Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 7,80 / Satış: 7,83
€ EURO → Alış: 9,41 / Satış: 9,44

SON DAKİKA

ACI REÇETE – BALDIRAN ZEHRİ

Halil Yılmaz
Halil Yılmaz
  • 20.11.2020
  • ACI REÇETE – BALDIRAN ZEHRİ için yorumlar kapalı
  • 99 kez okundu

“Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir (Yayılmacı – İşgalci) bir Devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi Devleti olacaktır.” M.K. ATATÜRK

İnsanlık öyküsünde, “Bir Kara Sabanın, Bir Kazmanın…” kılıçtan, tank ve toptan, bir atom bombasından daha önemli ve yaşamsal olduğunu anladığımız zaman; ekonomik ve siyasi tutsaklıktan kurtulabiliriz. Çünkü her şeye karşın yeniden varoluşun, onurluca yaşamın temeli üretmektir.

Daha düne kadar şaha kalkmıştı, uçuyordu Türkiye Ekonomisi. Ne oldu da akşamdan sabaha, Acı Reçete – Baldıran Zehrini içmek için Seferberlik ilan ettik. Çünkü Cumhuriyetin bütün üreten değerlerini sattık, savurduk, Cırcır Böceği Gibi yan gelip yattık – üretmedik. Beynimiz gibi, midemizden de utsak edildik, kuşatıldık.

Seferberlik, bir ulusun; işgal edilmiş ülkesini kurtarmak – düşmandan temizlemek; Bizim Kurtuluş Savaşımızda ve komşu ülke Suriye gibi namusunu, onurunu, varlığını korumak ve kurtarmak için; bütün olanaklarıyla savunma zorunluluğudur.

İçim, kan ağlayarak, içime kan doğranarak yazıyorum. Gerçekten de ülkemiz, 1918 işgal döneminden – Kuvayı Milliye’den bu yana; en büyük tehdit,  kâbus ve karanlık bir sarmal içindedir. Ülke, ekonomik ve siyasi bunalımdadır.

At izinin, it izine karıştığı çok ilginç – kargaşa dolu geçtiğimiz şu günlerde; Bizi, Sokrates’e içirilen Baldıran Zehir’i ile zehirlemek… Kökümüze kibrit suyu dökmek… Ve celladına âşık olmuş Bizleri, tümden yok etmek, Bizden kurtulmak istiyorlar.

Ülkedeki gelir dağılımı dengesi uçurumlara dönüştü. Son 18 yılda zengin, daha çok zengin olurken; yoksul, iliklerine kadar soyuldu, daha çok yoksullaştı. Toplumsal – sosyal barış, ulusal bütünlük hızla bozuluyor. Kıtlık ve açlığa doğru savruluyoruz.  Karakış – zemheri günleri kapıda…

Nüfusumuzun 0/010’u ulusal gelirin 0/080 alıyor. 77 milyon Türk Halkı ve 4 milyon Suriyeli, ulusal gelirin 0/018’i ile geçiniyor. Bu veriler, Afrika ülkelerindeki açlığa ve kıtlığa doğru savrulmanın az kaldığını gösteriyor.

Dünyanın her kıtasından ipini koparan aç, sefil,  niteliksiz ve potansiyel suç örgütlerinin elleri kanlı cihatçılarına kapılarımızı açtık, ülkeyi yolgeçen hanına – “Göçmen Çöplüğüne” çevirdik.

Ülkeye gelen her göçmenin hepimizin işine, aşına, suyuna, ekmeğine; çocuklarımızın geleceğine ortak olduğunu… Yarınlarda, ulusal sorun yaratacaklarını görmek için; KÂHİN olmaya gerek yok.

Tarım ve hayvancılık üretiminde 0/08’e düşmüşüz. Bunun açıklaması, tarım ve hayvancılıkta 0/092 dışa bağımlı duruma gelmişiz demektir. Tüm kıtamızı besleyebilecek, “Can Eksen” yetişecek, uçsuz bucaksız Canım Anadolu terkedilmiş gibi…

Yerli sanayi can çekişiyor, küçük işletmelerden, büyük işletmelere doğru bir iflas dalgası yayılıyor. Ülke nüfusunun 0/030’u çalışıyor, 0/070’ini besliyor.

Rakı içen iki ayyaşın, emperyalist işgalden kurtarıp,  kurtardığı bu ülkenin zenginlik kaynaklarına ne oldu, nereye uçtu?

Ellerinden tesbihi, başlarından takkeyi, ağızlarından Allah’ı düşürmeyen FETÖ/PDY gibi dönmeler – ayran içen Sabataistler: İktidara gelir gelmez, en kısa ve en kolay yoldan servet yapmanın peşine düştüler. Soyup, soğana çevirdiler, kasalarına yeşil dolar olarak ak aktardılar memleketin taşını, toprağını. Rüşvet, devlet bankalarının çeşitli entrikalarla soyulması… Yana yandaşa iki katına, üç katına, ballı börekli ihale edişler… “Deli Dumrul” gibi geçilmeyen yol ve köprülerden renkli akçeler…

Halkın kefen parası, Türkiye’den daha büyük ve önemli 5 yandaşa, uluslararası faiz lobilerine, eşe dosta, saadet zincirinin halkalarını oluşturan partililere gitti, deniz de bitti.

Acı reçete – Baldıran Zehri zamdır, yokluktur, yoksulluktur. Halkın yine tumanına, gömleğine, iliklerine kadar soyulup, soğana çevrilmesidir. Yeminler olsun ki ülkeyi ve halkı bu korkunç sona Ben getirmedim.

Çünkü uzmanlar, Sarayın bir günlük harcamasının – israfının 10 milyon (Eski Para İle 10 Katrilyon TL) olduğunu açıklıyor. Buna can – para dayanır mı?

Elbette acı reçete – Baldıran Zehrini, halkına, müjde olarak sunmak da bir ustalık – bir cambazlık sanatıdır. Trene bakar gibi, cambaza bakmaya devam ediyoruz.

Ülkeyi getirdikleri bataklığın sorumluluğundan kurtulmak için; damadı günah keçisi ilan ettiler ki Babanın, ülkenin geldiği kötü koşullardan haberi yokmuş, mağdurmuş… 

Çıkmayan candan umut kesilmez ya; ülke ve halk üzerine yeni bir kumar oynanıyor. Halkta, yeni bir umut yaratmanın – yeni bir masal yazmanın taşları döşeniyor. Ülkeyi batağa sürükleyen zihniyet yeniden “Kurtarıcı” olarak sunulacak.

Anayasayı yok sayanlar, denizi bitirmenin getirdiği yönetememekten kaynaklı; Küresel Finansa – faiz lobilerine teslim olduklarını makyajlamak – gizlemek için; ekonomi, Hukuk ve demokrasi alanlarında reform yapacaklarmış.

Halkını, acı reçeteyi içmeye zorlayan siyasi iktidar; aslında tarihsel ömrünü tamamlamış, fakat siyasi ömrünü uzatabilmek için; sıkışmışlığın – hırçınlığı içinde, kaçınılmaz sona – “Benden Sonrası Tufan” anlayışına koşuyor. Sorunu yaratan, yarattığı sorunu çözemez. Sorunu yaratanın, yarattığı sorunu çözdüğüne tarih tanık olmamıştır.

Kurucu Parti CHP Liderinin, bin bir hakaret ve ölümle tehdit edilmesinin okuması – açıklaması: Ülkenin hızla “Bindirilmiş Kıtalar – Haşhaşilerin egemenliğine teslim olmaya – savrulmaya başladığını gösteriyor.

Çünkü Kendini, Fırat Boylarında kaybolan bir kuzudan sorumlu tutanlar; demokrasi ve Hukukun temeli siyasi partilere karşı sorumluluk duymuyor. Toplumu, korkuya tutsak etmek istiyorlar.

Rahmetli Canım Anam! Çaresiz kaldığı zamanlarda, günlerce,  avazı çıktığı kadar şu bedduayı – kargışı ilenir, dururdu:

“Bağınıza, bahçenize bahar gelmesin… Hanınız, harmanınız olmasın. Yüzünüz gülmesin, haneniz düğün bayram görmesin. Kanlı salacalarınızın ağıtçıları – ahınız eksil olmasın. Evleriniz, hoyrat ve şivan evi olsun. Özünüz – zürriyetiniz kurusun.”

Evet, ülkeyi soyup soğana çevirenler, zürriyetiniz kurusun, zür-ri-ye-ti-niz!

Bu halka – ulusa kininiz, kastınız nedir?

Halil Yılmaz HITMİYE

Eğitimci-Şair-Yazar

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ