedim; aynı zamanda mesleğimizin saygınlığını, hekimliğin onurunu ve toplum sağlığının ayrılmaz bir parçası olan ağız ve diş sağlığını savunmaya çalıştım. Çünkü ben hekimliği hiçbir zaman yalnızca teknik bir iş olarak görmedim. Biz bazen bir çocuğun korkusunu yatıştırırız, bazen bir yaşlının dinmeyen ağrısını hafifletiriz, bazen de zor duruma düşmüş bir insanın hayatına küçük ama gerçek bir dokunuşta bulunuruz. Hekimlik, insanın insana değdiği en sahici alanlardan biridir.
Bu yolculukta güzel günler de yaşadık, zor günler de. Fakat hepimizin hayatında derin bir iz bırakan en büyük kırılma, hiç kuşkusuz 6 Şubat depremleri oldu.
O gün sadece binalar yıkılmadı. Hayatlar dağıldı, anılar parçalandı, emekler yarım kaldı. Hepimiz bir yerden eksildik. Kimi evini kaybetti, kimi işyerini, kimi sevdiklerini. Kimi de içindeki huzuru…
Böyle zamanlarda insan, neye bağlı olduğunu ve kim olduğunu daha iyi anlıyor. Ben de o günlerde bir şeyi çok net hissettim: Hatay’ı bırakıp gitmek bana ve Aileme yakışmazdı. Çünkü bu şehir benim için
bu birikimi çoğaltarak taşır. Dilerim odamız, yalnızca mesleki sorunlara çözüm arayan bir kurum olarak değil; halkla bağ kuran, kentin derdiyle dertlenen, vicdanını diri tutan bir yapı olarak yoluna devam eder.
“Biz bu şehirde sadece Dişleri değil, Umudu da onarmaya çalıştık. Şehir belki yeniden inşa edilecek ama bizim kurduğumuz bu DAYANIŞAMA KÖPRÜSÜ hep ayakta kalacak”
Hatay’a gelince…
Bu şehir çok acı yaşadı. Çok şey kaybetti. Ama yine de ayağa kalkmayı bildi. Yaralıydı ama vakurdu. Yorgundu ama dirençliydi. Ben bu şehrin evladı olmaktan da bu şehirde hekimlik yapmaktan da gücüm yettiğince bu şehre hizmet etmekten de her zaman onur duydum.
Bugün buradan ayrılırken içimde tek bir istek var: Geriye kırgınlık değil, emek kalsın. Gürültü değil, iz kalsın. Unvanlar değil, samimiyet kalsın.
Eğer bunca yılın sonunda ardımda temiz bir hatıra, dürüstçe verilmiş bir emek ve iyi niyetle yürütülmüş bir mücadele bırakabiliyorsam, benim için en büyük karşılık budur.
Hepinize teşekkür ediyorum.
Ve tabiki en büyük Teşekkürüm ,benim en zor ve yorgun zamanlarımda sessizce yanımda duran, bu yoğun tempoda benden çok fedakarlık eden, gölgem ve sığınağım olan ,Halkına yıllarca Şifa dağıtmaya çalışan altın kalpli Eczacı eşim Cumanaya ve Can yoldaşlarım olan Evlatlarım İmat ve Seline olacak. Sağ olun, var olun. Hatay’ın da mesleğimizin de yolu açık olsun.”







