Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 37,83 / Satış: 37,98
€ EURO → Alış: 40,85 / Satış: 41,01

İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şubesi’nden 6 Şubat Depremi değerlendirmesi: Geride kalan 1 yıla dönüp bakıldığında ne yazık ki ciddi bir çalışmanın yapıldığını söylemek pek mümkün olmamaktadır!

İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şubesi’nden 6 Şubat Depremi değerlendirmesi: Geride kalan 1 yıla dönüp bakıldığında ne yazık ki ciddi bir çalışmanın yapıldığını söylemek pek mümkün olmamaktadır!
  • 05.02.2024
  • İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şubesi’nden 6 Şubat Depremi değerlendirmesi: Geride kalan 1 yıla dönüp bakıldığında ne yazık ki ciddi bir çalışmanın yapıldığını söylemek pek mümkün olmamaktadır! için yorumlar kapalı
  • 215 kez okundu

İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şubesi, 6 Şubat depreminin üzerinden bir geçmesine rağmen, ciddi bir çalışmanın yapılmadığına dikkat çekti.

6 Şubat Depreminin birinci yıldönümünde değerlendirme yapan İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şubesi şu ifadelere yer verdi:

“Resmi verilere göre 50 binden fazla insanımızı yitirdiğimiz, yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı, 200 binden fazla binanın ise ağır hasar aldığı 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki 6 Şubat 2023 Depremlerinin üzerinden 1 yıl geçti.

Şüphesiz 6 Şubat depremleri büyüklüğü, şiddeti, yıkıcılığı ve ivmeleri açısından yer bilimcilerin ve sismologların da beklentisini aşan depremlerdir. Oldukça geniş bir coğrafyada etkili olan, can ve mal kaybının bu kadar büyük olduğu 6 Şubat depremlerinin, toplumsal bir travma olarak uzun yıllar etkisini sürdüreceği de bir gerçektir.

Böylesi sarsıcı bir afetin ardından beklenen ve de olması gereken hiç şüphesiz, bugüne kadar alınmamış tedbirlerin alınması için derhal harekete geçilmesi, güvenli ve sağlıklı yapılaşma için bilim çevrelerinin, meslek odalarının önerilerinin hayata geçirilmesidir. Ancak geride kalan 1 yıla dönüp bakıldığında ne yazık ki geleceğe umutla bakmamızı sağlayacak ciddi bir çalışmanın yapıldığını söylemek pek mümkün olmamaktadır.

Evet, Şubat 2023 Depremlerinin tarihimizin en büyük depremlerinden biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu kadar büyük ve yaygın depremler karşısında kayıpları sıfıra indirmek belki mümkün olmayabilirdi fakat ortaya çıkan yıkımın ve kayıpların böylesi dehşet verici seviyelerde olmasının önüne geçmek pekâlâ mümkündü.

Dünyada her yıl ortalama olarak Richter ölçeğine göre 7.0 ve üzeri 19 deprem olmaktadır. Ancak bunlardan sadece bazılarının yıkıcı etkisi olmaktadır. Bu etki depremin niteliğinden çok gerçekleştiği bölgedeki yaşam alanlarının maalesef kırılganlığından kaynaklanmaktadır.

Ülkemiz ise yaşam alanlarının kırılganlığı açısından dünyada en olumsuz örneklerden birini oluşturmaktadır. Çünkü ülkemiz ortalama olarak her 1,5 yılda yıkıcı sonuçları olan depremleri yaşamasına rağmen bir türlü gerekli adımlar atılmamaktadır.

Ülkemizde milat olarak kabul edilen Marmara depremlerinden buyana geçen 24 yıllık zaman diliminde atılan adımlar, yapılması gerekenlerin yanında son derece zayıf kalmıştır. Son yıllarda Elazığ ve İzmir’de meydana gelen göreli olarak sınırlı depremlerde bile ortaya çıkan yıkımın boyutları adeta birer uyarı niteliğinde olmasına rağmen depreme hazırlık konusunda zafiyetler görmezden gelinmiş, sonuçta Şubat 2023 Depremlerinin büyüklüğü bahane edilerek yüzbinlerce konutun yıkımı veya ağır hasarlı hale gelmesi ilahi takdirle izah edilmiştir.

Afet sonrası arama-kurtarma, yardım ulaştırma, beslenme ve acil barınma ihtiyaçlarını karşılama çalışmalarında kamu gücünün sınıfta kaldığı, geçmiş depremlerden ders alınmadığı tüm kamuoyunun malumudur. Yurttaşlarımızın dayanışma bilinci ve gönüllü çalışmalarının büyük katkısıyla depremin ilk elden yaralarının sarılması konusunda eksiklikler giderilmeye çalışılmış olsa da afete müdahalenin devamındaki aşamalarında da kriz yönetilememiştir.

Geçici yerleşim alanlarının kurulması, enkaz kaldırma işlemleri, ulaşım, elektrik, su, kanalizasyon,

haberleşme gibi altyapı hizmetleri, depremin üzerinden aylar geçmesine rağmen sağlanamamıştır.

Depremlerin 1. yılını geride bırakırken depremin en çok etkilediği Antakya başta olmak üzere deprem

bölgesinde barınma, beslenme, sağlık, hijyen, içme suyu, eğitim gibi en temel insani ihtiyaçlara yönelik sorunlar hala devam etmektedir. Yıkılmayı bekleyen ağır hasarlı yapılar insan hayatını tehlikeye sokmaya devam ederken, kontrolsüz bir şekilde yürütülen enkaz kaldırma işlemleri çevreye ve insan sağlığına zararlar vermekte, enkaz toplama alanları ise içme suyu kaynaklarını kirletmesi bakımından ciddi riskler oluşturmaktadır.

Afet sonrasının ileriki çalışmalarının ise, şeffaflık ve katılımcılık ilkeleri çerçevesinde yürütüldüğünü

söylemek pek de mümkün değildir. Bir yandan şehirlerin yeniden kurulması, yeni yerleşim alanlarının

oluşturulması, konut ve işyeri ihtiyacının karşılanması konularında seçim öncesi verilen taahhütlerin

ötelendiği görülürken, diğer yandan yapılan çalışmaların da sağlıklı kentleşme ve güvenli yapılaşma

açısından (yer seçiminden inşa kalitesine kadar) kaygı verici örnekler içermektedir.

Ayrıca siyasi iktidarın deprem sonrası kentlerin yeniden ayağa kaldırılması, hayatın normale

döndürülmesi doğrultusunda 319 binini 1 yıl içerisinde teslim etmek kaydıyla 650 bin konutun

yapılacağı yönündeki beyanlarının oldukça gerisinde kaldıkları görülmektedir.

Aşağıda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hasar tespit raporlarına ve TOKİ’nin resmi

internet sitesinde yayınlanan bilgilere göre hazırlanan tablo yer almaktadır.

Bu tabloya göre, orta ve hafif hasarlı yapılar hariç olmak üzere, deprem bölgesindeki 11 il kapsamında

yıkılan veya yıkılacak olan (konut, işyeri vb. dahil olmak üzere) toplam 674.416 bağımsız bölüm

bulunmaktadır. Siyasi yetkililerin 650 bin konut yapılacağına dair ifadeleri bu ihtiyaca yöneliktir.

Son 1 yılda TOKİ tarafından ihalesi yapılmış konut miktarı ise toplamda 108.936 adettir. Bu ihalelerin

toplam bedeli 203.973.988.559,00 Türk Lirasıdır. Bunlardan bir kısmının inşasına henüz hiç başlanmamış olmakla birlikte, tamamlanma oranı %70’in üzerinde olan konut sayısı 25.119 adettir. Yani kısa vadede bitirilip teslim edilebilecek konut miktarı TOKİ verilerine göre 25 bin civarındadır. Bu durum siyasilerin geçen yıl verdikleri sözlerin veya ortaya koydukları hedefin ancak %8’ine tekabül etmektedir.

Kuşkusuz ki kalıcı konutların bir an önce yapılıp teslim edilmesi bölgede hayatın normale dönmesi

açısından çok önemlidir. Ancak yeterli değildir. Sorun sadece insanların başını sokacakları bir çatıya

sahip olmaları değildir. Sağlıklı ve güvenli bir yuvaya sahip olmak planlı ve denetimli bir yapılaşmayı

gerektirir. Yer seçimi yanlışlıklarından, sorunlu imalatlara kadar pek çok konu geçtiğimiz aylarda

kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Bu durum denetim ve planlama hizmetlerinin yeterince yapılamadığı

kuşkusunu doğurmaktadır.

Bir yapının deprem karşısında ayakta kalması gerekli şarttır fakat yeterli şart değildir. Bir yapı, mekanik ve elektrik tesisatlarından yalıtımlarına, kapısı-penceresinden mutfağına, çevre düzenlemesinden peyzajına kadar pek çok unsur ile sağlıklı bir yapı niteliğine bürünür. Bunlar için de nitelikli malzeme ve işçilik gerekir. Teslim edilecek her konut eksiksiz ve nitelikli olarak bu unsurları içermek zorundadır.

Her büyük depremde olduğu gibi bu depremlerde de yaşanan yıkımın teknik nedenlerini 6 ana başlıkta sıralaya biliriz. Birincisi, Zayıf Zemin Koşulları, ikincisi Malzeme Zafiyetleri, üçüncüsü Konstrüktif Zafiyetler, dördüncüsü Yapı Düzensizliklerinin Yarattığı Hasarlar, beşincisi Sonradan Yapılan Bilinçsiz Tadilat ve Müdahaleler, altıncısı ise Yıpranmışlık ve Bakımsızlıktır. Bu sebeplerin birden fazlasının bir araya gelmesi hasar ve yıkım oranlarını artırmaktadır.

Ancak her depremde aynı sebeplerden dolayı can kayıpları ve yıkım ortaya çıkıyorsa ortada tüm bu

teknik sorunların üstünde Sistemsel Zafiyetler var demektir ve siyasi irade bu sorumluluğu

üstlenmekten ısrarla kaçınmaktadır. Sorumluluktan kaçınmak bir yana yapılaşma sistemini ve kültürünü değiştirmek için hiçbir anlamlı adım atmamaktadır.

Ülkemizin 10 milyonluk yapı stokunda önemli oranda riskli yapı bulunmaktadır ve bu durum on yıllardır bilinip söylenmektedir. İlave olarak birkaç yılda bir çıkarılan imar aflarıyla riskli yapı stoku daha da şişirilmektedir. Ayrıca her yıl 100 bin civarında yeni yapı inşa edilmektedir. Yeni yapılan bu yapıların sağlıklı ve güvenli olduğu konusunda hala derin kuşkular vardır. Çünkü tarımsal alanlara ve zemini sorunlu bölgelere yüksek katlı ve yüksek yoğunluklu imar izinleri verilmekte, emsal artışlarıyla kentler yoğunlaştırılmakta, mühendislik hizmetleri kağıt üzerinde kalmakta, yapı üretimi ve denetimi serbest piyasanın kuralsız kârlılık hesaplarına teslim edilmektedir.

Kamu binalarının sorunları da aynıdır. 530 bin civarında olduğu tahmin edilen kamu binalarının

envanteri çıkarılabilmiş değildir. Başta Okullar, Hastaneler, Yurtlar, Hizmet Binaları, Spor Tesisleri ve

diğer tüm kamu binalarının deprem güvenlikleri belirsizdir.

Bütün bu olumsuzlukların sonucunda her deprem mevcut yapı stokumuz içindeki bu riskli yapıları bulup tahrip etmektedir. Bunun insani, maddi ve çevresel kayıpları korkunç boyutlarda olmaktadır.

Yapılması gereken mevcut yapı stokumuzdaki riskleri tespit edip yenilemek veya güçlendirmek ve ayrıca yeni bir yapılaşma düzeni getirmektir.

Bir yapı, mülkiyeti ister devlette, ister gerçek kişilerde, isterse özel kuruluşlarda olsun doğrudan

toplumun güvenliğini, tarihini, kültürünü, konforunu, ekonomisini ve çevresini etkileyen/ilgilendiren

bir varlıktır. Bu özelliklerinden dolayı yapılar bir kamusal varlıktır. İnşasına da, denetimine de bu

perspektifle bakılması gerekir.

Sonuç olarak;

6 Şubat Depremleri coğrafyamızın tanık olduğu ilk büyük deprem olmadığı gibi son da olmayacaktır. Ne zaman nerede büyük bir depremin meydana geleceği bilinmemekle birlikte felakete dönüşmesini

önlemek için ivedilikle hayata geçirilmesi gerekenler bellidir.

– Öncelikle sağlam, kararlı ve istikrarlı bir siyasi irade ile kamunun ihtiyaç ve menfaatlarını

gözeten, meselelere bütüncül ve bilimsel bakabilen politik bir anlayışa ihtiyaç vardır.

– Afetlere hazırlık çalışmaları kaynak ve zaman gerektiren uzun soluklu çalışmalardır. Yani siyasi

kadroların ihtiyaç duyduğu ve kendi dönemlerinde yapıp bitirebilecekleri gösterişli

yapılar/faaliyetler olma özelliğine sahip değildir. Dolayısıyla gerek merkezi, gerekse yerel

yöneticilerin esnetip gevşetemeyeceği yasal düzenlemeler yapılmalı, kaynakların doğru ve

yerinde kullanımı için önlemler alınmalı, aksine davranışların hukuki ve cezai yaptırımları

olmalıdır.

– Rant odaklı imar düzeni ile yapılaşmada kuralsızlığın ve cezasızlığın hakim olması kaçak

yapılaşmanın önünü açmakta bunun sonucunda da imar afları zorunlu hale gelmektedir.

Unutulmamalıdır ki, yozlaşma kültürü büyükten başlayıp küçüğe doğru yayılmaktadır. Sermaye

gruplarının, “güçlü” kesimlerin inşaatlarına göz yumup tam tersine özel düzenlemelerle

hukukileştirmeye çalışılması toplumun geneline emsal teşkil etmektedir. İmarda kural kuraldır.

Merkezi ya da yerel siyasi/iktisadi aktörlerin çıkarlarına göre delinmemelidir.

– Ülkedeki riskli yapı stoku belirlenmeli, yapı envanteri çıkarılarak belirli bir risk sırası ile tüm

binaların deprem güvenliğinin belirlenmesi zorunlu hale getirilmelidir.

– Kentsel dönüşümde kamu yararı gözetilmeli, rant odaklı kentsel dönüşüm anlayışı terk

edilmelidir. Dönüşüm sosyal, ekonomik ve mekânsal gelişmenin bir bütünü olarak ele

alınmalıdır.

– Yetkin mühendislik uygulaması muhakkak hayata geçirilmelidir. İnşaat mühendisliğinin ilgi

alanına giren konularda halkın güvenli yaşam hakkının korunması ve mühendisliğin

gerekliliklerinin yerine getirilmesi amacıyla bilgili, deneyimli ve etik kurallara bağlı mühendisler

eliyle yapılabilmesi için, meslek kuruluşlarının sorumluluğunda yetkin mühendislik

uygulamasına geçilmelidir.

– Mevcut Yapı Denetim Yasası’nın öngördüğü, ticari yanı ağır basan yapı denetim şirketi modeli

yerine; mesleğinde yetkin yapı denetçilerinin faaliyetlerine dayalı, meslek odalarının sürece

etkin katılımını sağlayacak yeni bir model hayata geçirilmelidir. Proje denetimi ve yapı denetimi

birbirinden ayrılmalı, Proje Denetimi doğrudan kamu tarafında ve yetkin mühendisler eliyle

yapılmalı, Yapı Denetim Kuruluşları ve Laboratuvarları doğrudan kamuya karşı sorumlu olmalı

ve onun denetiminde çalışmalıdır.

6 Şubat Depremlerinde hayatını kaybeden yurttaşımızı bir kez daha saygıyla anıyor, aynı ihmaller

nedeniyle bir daha aynı acıları yaşamamak için kaybedecek tek bir günümüzün bile olmadığını

hatırlatıyoruz.”

HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN YAYLADAĞI’NA HALI SAHA MÜJDESİ
Hatay Büyükşehir Belediyesi, seçim sürecinde verdiği sözleri hızla hayata geçirerek şehre yeni yatırımlar kazandırmayı sürdürüyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri...
İŞÇİ PARTİLİ EMRAH KARAÇAY AKP’YE Mİ GEÇİYOR?
Hatay’ın Samandağ Belediye Başkanı İşçi Partili Emrah Karaçay’ın AKP’ye geçeceği iddia edildi. 31 Mart 2024 Yerel seçimlerinde Emrah Karaçay’la  yol...
SAMANDAĞ BELEDİYESİ İŞÇİ PARTİLİ MECLİS ÜYELERİ KURTULUŞ OKUR VE ÖZGE KİMYON UYSAL BAŞKAN EMRAH KARAÇAY’A AĞIR ELEŞTİRİLER YÖNELTİP PARTİLERİNDEN İSTİFA ETTİLER
Hatay’ın Samandağ Belediyesi  İşçi Partili Belediye Meclis üyeleri Kurtuluş Okur ile Özge Kimyon Uysal, Başkan Emrah Karaçay’a ağır eleştirilerek yönelterek...
HATSU, ARSUZ’DA DEV İÇME SUYU PROJESİNİ HAYATA GEÇİRDİ
Hatay Büyükşehir Belediyesi , “Güçlü Altyapı, Güçlü Hatay” anlayışı ile sağlıklı ve kayıpsız şekilde su iletimini sağlamak için hazırladığı projelerin...
HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN KIRIKHAN’A SPOR MÜJDESİ
Hatay Büyükşehir Belediyesi , gençlerin ve çocukların sporla buluşmasını sağlamak amacıyla ilçelere modern halı sahalar kazandırmaya devam ediyor. Hatay Büyükşehir...
ARANAN 4 KİŞİ İSKENDERUN VE ANTAKYA’DA YAKALANDI
Hatay’ın İskenderun ve Antakya ilçelerinde  çeşitli suçlardan aranan 4 kişi yakalandı. Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada,  Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlilerince aranan...
ALKOLLU ARAÇ KULANAN SÜRÜCÜYE 21.694 LİRA CEZA VE EHLİYETİNE 6 AY EL KONULDU
Hatay’ın Belen ilçesinde alkollü araç kullanan sürücüye, 21. 694 lira ceza ile ehliyetine 6 ay el konulduğu belirtildi. Hatay Valiliğinden...
HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, DÖRTYOL’DA “MODERN HALI SAHA PROJESİNİ” HAYATA GEÇİRDİ
Hatay Büyükşehir Belediyesi  Başkanı Mehmet Öntürk’ün “Hatay Ayağa Kalkıyor” ilkesiyle çalışmalarına devam eden Hatay Büyükşehir  Belediyesi ekipleri, bütün alanlarda Hatay’a...
BAŞKAN ÖNTÜRK, VAATLERİNİ BİR BİR HAYATA GEÇİRİYOR
Hatay Büyükşehir Belediyesi, Başkan Mehmet Öntürk’ün seçim sürecinde verdiği sözleri hızla hayata geçirerek şehre yeni yatırımlar kazandırmaya devam ediyor. Hatay...
HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, SOSYAL BELEDİYECİLİK HİZMETLERİNE DEVAM EDİYOR
Hatay Büyükşehir Belediyesi , sosyal belediyecilik anlayışıyla, il genelinde ihtiyaç sahiplerine yönelik çeşitli yardımlarına hız kesmeden devam ediyor. Hatay  Büyükşehir...
HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN MEZARLIK ZİYARETLERİNE ÖZEL HİZMET
Hatay Büyükşehir Belediyesi, Başkan Mehmet Öntürk’ün talimatları doğrultusunda, Ramazan Bayramı boyunca il genelindeki mezarlıklarda vatandaşlara yönelik hizmetler sunuyor. Başkan Mehmet ...
ANTAKYA’DA MADDE BAĞIMLILARININ TURİZM DERNEK BAŞKANI HAKAN BOYACIYA SALDIRMALARI
TEDİRGİNLİK YARATTI Antakya’da Madde bağımlılarının  Hatay Turizm Derneği Başkanı Hakan Boyacı’ya saldırmaları tedirginlik yarattı. Hatay Turizm Derneği Başkanı Hakan Boyacı’ya...
HATSU, DÖRTYOL’UN SU SORUNUNU Ç ÖZDÜ
Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (HATSU), “Susuz Mahalle Kalmayacak” hedefiyle sağlıklı şekilde su iletimini sağlamak için...
BAŞKAN MEHMET ÖNTÜRK’TEN ŞEHİTLİKLERE ANLAMLI ZİYARET 
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk,  Ramazan Bayramı dolayısıyla Antakya Şehitliği ve Narlıca Deprem Şehitliğini il protokolüyle birlikte ziyaret etti....
HATAY’DA KARDEŞLİK SOFRALARI KURULDU
Hatay Büyükşehir Belediyesi , ramazan ayı içerisinde hem ramazan ayının maneviyatını öne çıkaran hem de vatandaşların kaliteli zaman geçirmelerine yönelik...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ