Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 37,82 / Satış: 37,97
€ EURO → Alış: 41,68 / Satış: 41,85

DAHA FAZLA OYALAMA DAHA FAZLA İNSANLIK SUÇUDUR!

DAHA FAZLA OYALAMA DAHA FAZLA İNSANLIK SUÇUDUR!
  • 25.12.2020
  • DAHA FAZLA OYALAMA DAHA FAZLA İNSANLIK SUÇUDUR! için yorumlar kapalı
  • 672 kez okundu

OHAL İŞLEMLERİ İNCELEME KOMİSYONU’NUN GÖREV SÜRESİNİN UZATILMAS KABUL EDİLEMEZ!

Hatay KESK Şubeler Platformu OHAL inceleme komisyonunun görev süresinin uzatılmasının kabul edilir olmadığını ifade etti. Konuyla alakalı KESK Hatay Şubeler Platformu adına Özgür Tıraş imzalı açıklama yayınlandı. Yayınlanan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bir yandan sürekli mutasyon geçirerek daha saldırganlaşan, daha otoriterleşen, daha baskıcı rejimin yönelimleriyle bir yandan da covid-19 belasıyla mücadele ediyoruz. Her yeni güne yeni bir hukuksuzlukla, yeni bir keyfilik ve yeni bir sınır tanımazlıkla uyanıyoruz.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün sadece iktidar için geçerli olduğu, daha da ötesi her türlü hakareti etmeyi, tehdidi savurmayı kendine hak gördüğü bir rejim ile yönetiliyoruz.

İçeride anayasasızlaşma süreci artık kanunların da keyfe göre uygulandığı ya da uygulanmadığı bir hal alırken “bu kararlar bizi bağlamaz” denilerek altına imza atılan uluslararası sözleşmeler ve mahkeme kararlarının da yok hükmünde sayıldığı, ülkemize özgü faşizm denilebilecek tek adam rejimi artık ülkeyi yönetememektedir. Yönetememe krizi derinleştikçe ise rejim saldırılarını artırmaktadır.

Pandemi de sendikal hak ihlallerinde bir azalmaya yol açmamış, aksine sendikal hak ve özgürlükler fiili olarak yasaklar kapsamına alınmıştır. İktidarın sermayeyi esas alan salgın politikalarına karşı açıklama ve etkinlik yapan birçok üyemiz baskılarla, mobbing ve ayrımcılıkla karşılaşmıştır. Özellikle PTT’de çalışan sendikamız HABER SEN’in çok sayıda yönetici ve üyesinin sürgün edilmesine son olarak MYK üyesi İbrahim Damatoğlu ve BTS Genel Sekreteri İbrahim Özdemir de eklenmişlerdir. Bursa’da ise EĞİTİM SEN üyesi 6 eğitim emekçisi il içi sürgüne tabi tutulmuşlardır. Diyarbakır başta olmak üzere farklı sendikalarımızın çok sayıda üye ve yöneticisi sendikal eylem ve etkinlikler nedeniyle gözaltına alınmış, kimisi tutuklanmıştır. Birçok üyemiz baskıların yoğunlaştırılması ve mobbing ile ya da kurum idarecileri tarafından istifaya zorlanmış, yandaş sendikalara yönlendirilmiştir.

AKP+MHP iktidarı OHAL sürecini kendi iktidarı, siyasal hedef ve amaçları ile rant için fırsata çevirirken 19 Temmuz 2018 tarihi itibariyle kalkmış olsa da fiilen devam eden OHAL uygulamalarını adım adım yasal duruma kavuşturma adımlarını hayata geçirmeye devam etmektedir.

Komisyonun defalarca uzatılan görev süresi 23 Ocak 2021 tarihinde sonra erecek iken 24.12.2020 tarihinde 1 yıl daha uzatılacağı açıklanmıştır. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun görev süresinin uzatılması kabul edilemez, aksine lağvedilerek aldığı ret kararları yok hükmünde sayılmalıdır.

OHAL’in devamını sağlayan düzenlemelerden biri 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26’ncı maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35’inci maddedir. Düzenleme ile keyfi ihraçların devamı sağlanmış, uygulama sürekli hale getirilmiştir. OHAL kalkmış olmasına rağmen bu maddeye dayanarak sendikamız TÜM BEL-SEN’in en az 36, SES’in 10, EĞİTİM SEN’in 4, HABER-SEN’in 3 ve BES’in 1 üyesi Bakanlık onayı ile hukuksuzca ihraç edilmişlerdir. KHK ile ihraçlarda olduğu gibi burada da “seni irtibatlı ve iltisaklı kabul ederek ihraç ediyoruz, suçlu olmadığını kanıtlamak bizim değil senin sorunun” mantığıyla hareket edilmektedir.

OHAL uygulamalarından biri de kadrolaşmanın aracı olarak kullanılan güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırmaları olmuştur. Binlerce kamu emekçisi adayı KPSS’de yüksek puan almalarına rağmen güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırması nedeniyle göreve başlatılmamıştır.

Diğer bir örnek ise TBMM’e ye sunulan “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi”dir.

Bu kanun teklifiyle Türkiye’de zaten son yıllarda giderek artan bir baskının hedefi olan sivil toplum kuruluşları ve dernekler adeta tabela durumuna düşürülmek, etkisizleştirilmek ve kriminalize edilmek istenmektedir. Böylece muhalif belediyelere uygulanan kayyum politikasının derneklere de uygulanmasının yolu açılmaktadır.

Bilindiği üzere; ‘kişiye özgü çıkarılan’ KHK’ler eliyle Resmi Gazete’de isimlerinin yayınlanmasıyla on binlerce kamu emekçisi ihraç edilmiştir. Kamu emekçilerinin hukuka uygun olarak kazanılmış sosyal ve ekonomik hakları, masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, savunma hakkı da ihlal edilerek idari tasarrufla hukuka aykırı olarak ellerinden alınmıştır.

Tek Adam Rejiminde örgütlenme, düşünce ve ifade özgürlüğü, seyahat hakkı, toplu eylem, gösteri ve toplantı hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin yanı sıra en temel vatandaşlık hakkı olan çalışma hakkı da gasp edilmiştir.

Öte yandan eğitim görme hakları, bankaların hesap dahi açtırmak istememesi, çalışma ruhsatlarının ve diplomalarının kısıtlanması, sigorta şirketlerinin ihraç edilenlere ödeme yapmaması gibi baskılarla medeni kanundaki temel hakları gasp edilmiştir. Seçilen Belediye Başkan ve belediye meclis üyelerinin mazbatalarının verilmemesi, sendika yönetim kurullarına seçilen sendika üyelerine yönetici olamayacakları gerekçesiyle davalar açılması, oturdukları apartmanlarda yönetici dahi olamayacaklarına dair KHK hükmü vb uygulamalar ile seçme seçilme hakları ellerinden alınmıştır. Yüzbinlerce kişi fiilen vatandaşlıktan çıkarılmış, sosyal ölüme terk edilmek istenmiştir. Çok ileri düzeyde engelli raporu bulunanlardan engelli yakını aylığı başvurularının dahi “eşinin KHK’li olmasından dolayı” reddedilmesinin hukuken en ufak bir karşılığı olmadığı, büyük bir hınç, kin ve insanlık dışı intikamcı bir zihniyeti barındırdığı açıktır.

O günden bugüne “ağaç kökü yesinler”den, “kuru ekmek yiyiyorlarsa aç değildirler”e gelinmiş, ülkenin en az yarısını vatandaş görmeme zihniyetinde bir değişim yaşanmamıştır.

23 Ocak 2017 günü 685 sayılı OHAL KHK’si ile iki yıllık süre içinde kamudan ihraç edilmiş yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç başvurularını değerlendirmek ve karar altına almakla görevlendirilmiş olmasına rağmen aradan neredeyse 4 yıl geçmiş, Komisyon hala 16.050 dosyayı karara bağlamamıştır. Karara bağladığı dosyaların %88,5’ini ise ret etmiştir.

Komisyon, son resmi açıklamasını 2 Ekim 2020 tarihinde yapmıştır. Hala karara bağlanmayan 16.050 başvurunun 2.630’u KESK’lilere aittir.

Komisyon 2 Ekim 2020 tarihli açıklamasında tüm başvuruların %87’sini karara bağladığını ifade etmektedir. Ancak KESK’lilerin dosyalarının (4267 ihraç dosyası)  sadece %38’i karara bağlanmış, %62’si ise 4 yıldır hala karara bağlanmayı beklemektedir! Komisyonun son aylarda çok bariz şekilde oldukça az sayıda dosyayı karara bağlaması ise manidardır ve iktidardan buna dair talimat aldığı şeklinde yorumlanmaktadır.

Karara bağlanmayı bekleyen dosyaların çoğunluğunun barış akademisyenlerinden ve haklarında istihbarat raporları, mahkeme kararları, savcılık soruşturmaları vb. herhangi en ufak bir isnat bulunmayanlardan oluştuğu bilinmektedir. Komisyon ve iktidar oyalamayı uzatabildikçe uzatmayı, mağduriyeti işkenceye dönüştürmeyi, bu arada üniversitelerde ve kamuda kadrolaşmasını tamamlamayı düşünmektedir.

Bu konuda her gün yeni bir kanıt da ortaya çıkmaktadır. Son ve önemli örneğini iki gün önce Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca açıklamıştır. Sayın Biçer Karaca, görüşmede Komisyon Başkanının “OHAL İnceleme Komisyonunun kuruluş kanunu gereği yargı kararları bizi bağlamaz, komisyon idari karar verir. Mahkemelerden daha geniş araştırma ve soruşturma yapma yetkimiz var ve biz bu yetkiyi sonuna kadar kullanacağız… Haklarında hiçbir delil bulunmaz ise kurum görüşü istenecek, gelen kurum görüşlerine göre de görevlerine iade edilip edilmeyeceğine ilişkin karar vereceğiz’ dediğini belirtmiştir.

Komisyon Başkanı bizim başından itibaren söylediğimizi teyit etmiş, doğrulamıştır: Ortada bir yargı süreci değil idari süreç işlemekte, mahkeme kararları yok sayılmakta, kurum yöneticilerinin görüşleri ve istihbari bilgiler esas alınmakta, son noktada ise iktidarın idari organı olan komisyon karara bağlamaktadır. Komisyon başkanı AYM kararlarının derhal uygulanma zorunluluğunun dahi Komisyon tarafından yok sayıldığını görüşmede açıkça ifade ederek anayasasızlaşma sürecinin bir parçası olduklarını da itiraf etmiştir.

Bu vesile ile ihraç edilen üyelerimizin çalıştıkları kurumların yetkililerine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; bu hukuksuzluk sürecinin bir parçası olmayın. Haklarında herhangi bir yargı kararı, soruşturma ve kovuşturma olmasa da sizlerin görüşlerinin esas alınacağını Komisyon Başkanı bizzat ifade etmiştir. Dolaysıyla başvurusu ret edilen her bir üyemizin vebali ve hukuki sorumluluğunun bir parçası olmak istemiyorsanız komisyonun işlediği suça ortak olmayın!

Başvurusu ret edilenlerin itiraz ettiği İdare Mahkemeleri de Komisyonun hızıyla hareket etmekte ve çok büyük oranda komisyonun ret kararlarını onaylayarak süreci yıllara yayma görevini devam ettirmektedirler. İhraçların ağırlıkta olduğu dört sendikamıza ait veriler idare mahkemelerinin yaklaşımını da gözler önüne sermektedir.

920 başvurudan şu ana kadar 62’si karara bağlanırken, 57’si başvurunun reddi şeklinde olmuştur. İdare mahkemelerinin ret kararları sendikalarımız tarafından İstinaf Mahkemelerine götürülürken oralardaki sürecin ne kadar süreceği ise bilinmemektedir.

Görüldüğü üzere OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu ve mahkemelerin oyalama ve idarenin kararlarını onama politikası işkenceye, cezalandırmaya dönüştürülmüştür.

Dört bir yandan kuşatmaya dönüştürülen bu cezalandırma politikası nedeniyle insanlar yaşamlarını yitirmiş, ağır hastalıklara yakalanmış, tedavi olanağı dahi bulamamışlardır. Yurtdışında tedavi görenler pasaport yasağı nedeniyle gidememiş, hastalıkları ilerlemiş, yaşamlarının geriye kalan kısmını yatağa bağımlı halde geçirenler olmuştur. Sendikamız BES Diyarbakır Eski Şube Başkanı Ahmet ÇOBAN, BES üyesi Necdet KALKAN, SES Malatya eski şube eş başkanı Bülent Uçar, KESK’li Mücahit Karataş ve Ömer Faruk Arsoy gibi çok sayıda kamu emekçisi ise sürecin yüküne daha fazla dayanamayarak geçirdikleri ağır hastalıklar sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir. Bu arkadaşlarımız yaşamlarını yitirdikten sonra evlerine işe iade kararları gönderilmiştir! Onlarca ihraç kamu emekçisi yaşadıkları bu haksızlıklara dayanamayarak intihar etmiştir. Yaşananlar yargısız infazın başka bir türüdür ve buna yol açanların bir gün yargı önünde hesap vereceklerine inanıyoruz.

Oysa komisyonun kurulması için teşvik eden, bu noktada iktidarla işbirliğine giden AİHM’in tüm yetersizliğine, eksikliğine ve dengeci kararına rağmen, ihraçlara ilişkin kısa süre önce açıklanan ilk kararında önemli tespitler bulunmaktadır. Basına yansıdığı kadarıyla kararda; Türkiye’deki yerel mahkemelerin işten atılmaya itirazla ilgili temyiz başvurusunu esaslı bir şekilde incelemediği ve kanunda kendisine verilen yetkiyi yeterince kullanmadığı, işten atılmaya gerekçe gösterilen Kanun Hükmünde Kararname’de (KHK) herhangi bir usul güvencesi getirilmediği, bu nedenle, işverenin çalışanı, üstünkörü, kişiselleştirilmiş akıl yürütmeye bile gerek görmeden kararnamede tanımlanan yasa dışı yapılardan birine ait, bağlantılı veya bağlantılı olarak kabul etmesinin yeterli görüldüğü vurgulanmıştır.

Dolaysıyla hukuki niteliği bu kadar tartışmalı olan OHAL Komisyonu’nun, hala görevini sürdürüyor olması gerek anayasamız ve gerekse de uluslararası hukuk açısından suçtur, hukuk tanımamazlıkta ısrardır.

Bu nedenle buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:

Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören, hükümetin noteri gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun görev süresinin uzatılması kabul edilemez, aksine lağvedilerek aldığı ret kararları yok hükmünde sayılmalıdır.

Haklarında memuriyeti engelleyen herhangi kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir. 

Hukuksuz ihraçlardan dolayı mağdur olan tüm kamu emekçilerinin maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalıdır.

Mağdur olan ihraç kamu emekçilerinin mağduriyet giderilinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğimizi bu vesile ile bir kez daha hatırlatıyoruz.”

DÜNYA BANKASI HEYETİ, HATAY’DA BİR DİZİ ZİYARETLERDE BULUNDU
Hatay’a gelen Dünya Banaksı bir dizi ziyaretlerde bulunduğu belirtildi. Hatay’a gelen Dünya Bankası ECA Bölgesi Operasyonlar Direktörü Carolina Sancnez-paramo, Dünya...
HATSU EKİPLERİ, BAYRAM SÜRESİNCE TEYAKKUZDAYDI
Hatay Büyükşehir Belediyesi, Ramazan Bayramı süresince vatandaşların bayramı sağlıklı ve huzurlu geçirebilmesi için tüm birimleriyle sahadaki çalışmalarını kesintisiz sürdürdü. Hatay...
TARAFTEARLAR DERNEK BAŞKANI ERGİN’DEN ÇAĞRI: HATAYSPOR ARMASININ PEŞİNDE OLANLARI MAÇA DAVET EDİYORUM!
Hatayspor Taraftarlar Dernek Başkanı Sadullah Ergin, Hatayspor armasının peşinde olanları Hataspor-Eyüpspor maçına davet etti. Başkan Sadullah Ergin taraftarlara şöyle seslendi:...
<strong>HATAY MİLLETVEKİLİ NECMETTİN ÇALIŞKAN: BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ İŞLİYOR, SOYKIRIM GÖZLERDEN KAÇIRILIYOR!</strong><strong></strong>
Saadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Son günlerde yaşanan olayların bir tesadüf olmadığına vurgu...
SAMANDAĞ BELEDİYE BAŞKANI EMRAH KARAÇAY, 27 NİSAN’DA BİR YILLIK  İCRAATLARINI AÇIKLAYACAK!
Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, seçildiği bir yılı geride bırakırken, yaptığı icraatları 27 Nisan’da Samandağ Kültür Merkezi’nde düzenleyeceği toplantıda Samandağ...
“ZEUGMA’DAN ANTAKYA’YA MEDENİYETLER BULUŞUYOR “SERGİSİ AÇILDI
Antakya’da Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi, “Zeugma’dan Antakya’ya Medeniyetler Buluşuyor” sergisine ev sahipliği yapıyor. Açılış programına Gaziantep Vali Yardımcısı Bülent Uygur,...
HATAY’DAN EKREM İMAMOĞLU’NA BÜYÜK DESTEK!
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na Hatay’dan imza kampanyasına büyük destek veriliyor. 6 Şubat Depreminde Hatay’a yaptığı...
HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MEHMETÖNTÜRK’TEN SAĞDUYUYA DAVET
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, “Hatay’ımız boykotla değil; dayanışmayla, tüm farklılıklarımızla bir arada olmayla, alışverişle, ticaretle ayağa kalkar” diyerek...
HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN YAYLADAĞI’NA HALI SAHA MÜJDESİ
Hatay Büyükşehir Belediyesi, seçim sürecinde verdiği sözleri hızla hayata geçirerek şehre yeni yatırımlar kazandırmayı sürdürüyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri...
İŞÇİ PARTİLİ EMRAH KARAÇAY AKP’YE Mİ GEÇİYOR?
Hatay’ın Samandağ Belediye Başkanı İşçi Partili Emrah Karaçay’ın AKP’ye geçeceği iddia edildi. 31 Mart 2024 Yerel seçimlerinde Emrah Karaçay’la  yol...
SAMANDAĞ BELEDİYESİ İŞÇİ PARTİLİ MECLİS ÜYELERİ KURTULUŞ OKUR VE ÖZGE KİMYON UYSAL BAŞKAN EMRAH KARAÇAY’A AĞIR ELEŞTİRİLER YÖNELTİP PARTİLERİNDEN İSTİFA ETTİLER
Hatay’ın Samandağ Belediyesi  İşçi Partili Belediye Meclis üyeleri Kurtuluş Okur ile Özge Kimyon Uysal, Başkan Emrah Karaçay’a ağır eleştirilerek yönelterek...
HATSU, ARSUZ’DA DEV İÇME SUYU PROJESİNİ HAYATA GEÇİRDİ
Hatay Büyükşehir Belediyesi , “Güçlü Altyapı, Güçlü Hatay” anlayışı ile sağlıklı ve kayıpsız şekilde su iletimini sağlamak için hazırladığı projelerin...
HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN KIRIKHAN’A SPOR MÜJDESİ
Hatay Büyükşehir Belediyesi , gençlerin ve çocukların sporla buluşmasını sağlamak amacıyla ilçelere modern halı sahalar kazandırmaya devam ediyor. Hatay Büyükşehir...
ARANAN 4 KİŞİ İSKENDERUN VE ANTAKYA’DA YAKALANDI
Hatay’ın İskenderun ve Antakya ilçelerinde  çeşitli suçlardan aranan 4 kişi yakalandı. Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada,  Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlilerince aranan...
ALKOLLU ARAÇ KULANAN SÜRÜCÜYE 21.694 LİRA CEZA VE EHLİYETİNE 6 AY EL KONULDU
Hatay’ın Belen ilçesinde alkollü araç kullanan sürücüye, 21. 694 lira ceza ile ehliyetine 6 ay el konulduğu belirtildi. Hatay Valiliğinden...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ