Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 5,70 / Satış: 5,72
€ EURO → Alış: 6,32 / Satış: 6,34

SON DAKİKA

ENSTRATEJİK İL, HATAY

Halil Yılmaz
Halil Yılmaz
  • 18.03.2019
  • 199 kez okundu

Ben olay ve olgulara, hiçbir davranış ve yazımda; kişiler ve kişisellik ölçeğine inme sığlığına düşmedim. Toplumları ayakta tutan, yaşamı her sabah yeniden kuran– üreten en kutsal değer kol ve kafa emekçileri… Ezen – ezilen, mazlum – mağdur gibi temel dinamikleriulusal düzlemde değerlendirmenin daha sağduyulu olacağına inana geldim.

Yazılarımın ana omurgasını ulusal çıkarlarımız, her şeyimizi borçlu olduğumuzAtatürk Cumhuriyeti’ninonulmaz sevdası oluşturur.Bu onulmaz sevdam: Atatürk’ün antiemperyalizme dayanan tam bağımsızlıkçı Kemalist Kuramıdır.Çünkü Kemalizm halkımın özgür, bağımsız, güven ve erinç içinde yaşamasını sağladı.

Şu durum değerlendirmesini yapmayı tarihsel bir duyarlılık, sorumluluk ve görev biliyorum.

Bu belalı coğrafyada 100 yıl barış içinde yaşayan başka bir ulus yoktur.Ülkemiz, Dünya için üç kıtayı karadan ve denizden birbirine bağlayan ne denli önemli bir jeopolitik ve jeostratejik öneme sahipse…Gaziantep, Kilis gibi özellikle ilimiz Hatay da, ülkemiz ve bölgemiz için o denli bir öneme sahiptir.

Atatürk’ün ölüm döşeğinde bile “Hatay, Benim kişisel davamdır, Hatay’ı mutlaka alın!” öngörülü ısrarının stratejik önemi şimdi, 80 yıl sonra anlaşılıyor.

Atatürk’ün dâhiyane öngörüsüyle Hatay, ulusal sınırlarımız içinde olmasaydı…Küresel emperyalizmin kan gölüne çevirdiği, taş taş üstünde bırakmadığı Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde… Bizim de güneyimizde kurulmak istenen“İsrail –Kürdistan’ı” çoktan yaşam bulmuş… Hatay üzerinden Akdeniz’e ulaşmış olurdu.

İlimiz de ülkemiz ve bölgemiz gibi; en stratejik konuma, kadimden gelen en duyarlı demografik yapıya, farklı mozaikselkültürel (Semavi Dinler) zenginliğe sahiptir.

Gaziantep ve Kilis’ten sonra ilimiz HATAY’IN Güneyi ve Doğusu ateş çemberi içindedir. İDLİP’DE, HATAY’I bir gecede yutabilecek insan ciğeri yiyebilen cani, eli kanlı Vandallar sürüsü bekliyor.

ABD ve Yahudi Vahabi Zihniyeti: Suriye’nin Kuzeyinde, Fırat’ın Doğusu ile Barzani – İsrail Kürdistan’ını birleştirmek… Batısında iseMünbiç, Carablus, Afrin, Halep, İdlip ve Laskiye’nin Kuzeyi –  Komşu Suriye topraklarında: Özgür Suriye Ordusu denetiminde – radikal “İhvanı Müslim Kardeşler”anlayışına bağlı…Suriye muhalefetinin toplanacağı özerk bir eyalet – otonom bölge tasarlıyor. Emperyalizmin bu kurgusu Gaziantep, Kilis veözellikle de ilimiz Hatay için potansiyel kaygı, endişe ve tehlike oluşturuyor.

Dilerim ki: Cumhuriyet Tarihi’mizin hiçbir aşamasında görülmeyen baskıya, korkuya, gericiliğe, adaletsizliğe, umutsuzluğa, ayrıştırıcılığa, ayrımcılığa… Çağ dışı anlayışın egemen olduğu siyaset kokan kirlenmiş vicdanlara, tutsak edilmeye… Deli gömleğini giyme aymazlığına… Akıl, mantık ve sağduyunun teğet geçebileceği bilinmezliğeilimiz HATAY düşmez.

Yerel yönetimler: Muhtarlık, Belediye Meclis üyelikleri, Belediye Başkanlık seçimleri elbette demokrasinin doğup büyüdüğü beşiktir. Fakat gittikçe kirlenen – çamurlaşan ve halkı geren bir ivme kazanan siyasi mücadele… Ülkenin gelip dayandığı açlıkla karşı karşıya kalma “BEKASI” sorununu değil… Kendi siyasi geleceklerinin “BAKA” belasına düşenler… Kendilerinden olmayanları “Vatan Haini – Terörist” ilan etmenin… Cennet vaat etmenin (Şirk) dayanılmaz hafifliği – aymazlığını da aşarak soğan, hıyar satmaya başladı. Çünkü hiçbir yangın benzemiyor, mutfaklardaki “Tencerenin” yangınına.

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Lütfü Savaş’ın bir konuşmasında; son derece yerinde ve sağduyu içinde… İlimizin olumsuz yönde değişen nüfus yapısı, ekonomisi, asayişi ile ilgili yaptığı “Durum Değerlendirmesi”ne… İçişleri Bakanlığının soruşturma başlatmasını; konuştuğum çok sayıda yurttaş tarafından siyasi kaygı kaynaklı, haksız, talihsiz… “Kendi Ayağına Kurşun Sıkmak” olarak değerlendiriliyor. Halk içinde hiçbir karşılık bulamayan bu soruşturmanın; Sayın “SAVAŞ’IN” lehine, kırgın ve küskün safları sıklaştırdığı gözlemleniyor.

Hataylı tüm hemşerilerime!Hiçbir kişisel kırgınlık ve küskünlük duygusuna kapılmadan… Sağduyumuzu kaybetmeden… İlimizin jeopolitik, jeostratejik ve demografik yapısı duyarlılığı içinde… “Etnik ve mezhepsel” ayrımcılık anlayışının ayaklar altına alındığı bir il olma şansını yitirmemesidir.

Başka bir anlatımla 4 Bin yıllık “Semavi Dinlerin Kutsal Kenti’nin”; kadim tarihinden gelen çok renkli – zengin demografik mozaiğine, kültürel zenginliğine gölge düşürülmemesi…Antakya’nın semalarını huşu bir nefes olarak kaplayan barışın, hoş görünün ve demokrasinin de kanıtı: Hazan, Çan ve Ezan sesleri…  Tarihin bu kadim kentinin taşına, toprağına, suyuna sinmiş kardeşlik duygusu sonsuza değin elbette sürecektir.

İlimiz ayrıştırıcı ve ötekileştiricipartizanlığın egemen olacağı uygulamalara çok duyarlıdır. Bu nedenle sağduyu sorumluluğu ve duyarlılığı içinde davranılması gerektiğine inanıyorum. SAYGILARIMLA.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ