Anasayfa / Manşet / YOKSUL DÜNYA HALKLARI, ORTAK DÜŞMANI TANI

YOKSUL DÜNYA HALKLARI, ORTAK DÜŞMANI TANI

“Ortadoğu’ya yapılan Emperyalist Saldırılara Karşı Alanlara!” tavrıyla bir araya gelen Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri, Abdullah Cömert Alanı’nda “YOKSUL DÜNYA HALKLARI, ORTAK DÜŞMANI TANI” şiarıyla basın açıklaması düzenledi. Yoğun katılımın olduğu açıklamada, ellerinde tutulan dövizlerle, açılan pankartla ve atılan sloganlarla emperyalist müdahalelere karşı tepkilerini dile getirdiler.

Ortak düzenlenen basın açıklamasını Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri adına Hüseyin Ali Atar okuyarak  şu ifadelere yer verdi.

ORTADOĞU YİNE KAN GÖLÜ!

Hem de ABD ve AB emperyalizmi ile İsrail Siyonizm’inin, emellerini artık gizleme ihtiyacı duymadığı bir pişkinlik ve kana susamışlık ile ORTADOĞU kana bulanmaya devam ediyor.

Uluslararası hukuk, mahkemeler, BM, ADALET DİVANLARI, LAHEY, BM ve AVRUPA İnsan hakları bildirgeleri hepsi hikâye.

Halklara düşman burjuva hukukunun tam da özüne uygun. Emperyalizmin felsefi olan Pragmatizmin “İşime yarayan her şey mubahtır. Hukuk, ahlak, her değer ve bunları temsilen ikame ettiğim ulusal ve uluslararası her kurum ve kuruluş buna tabidir ve sadece bu hizmetime amade birer araçtır.” diyen bir öz…

İşte bu çürük ve halklara düşman öz bugün Ortadoğu’da İran üzerinden halklara ya ölüm ya biat dayatmakta, bunu sağlayabilmek adına ve savaş suçu işleyerek sivilleri, sivillerin yaşamsal alanlarını yok etmektedir. Son bir ayda bu yamyamlıkla katledilen sadece öğrenci sayısı 250’yi, öğretmen sayısı ise 60’ı aşmış durumdadır. Diğer sivil kayıplar ve tahrip edilen doğa ile yaşam alanlarının sayısı ve oranı henüz belli değil. Kimi kaynaklara göre 28 Şubat’tan bu yana süren saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 1.168’e ulaştı. Katledilenlerin 194’ü çocuklardan oluşuyor.

“Yine İran Kızılay’ının verilerine göre 2 Nisan tarihi itibarıyla Emperyalist saldırılarda 91 bin 498 konut, 763 eğitim merkezi, İran Kızılay’ına bağlı 18 merkez olmak üzere 115 bin 193 sivil hedef saldırılarda hasar aldı.”

Aynı çürük ve halklara düşman öz sadece bu coğrafyada bu katliamları ve emperyalist yamyamlığı ikame etmekle yetinmemekte, Alevi halkına yönelik katliamların hala devam ettiği bu coğrafyadaki Suriye’den deniz aşırı coğrafyalara,   Küba’dan Venezüella’ya, Panama’dan Grönland’a kadar hemen hemen dünyanın her coğrafyasında hükümranlığını kan ile sürdürmeye çalışmaktadır. Hem de hiçbir emelini artık gizleme ihtiyacı dahi duymayarak; “benim olacak, alacağım, yıkıp geçeceğim, ezeceğim, katledeceğim; petrol, doğal gaz, tatil cenneti, nadir bulunan toprak elementleri hepsi benim olacak” diyerek.

Aslında dün de öyleydi ve bu ceberrut düzen devam ettiği sürece de hep öyle olacak buna kuşku yok. Fakat bu sefer bunları birinci ağızdan kendileri ifade ve itiraf ediyor. Yani “Emperyalizm kapitalizmin en yüksek aşamasıdır, tanrısı paradır ve buna erişmek için her yolu mubah kılar. Kan ile beslenir. Marx ve yoldaşları hep haklıydı” diyor.

Asıl sorun; bunlara yamanan, hala bunlardan medet uman, bunların aklı ve ayakları ile yol alma düşü kuran, küresel ve bölgesel her düşünceden, ideolojiden ve yapıdan nicesinin, “BEN ÇIRILÇIPLAĞIM” diye bağıran emperyalistlere ve emperyalizme hala ve ısrarla örtü görevi görme uğraşıdır.

Bu uğraş ve emperyalizme zımni destek kesilmediği sürece, dünyanın nice ve özelde mazlum Ortadoğu Halkları bunun ayırımına varmadığı sürece korkarız ki bu coğrafyada ve dünyamızda yoksul, emekçi halkların kanı akmaya; akıtanlar ise kanı süzülen cesetlerin üstünde tepinmeye devam edecektir. Hem de zafer naralarıyla, hem de emellerini hiç gizlemeden, hem de her tükettiğini kendine yedekleyerek.

Dün Suriye’de olan ve Alevi halkına yönelik katliam boyutunda hala devam eden bu , bugün İran’da hedeflenen bu. Yarın istisnasız her coğrafyada olacak olan bu. Yoksul dünya halkları ortak düşmanı tanımadıkları ve onunla yüzleşme cesareti göstermedikleri sürece, ne yazık ki bunu durdurmak mümkün olmayacaktır.

Bugün itibarı ile beklemediği bir direniş karşısında nefesi tükenen ve soluklanma derdi ile emperyalist yamyamlığına ara vermek zorunda kalan ABD Emperyalizmi ile İsrail Siyonizmi’nin ateşkes veya barıştan anladığı tek şey zaman kazanmaktır. Çünkü kana susamış emperyalist-siyonist ittifakın hinliği bitmez ve bu hinlik onların çıkar için her yolu mübah gören pragmatist doğalarının bir zorunluluğudur. Üç vakte kadar bunun böyle olduğu tüm çıplaklığıyla açığa çıkacaktır.

Bu nedenle yoksul dünya halkları tez bir karar vermek zorundadır: Ya cellatlarına ilan aşk ve yedeklenme üzerinden kardeş katline ortaklık ya da direniş ve amasız, fakatsız bütün yoksul dünya halkları ile alenen, fikren ve bedenen kesintisiz dayanışma.

Emperyalist yamyamlığın egemen olduğu coğrafyalardaki emekçi halklar; bugün bu yamyamlıktan alınan sus payına rıza gösterdikçe, görecekler ki çember gün gelecek kendileri için de daralacaktır. Dış düşman kalmayınca bu sefer kendileri egemen efendilerinin iç düşmanı olarak tanımlanacak ve aynı kaderi yaşayacaktır.

Bugün dünyada ve özellikle AB’de tırmandırılan faşizmin ayak sesleri, bu kaderin görece varsıl ülke halklarına çok uzak olmadığının kanıtıdır.

İnsanlık tarihinin bizlere öğrettiği en değerli şey; her şeyin ileri akışıdır. Bu akış kaçınılmazdır. Ancak ve ne yazık ki bunun süresini ve hızını yoksul dünya halklarının anti emperyalist temelde ortaklaşmış sınıf mücadelesi dışında belirleyecek bir araç yoktur.

Farkında veya değil, ortak kaderi paylaşan dünya halkları türlü türlü nedenlerle ayrıştıkça, bu akışın yavaşlaması ve akabinde acı, kan ve gözyaşının artması kaçınılmaz olacaktır. Hatta daha da ilerisi, bu ceberrut düzenin sahipleri kendilerinden sonra ileriye akacak bir dünya bırakmayacak denli vahşileşebilecektir.

Dün İran coğrafyasında özellikle nükleer tesislerin hedef alınması bunun en korkunç emaresidir. Bu emare daha önce aynı emperyalist ABD eli ile Japonya’da gerçekliğe dönüşmüştür.

Buna seyirci kalınamaz, kalamayız. Sadece kendi varlığımız için değil, bir bütün olarak türümüzün ve onun yaşam alanı olan doğamızın varlığını sürdürebilmesi için buna seyirci kalamayız, kalmamalıyız. Ortak düşmanı tanımak zorundayız. Ortak düşmana karşı birleşmek zorundayız. Başka bir kurtuluş yolumuz yoktur.

Her ne kadar son bir hafta içinde bu emperyalist yamyamlığa dünya genelinde ve özellikle emperyalizmin göbeği ABD’de dur deme çabaları alanlara yansımış olsa da yeterli değildir. “Mermeri delen suyun tazyiği değil sürekliliğidir” misali dünyanın bütün emekçileri ve örgütlü olarak antiemperyalist mücadeleyi ortaklaştırıp süreklileştirmediği sürece emperyalist yamyamlığın geri adım atması beklenemez. Dünyanın hangi coğrafyasında olursak olalım sıranın bize gelmesi de beklenemez, beklememeliyiz.

Emperyalizm yenilecek. Emperyalizm döktüğü kanda boğulacak ve dünya halkları kazanacak. Bundan hiç kuşkumuz yok. Kaygımız bunun süresine yöneliktir. Bunun süresini halkların emperyalizme karşı birleşik mücadelesi ve bu mücadelenin sürekliliği belirleyecektir. Ya hemen yarın ve hesap sorma ya da bir yüzyıl daha ve acı, kan, gözyaşı…Ve daha da korkuncu uğrunda mücadele edeceğimiz bir dünyanın ve neslin artık olmama olasılığı…Bu konuda artık kaybedecek zamanımız yok, yok, yok…

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ.

YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI/ YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ. Ülke ve Dünya Halklarına  saygılarımızla. “

 

Haber: Erdal YILMAZÇELİK

 

 

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir