Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 8,12 / Satış: 8,15
€ EURO → Alış: 9,59 / Satış: 9,63

SON DAKİKA

ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK, GÖNÜLLÜ ALÇAKLIK DEĞİLDİR:))!!..

Ali Dal
Ali Dal
  • 14.10.2020
  • ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK, GÖNÜLLÜ ALÇAKLIK DEĞİLDİR:))!!.. için yorumlar kapalı
  • 34 kez okundu

Sevgili okurlar;

Kendilerinin veya başkalarının, insani değerlere azami önem veren yönlerini tanımlarken; pekiştirme babımdan, konuyla örtüşen deyimlere başvururuz. İşte bunlardan birisi de toplum içerisinde sıkça duyduğumuz veya bizzat ifade ettiğimiz “alçak gönüllü veya alçak gönüllülük” kavramıdır… Türk Dil Kurumunun sözlüğünde; “alçak gönüllü” deyimi; “Kendinden daha aşağı mevkide ve şartlarda olanlara aynı seviyede imiş gibi muamele eden, büyüklük iddiasında olmayan, kibirsiz, mütevazı” olarak karşılık bulurken; “alçak gönüllülüğü” ise, “büyüklük iddiasında olmama, mütevazı olma durumu, tevazu, tenezzül” şeklinde tanımlanır.

Ama, ilk etapta aynıymış gibi algılanabilen “gönüllü alçaklık” ise “alçak gönüllülük” deyimiyle bilakis zıt anlamlar içerir.

“Alçak” kelimesi; Osmanlıca Türkçe sözlük, lügâtta; “zayıf ve zelil olmak, denaet, zillet, bayağılık, adilik, soysuzluk” şeklinde tanımlanır.

Bu tanımdan hareketle; “gönüllü alçaklık” ise; “bilerek ve isteyerek zilleti, adiliği, soysuzluğu, bayağılığı yapma hali”dir… Yani bu tanımıyla; “alçak gönüllük” erdemlerinden nasiplenmemiş olmaktır…

***

Günümüz dünyasında ve Türkiye’sinde,  “alçak gönüllülüğe” olduğu kadar da “gönüllü alçaklığa”  meyil edilmiş ziyadesiyle davranış farklılıklarına rastlamaktayız…

Bilhassa da siyasette, ticarette, diyanette ve adalette olmamasını arzularken aksine sıkça rastladığımız tezatlıkların toplum yaşamında ki olumsuz yansımalarına baktığımızda; “alçak gönüllülükle gönüllü alçaklılığın” aynı şey olmadığını fark ettikçe; onurlu kalmanın, erdemli olmanın, önemini daha net anlıyor insan…

Mesela;

* Devlette “orta direk” olarak nitelenen esnaftan; kötü yönetilen milli ekonomi politikası sonucu 700 bininin kepenk kapatmak zorunda kalmış olmasına rağmen; halen çıkıp meydanlara; “ülke ekonomisi pik yaptı, işsizlik azaldı, fert başına düşen gayri safi milli hasıla oranı 3000 iken, 13.000 dolarlara çıktı, dünya bizim ekonomik başarımızı kıskanıyor, bunun böyle olmadığını söylemek fitnedir, ihanettir!” diyebilecek derecede yalan ötesi (?!) gerçek dışılık sergileyenlerde müminlik, erdemlilik, tevazu,  empati duygusu, bilhassa da “alçak gönüllülük” olabilir mi?!..

*  Ülkenin, içine düşürüldüğü ekonomik buhrandan kaynaklı nedenlerle, evine ekmek dahi götüremez hale sokulan (?!) ve “orta direk” dediğimiz  mağdur vatandaş kitlesi ülke nüfusunun %70’ini aşmış olmasına rağmen (?!) kötü yönetimin mesullerince, can çekişen insanlara halen “şikayet eylememeyi, sabretmeyi, şükretmeyi ve acıları bal eylemeyi” öğütlemeyi sürdürenlerde; vicdan terazisi, samimiyet, güvenirlik ve bilhassa da “alçak gönüllülük” gibi erdemli duruş beklenebilir mi?!..

*  Ülkede her gün “kadın cinayetleri, çocuk istismarları” artan oranda devam ederken,doğrudan mesuliyet taşıyanların; önlem alma anlamında gayret göstermeleri yerine; mitinglerde, meclis salonlarında, açılışlarda ve benzeri etkinliklerde toplumu aptal yerine koyarcasına (?!) mikrofona sarılıp, “analarımız, kadınlarımız, bizlere Yüce Allah’ın birer emanetidirler…Cennet onların ayakları altındadır…Onları asla incitmemeli ve saygıdan kusur edilmemelidir…” gibi inandırıcılığını yitirmiş hamaset erbaplarında (?!) hakikatin zerresi, insan haklarının emaresi ve  bilhassa da “alçak gönüllülüğün” kırıntısı olabilir mi?!..

* “Kişi varlıkta şımarmamalı, yoklukta sabretmelidir” telkininde bulunurken; eğer, yüzlerce zırhlı arabalarla, uçak filosuyla, yazlık, kışlık saraylarla, ve “gönüllü alçaklığı, şarlatanlığı iş edinmiş” yüzlerce  “havuz beslemeli ve güdümlü medya” ile, doğmamış yetim hakkının da olduğu devlet kaynaklarını,  “imtiyazlı 3 – 5 dinozor müteahhide” boca etmekle; yani “vicdan, hak, hukuk ve adalet” gibi insani ve evrensel değerleri yok saymakla anılanlardan; kul hakkı bilinci, haram korkusu, hesap verme şuuru ve bilhassa da “alçak gönüllülük vasfı” sorulabilir mi?!..

* Devlet yönetmeyi üstlenmiş olmalarına rağmen; devletin asli görevini yerine getirmeye memur edilecek kişilerde, liyakat, dürüstlük, güvenirlik, hak, hukuk, adalet duygusu gibi erdemleri dikkate almayıp; adeta “kör, sağır, aptal, pısırık olsun ve boyun eğen olsun” zihniyetiyle kadro oluşturanlarda; eşitlik, tarafsızlık, Allah korkusu, mesuliyet duygusu ve bilhassa da insani değerlerin başında gelen  “alçak gönüllülük erdemi” nin zerresi bulunabilir mi?!..

Sevgili okurlar;

Görülüyor ki; “Kendinden aşağı mevkide ve şartlarda olanlara tepeden bakmamak, mütevazı olmak, hoş görmek ve empati yapmayı bilmek” demek olan “alçak gönüllülük” tanımı ile “bilerek ve isteyerek zilleti, adiliği, soysuzluğu, riyayı, liyakatsizliği, bayağılığı yapmak” demek olan  “gönüllü alçaklık” hali aynı şey değildir:))!!??..

O halde; “Allah hiç kimseyi gönüllü alçaklık edecek derecede zillete düşürmesin!” diyerek noktayı koymanın zamanı gelmiş demektir…

***

Alçak gönüllüyüz, değiliz koyun

“Gönüllü alçakla” işimiz olmaz

Hak, hukuk bilmeze eğmeyiz boyun

Cehalet taşıyan başımız olmaz

***

Nefsimize ağır gelende yokuz

Hakikat ehliyiz, yalanda yokuz

Hukuksuz satanda, alanda yokuz

Kul hakkı karışmış aşımız olmaz

Ali DAL

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ