Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, 9 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle, kadınların sorunları ve kadın mücadelesi hakkında yazılı bir basın açıklamasında bulundu.
CHP Milletvekili Nermin Yıldırım Kara açıklamasında, Kadın cinayetlerine dikkat çekerek görüşlerini şöyle dile getirdi:
“Ülkemizde her 8 Mart, ne yazık ki aynı sorunların ve şikayetlerin dile getirilmesiyle ancak bunların çözümsüz kalmasıyla geçiyor. Bu süreci, cumhuriyetin kurucu felsefesine karşı çıkılmasından ayrı düşünemeyiz. Cumhuriyetin sadece bir rejim adı olmadığı; yurttaş olmanın, yurttaş haklarının ne anlama geldiği bu süreçte daha iyi anlaşılmıştır. Bunu en iyi anlayanlar da kadınlar olmuş; özellikle ekonomik yaşama katılmayı, kanunlar önünde eşitliği, kamusal alanda var olmayı her zamankinden daha bilinçli biçimde savunmaya başlamışlardır.
Cumhuriyet, kadın hakları alanında Türkiye’yi çağdaş dünyanın öncü ülkelerinden birisi haline getirmiştir; bugün kadın hareketinin görevi, bu mirası korumak ve cumhuriyet bayrağını ileriye taşımaktır.
NERMİN YILDIRIM KARA: KADINA YÖNELİK ŞİDDET KENT-KIR AYIRMIYOR
Ne yazık ki bu 8 Mart’a da kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın gölgesi altında gelindi. TÜİK’in 2024 yılına ait Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, kadınların eşit yurttaşlık mücadelesinde aşılması gereken çok engel bulunduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu araştırmaya göre kadınların yüzde 12’si fiziksel, yüzde 18’i ekonomik, yüzde 28’i psikolojik şiddet olmak üzere ömür boyu şiddete maruz kalmıştır.
Genel olarak, medeni durum açısından bakıldığında, boşanmış kadınların şiddete karşı en savunmasız kesim olduğu anlaşılıyor: Boşanmış kadınların yüzde 41’i yaşam boyu fiziksel şiddete maruz kaldığını söylerken yüzde 62’si psikolojik şiddete, yüzde 42’si de ekonomik şiddete uğradığını belirtmiştir.
Eğitim seviyesi açısından sınıflandırıldığında da ortaokul ve altı düzeyde eğitim alan kadınların daha fazla şiddet gördüğü tespit edilmiş; bu durum özellikle ekonomik şiddet söz konusu olduğunda belirgindir: Bir okul bitirmeyen kadınların yüzde 31’i ekonomik şiddete uğradığını belirtirken bu oran yüksekokul mezunu kadınlarda yüzde 8’e kadar düşmektedir.
Şiddetin kimler tarafından uygulandığı incelendiğinde de kadınların yüzde 66’sının aileden biri tarafından ekonomik şiddet gördüğü, yüzde 56’sının eşi ya da birlikte olduğu kişi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakıldığı görülüyor. Kentte veya kırda yaşamanın kadınlar açısından, daha güvende olmak açısından bir fark oluşturmadığı anlaşılıyor.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ise sadece 2026’nın ocak ayında 22 kadının öldürüldüğünü; 2025 yılında öldürülen ve şüpheli biçimde ölen kadın sayısının 591 olduğunu açıklamıştır.
Veriler, kadına yönelik şiddetin halen önemli bir toplumsal sorun olduğunu, öte yandan bu sorunların bazı kadınlar için daha da ağır biçimde yaşandığını gösterir. Kadınların iş yaşamına katılarak ekonomik bağımsızlık ve güvence elde etmeleri, eğitim almaları onlara göreceli de olsa bir koruma sağlamaktadır.
NERMİN YILDIRIM KARA: KADIN HAKLARINI VE CUMHURİYETİ TARTIŞMAYA AÇANLAR AYNI KİŞİLERDİR
Ülkemizdeki bir kısım çevrelerin doğum oranlarındaki düşüşü, ekonomik krizi, neredeyse her toplumsal sorunu kadınların eğitim almasına, kendi ayakları üzerinde durmasına bağlaması bu veriler ışığında başka bir anlam kazanıyor. Boşanmaktan adeta kötü bir şeymiş gibi söz edenler, kadınların itaatsizliğinden şikayetçi olanlar (!) kadınların haklarına ve güvencelerine karşı açık veya örtük bir saldırı başlatmış durumdalar. Bu saldırı öyle bir noktaya vardı ki KADER gibi iktidara yakın kadın hakları savunucuları bile “aile düşmanlığıyla”, “fesat çıkarmakla” suçlanabiliyor. İstanbul Sözleşmesinden çıkan, kadına şiddetin abartıldığını söyleyebilen zihniyet, bu çevrelerin suç ortağıdır.
Kadınları ikinci sınıf bir cinsiyet olarak görenler karşılarında eğitimli, meslek sahibi, medeni haklarını bilen ve savunan kadınlar bulmaktan korkuyor; kadınların nafaka hakkına bile tahammül edemiyor. Kadın hakları her alanda tartışmaya açılıyor; tartışmaya açılamıyorsa küçümseniyor, önemsizleştiriliyor. Kadın haklarını tartışmaya açanlarla cumhuriyete karşı çıkanlar, genellikle aynı kişilerdir. Kadını eve kapatmak isteyenler, cumhuriyeti de geride bırakılması gereken bir durak gibi görenlerdir.
NERMİN YILDIRIM KARA: KADINLAR SÜSLÜ SÖZLERİN ALTINDAKİ SÖMÜRÜYÜ GÖRÜYOR
Kadınların eğitim almasına, çalışmasına, kamusal hayatta erkeklerle eşit biçimde var olmasına, boşanma ve nafaka hakkına sahip çıkmak, bu haklar için mücadele etmek her geçen gün daha fazla önem kazanıyor.
Kadınlar, “Kadının fıtratı çalışmaya uygun değildir, kadının yeri evidir, kadının tek mesleği anneliktir” gibi süslü sözlerin altında kendilerini bekleyen sömürünün ne anlama geldiğini idrak etmiş, görmüş durumdalar.
İstanbul Sözleşmesine yeniden dönülmesi, kadına yönelik şiddetin cezalarının artırılması, kadınların iş gücüne katılımlarının artırılması, toplumdaki cinsiyet ayrımcılığına karşı uzun erimli, çok yönlü bir mücadele yürütülmesi gerekiyor. Her görüşten kadınlar bu mücadeleye destek olurlarsa, 8 Mart artık bir zafer günü olarak kutlanabilecektir.”







