Anasayfa / Manşet / EMEKLİLER KİTLESEL BASIN TOPLANTISI İLE YAPILAN EMEKLİ ZAMINI PROTESTO ETTİ

EMEKLİLER KİTLESEL BASIN TOPLANTISI İLE YAPILAN EMEKLİ ZAMINI PROTESTO ETTİ

Emekliler Hatay’ın İskenderun ilçesinde Temmuz ayında belirlenen emekli maaşı artışlarına karşı kitlesel bir basın toplantısı ile protesto ettiler.

2021 Tüm Emekli-Sen’in öncülüğünde Hatay’ın İskenderun ilçesi Sağlıklı Yaşam Parkında kitlesel bir basın toplantısı yaparak, Hükümetin vermek istediği rakamların, artışlarının yeterli olmadığını dile getirdiler. Sendikanın eylemine sendikalardan, kitle örgütlerinden destek geldi.

Basın toplantısında eyleme katılan emeklilere mikrofon uzattık. Emekliler verilen zammın sadaka bile olmadığını, bu zamların zaten eridiğini söylediler.

Emekliler,  emeklilik kanunu ve zamlar konusunda radikal kararlar alarak ancak emeklilerin yaşam düzeyinin yükseltilebileceğini ifade ettiler.

Emekli maaşları ile ilgili 2021 Emekli-Sen adına İskenderun Şube Başkanı Mustafa Çankaya yaptı.

2021 Tüm Emekliler Sendikası İskenderun Şubesi olarak, TÜİK tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon verileri ve buna bağlı olarak emekli aylıklarına yalnızca altı aylık enflasyon farkının yansıtılmasına ilişkin değerlendirmemizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Bugün açıklanan enflasyon verileriyle birlikte emekli aylıklarına yapılacak artış oranı da belli olmuştur. Ancak bir kez daha görülmüştür ki açıklanan rakamlar, milyonlarca emeklinin günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı ekonomik gerçekliği yansıtmamaktadır. İktidar ve TÜİK, altı aylık enflasyon farkını emeklilere “zam” olarak sunmaktadır. Oysa enflasyon farkı zam değildir. Enflasyon farkı, yalnızca yaşanan fiyat artışlarının bir bölümünü telafi etmeye yönelik bir düzenlemedir. Gerçek zam ise yaşam koşullarını iyileştiren, alım gücünü artıran ve insan onuruna yaraşır bir yaşamı mümkün kılan artıştır.

Milyonlarca emeklinin açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiği bir ülkede yalnızca enflasyon farkı verilmesi, emeklilerin yıllardır biriken sorunlarını çözmeye yetmeyecektir. Çünkü emeklilerin kaybı yalnızca son altı aylık enflasyondan ibaret değildir. Emekliler uzun yıllardır gelir kaybına uğramış, alım güçlerini önemli ölçüde yitirmiş, ekonomik büyümeden ve toplumsal refahtan hak ettikleri payı alamamıştır. Bu nedenle açıklanacak enflasyon farkı ne kadar yüksek olursa olsun, geçmiş yıllarda oluşan kayıpları telafi etmesi mümkün değildir.

Bugün yapılması gereken; enflasyon farkının yanı sıra tüm emekli, dul ve yetim aylıklarına seyyanen zam yapılarak yıllardır eriyen alım gücünün yeniden kazandırılmasıdır. Seyyanen zam artık bir tercih değil, milyonlarca emeklinin insanca yaşayabilmesi için zorunlu bir ihtiyaçtır.

Emeklilerin yaşadığı sorun yalnızca açıklanan enflasyon oranları değildir. Asıl sorun, yıllarca çalışıp üreten, vergi veren ve prim ödeyen insanların bugün en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma getirilmiş olmasıdır. Milyonlarca emekli ayın ilk günlerinde maaşını kira, elektrik, su, doğalgaz ve mutfak giderlerine harcamakta, ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kalmaktadır. Market fiyatlarının sürekli arttığı bir ortamda emekliler artık ne almak istediklerini değil, hangi ihtiyaçlarından vazgeçeceklerini hesaplamaktadır. Et, süt, peynir, yumurta, balık ve meyve gibi temel gıda ürünleri birçok emeklinin sofrasından eksilmiş; sağlıklı beslenme lüks hâline gelmiştir.

Barınma sorunu da giderek ağırlaşmaktadır. Kira ödeyen emekliler gelirlerinin önemli bölümünü konut giderlerine ayırmak zorunda kalırken, kendi evinde yaşayanlar da artan enerji ve yaşam maliyetleri nedeniyle ciddi geçim sıkıntısı yaşamaktadır. Sağlık alanında da benzer bir tablo vardır. Muayene ücretleri, ilaç katkı payları ve tedavi giderleri emeklilerin omuzlarındaki yükü her geçen gün artırmaktadır. İnsanlar sağlıkları ile geçimleri arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadır. Oysa sağlık, parası olanın değil, herkesin eşit biçimde yararlanması gereken temel bir haktır.

Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emekli ile milyonlarca dul ve yetim yaşamaktadır. Sosyal devlet anlayışının gereği, bu insanların tamamının insan onuruna yaraşır yaşam koşullarına sahip olmasıdır. Ne var ki bugün emeklilik, huzur ve güven dönemi olmaktan çıkarılmış; geçim derdi ve yoksullukla özdeş hâle getirilmiştir. 2002 yılında en düşük emekli aylığı asgari ücretin üzerinde iken, bugün bilinçli ekonomik tercihler sonucunda milyonlarca emekli asgari ücretin çok altında gelirlerle yaşam mücadelesi vermektedir.

Ülkemizde üretilen her değer; işçinin, memurun, çiftçinin, öğretmenin, sağlık emekçisinin, mühendisin ve emeklilerin ortak emeğinin ürünüdür. Bugün emekli olarak yaşam mücadelesi veren insanlar, yıllarca bu ülkenin kalkınmasına katkı sunmuş, üretmiş, vergi vermiş ve prim ödemiş yurttaşlardır. Dolayısıyla emeklilik bir lütuf değil; yıllarca verilen emeğin ve ödenen primlerin karşılığı olan anayasal ve sosyal bir haktır.

Buradan bir kez daha soruyoruz: Ekonomi büyüyorsa emekliler neden yoksullaşıyor? Milli gelir artıyorsa emeklilerin payı neden küçülüyor? Ülkenin kaynakları büyürken emeklinin sofrası neden her geçen gün küçülüyor?

Bugün yalnızca emekliler değil; işçiler, memurlar, çiftçiler ve dar gelirli milyonlarca yurttaş da hayat pahalılığı karşısında her geçen gün yoksullaşmaktadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik toplumun ortak sorunu hâline gelmiştir. Bu nedenle emeklilerin mücadelesi yalnızca emeklilerin değil; emeğiyle geçinen herkesin ortak mücadelesidir.

2021 Tüm Emekliler Sendikası olarak taleplerimiz açıktır:

  • En düşük emekli, dul ve yetim aylığı en düşük memur maaşı düzeyine yükseltilmelidir.
  • Açıklanan enflasyon farkına ek olarak tüm emekli, dul ve yetimlerin kök aylıklarına insanca yaşam koşullarını sağlayacak düzeyde acilen seyyanen zam yapılmalıdır.
  • Emekli aylıkları gerçek enflasyon ve yaşam maliyetleri esas alınarak güncellenmelidir.
  • Aylık bağlama oranları yeniden yükseltilmelidir.
  • Emekli, dul ve yetimlere yılda dört kez ikramiye ödenmelidir.
  • Muayene ücretleri, ilaç katkı payları ve sağlık alanındaki tüm kesintiler kaldırılmalıdır.
  • Elektrik, su, doğalgaz ve temel gıda ürünleri üzerindeki vergi yükü azaltılmalı; emeklilere yönelik sosyal destekler artırılmalıdır.
  • Emeklilerin barınma hakkını güvence altına alacak sosyal politikalar hayata geçirilmelidir.
  • Gelirde ve vergide adalet sağlanmalı, ekonomik büyümenin ve millî gelir artışının sonuçlarından emekliler de hak ettikleri payı almalıdır.
  • Emeklilerin sendikal örgütlenme hakkı güvence altına alınmalıdır.

Biz emekliler sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Lütuf değil, insan onuruna yaraşır bir yaşam talep ediyoruz. Emeklilik yoksullukla özdeşleştirilemez. Bu ülkeye yıllarca emek vermiş insanlar, hayatlarının en kırılgan döneminde yoksulluğa terk edilemez

HÜSEYİN GÜLER

HATAY

 

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir