Hatay’ın küçükbaş hayvan ve büyükbaş hayvan besicileri kimisi hayvancılığı bırakmış, kimisi sorunları çözemediğinden bırakmanın eşiğine gelmiş, kimisi ise başka çaresi olmadığı için kendi yağı ile kavrulmanın derdine düşmüştür.
Amik Ovasının Aşağı Oba Köyü halen sular altında ve hayvancıların merası yok, ekini biçilen tarlalara ise sahip ya koymuyorlar, ya da sürerek, hayvanların hozanlardan yararlanmasını engelliyorlar.
Yine Kumlu ilçesindeki hayvanların bir karış meraları kalmadı, meraların hepsi TOKİ konut yaptı.
Süleyman Sertel hayvancılığı şartların ağır olduğundan bırakanlardandır. Devlet desteği olmadığı için 60 büyükbaş hayvan sığacak ahırım, ot makinem, tarlada mısır ve arpa ekmeme rağmen girdilerin yüksek oluşundan şimdilik hayvancılık yapmıyorum. Ne zaman ortam oluşur o zaman yaparım, diyor.
Cuma Düşoğlu 8 yaşından bu yana üç kardeş ve ailesi ile birlikte Aşağı Oba köyünde hayvancılık yapıyor. Bu sene Aşağı Oba Köyü sular altında kaldığı için ya ahırda ya da ekimi yapılan yerlerde hayvanları otlatmaya çalışıyor. Zor durumda olduklarını ve hayvanlarını, sütlerini, satamadıklarını ve devletin ithal hayvancılara destek veriyor, bize neden vermiyor, diye soruyor. Şimdi bize yardım etmeyecekse ne zaman yardım edeceğini söylemektedir.
Kumlu ilçesinde hayvancılık yapan Ahmet Uçar ise meralarının konut yapıldığını ve hayvanlarının otlatacak alanlarının kalmadığını ve devletin hayvancılara bir çözüm yolunu bulması gerektiğini ifade etmektedir.
Besici ve Sürü sahipleri ile görüşerek, hayvancılığın nereye gittiğini ve hayvancılığı bırakanların gün geçtikçe sayılarının arttığını gördük.
SÜLEYMAN SERTEL (HAYVANCILIĞI BIRAN)
Hayvancılığı Piyasa, Yem ve Sürdürebilirliği Olmadığı İçin Bıraktım.
Hayvancılığı piyasa ve fiyatların yüzünden bıraktım. Bizim mallar yerinde sayarken, arpanın, yemin, ilacın işçiliğin çok pahalı olduğu şartlarda hayvancılık yapmak imkansız hale geldi. Görüyorsunuz samanlar ve ahır boş olarak durmaktadır. Devlet bize hiçbir desteği vermiyor. Biz sözde hayvancılık yapıyoruz. Biz Avrupa gibi değiliz, ne sütün, ne yemin, ne işçiliğin desteklemesini alabiliyoruz. Koskoca mandırada hiçbir hayvan kalmadı. Benim 60 Büyükbaş hayvan vardı, hepsini sattım. Burası 1.5 dönüm ve yüz büyükbaş hayvan beslenebilir. Benim buralarda arazim var, arpa, mısır ekiyorum ama yine bırakmak zorunda kaldım. Bir inek alsam 250-300 bin bir buzağı 50 bin lira nasıl alacaksın? Yanlarımdaki hayvancılık yapan, aşağıda yapanlar benim gibi hayvancılığı bıraktılar.
Ben kredi için İş Bankasına gittim, onlarda bana “Biz kredi vermiyoruz, biz sadece 18 aylığına kredi veriyoruz” dediler. Hadi kredi aldım, hayvan öldü o zaman bankaya başka şeyler satarak ödemek zorunda kalacağım. Hadi bize üç-dört senelik verse çarkı döndürebiliriz. Bu 18 aylık krediyi yem desteği olarak veriyor, o da dana olacak, hem de erkek dana olacak şartı vardır. Parayı faizi ve ödüyor ve hayvanları sigorta yapmak zorunluluğu şart diyor. O sigorta hem de Ziraat Bankası sigortası olacak! Bu 1.5 milyonun eksper, sigorta, dosya derken zaten yüzde onu gidiyor. Şu an Amik gölünün olduğu mera alanları suyun altında kalmıştır. Hayvancılar merası olmadan hayvancılığı sürdüremezler. Devlet bizim gibi hayvancıların önünü açmadığı sürece hayvancılık yapılmaz. Kodamanlar yani zenginler Hobi olarak yapıyorlar. Zenginin oğlu, kıza istemiştir, para kazanıp, kazanmamışı önemli olmadığı için onlar yapar.
CUMA DÜŞOĞLU (HAYVANCILIK YAPIYOR)
Meralar Olmadan Hayvancılığı Sürdüremeyiz. Devlet Bize Yer Göstermelidir!
Ben 8 yaşından beri hayvancılık yapıyorum. Benim iki kardeşim ve babam bu işi ortak yapmaktayız. Yani öyle sıkıştık ki, devletin desteği dışında bu işi yürütemez hale geldik. Mera alanlarımız zaten kalmadı, ya sular altında kalıyor, ya da konuta açılmış durumdadır. Başka ekin biçilen yerlere gidiyoruz, bizi ekin biçilen, ürün kaldırılan yere sokmuyorlar, Jandarma, Devlet her türlü önümüzü kesmektedir. Biz Pazar sorunu yaşıyoruz. Yani pazarda malamızı satamıyoruz. Bakın ben 250 davarım var ve süt hiç sağmıyorum, peynir yapmıyorum, hepsini hayvanın yavruları emiyor. Çünkü süt ucuz 18 lira zaten onu da alan yoktur. Marketler bir ambalajla sütün fiyatını ikiye katlıyorlar. Biz emek veriyoruz, biz parasını koyuyoruz, her türlü işi biz yapıyoruz, bizim ürettiğimiz iki katına market satıyor! Mera olmadan ahırlarda 12 ay hayvan beslenmez. Ben üç ayda 400 bin yem parası vermişim. 100 bin ilaç 500 bin olmuş, yılda 2 milyon eder, zaten ben bir yılda 2 milyon kazanmıyorum ki!
Devletin ithal mal getirmesi bizim açımızdan büyük bir zarardır. Özellikle ithal mal yerine kendi yerli malımızı ve üreticilerimize destek çıksalar bizim taleplerimizi dikkate alsalar elbette hayvancılık bu günden daha çok yerlerde olur.
AHMET UÇAR ( SÜRÜ SAHİBİ)
İthal Et Bizim Hayvanların Fiyatını Düşürüyor.
Hayvancılar olarak bütün sıkıntıları yaşamaktayız. Bizim meralarımız, kalmadı, hayvanlara yem yetiştiremiyoruz. Ben kuzuyu yetiştirip, satmadıktan sonra ben bu işten ne anladım. Daha önce yem ucuzdu, hayvanlara bakıyorduk, devlet bizim meramızı, süt ve hayvan pazarlarını geliştirmeden biz hayvancılığı yürütmemiz mümkün görünmüyor. En büyük sıkıntımı ise ithal ettir. Bizim hayvanlar ithal et yüzünden yarı fiyatına düşmektedir. Aslında bizim ürettiğimiz hayvanlar ülkemize yeter, dışarıdan mal geldiği zaman bizim mallar para yapmıyor. Bütün insanlar hayvanın, eti, sütü, katığı ve yününden yararlanıyor. Neden yöneticiler bunu görmezler anlamıyoruz!
HÜSEYİN GÜLER
HATAY







