Antakya Halk Pazarı esnafı bu günlerde: Polis ve Zabıtalarla başları dertte. Bulundukları yerin “Yeni kaldırım yapacağız, çıkın” demeleri üzerine, Pazar esnafı ise “Bize yer gösterin öyle çıkarız” demeleri üzerine polis ve zabıta gücünü esnafın üzerine sürdüler. Esnaflara “Devletin gücü ile atarız” dediler.
Antakya Halk Pazarı Esnafı ise “Bize alt cadde üzerinde bir yer gösterdiler. Gösterdikleri yere araba girmez, üstü kapalı değil, suyu yok, tuvaleti yok, halen etrafı deprem yıkıntıları içindeki bir yer, biz burada nasıl halka hizmet veririz” diyorlar.
Halk Pazarı Esnaf Derneği ikinci Başkanı Ömer Akyol “Buradan polis ve zabıta yolu ile çıkaracaklarını söylediler. Polis ve Zabıta geldi ve esnafı tehdit etti. Çakmaz iseniz “Devletin gücünü gösteririz” dediler. Nasıl bir anlayış, gelsin, belediye başkanı, vali görüşelim ve ortak bir çözüm yolu bulalım. Bize bir aşağı caddede yer gösterdiler ama orası mezbele, suyu, yok, tuvaleti yok, araba giremez, halen depremde yıkılmış binalar duruyor, araba girmez, biz toz, pislik içinde nasıl halka hizmet veririz” dedi.
Cumartesi gününe kadar süre tanınan Halk Pazarı Esnafı ile sorunları ve çözüm önerilerini aldık.
Ömer Akyol (Halk Pazarı Esnafı Derneği İkinci Başkanı)
Biz depremde halka hizmet ettik. Biz Pazar esnafı olarak kalıcı bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Polis ve Zabıtalar geldiler ve buradan çıkmamızı istediler. Buranın “kaldırım yapılacağını” söylediler. Burada evi kirada olan, sakat olan, binlerce esnaf bulunmaktadır. Zaten alt yapı çalışması yapılırken üç ay iş yapamadık ve mağdur edildik. Bize buraya daha girilmeyecek diyerek, söz verdiler. Biz kaldırım yapılması ayağı ile şirketlere rant sağlandığını biliyoruz. Biz de memleketimizin her yeri güzel olsun ama bu esnaf yıllardır mağdur, bu esnafın başka bir gelir ve getirisi yoktur. Burada gençler çalışıyor, buradan esnaf kalkınca bu gençler nereye gitsinler, hırsızlık mı? Yapsınlar. Biz Pazar esnafı olarak geçici değil, kalıcı bir yer verilmesini ve orada ekmeğimizi çıkarmak istiyoruz. Biz kimseye sesimizi duyuramıyoruz. Esnaf ve zabıta, polis ile yüz, yüze kalıyoruz. Biz molozların içinde iş yaparak mutlu oluyoruz. Hatay ve Antakya’yı ayağa kaldırmanız için öncelikle esnafı ayağa kaldırmanız gerekir. Bizim davamız ekmek davası, bizim davamız gençlerimiz, devlet bize sahip çıksın istiyoruz.
Biz aşağı caddeyi gezdik, yer gerçekten pazarcılık yapılacak yer değil, su yok, tuvalet yok, moloz yığınları arasında bir yer gösterdiler. Burada halka nasıl hizmet vereceğiz?
Ahmet Deveci (Pazar Esnafı)
Ben 11 yıllık esnafım, bu caddenin Pazar olmasında 60-70 yıllık bir geçmişi vardık. Buradaki esnaflar babadan kalan yerlerde esnaflık yapmaktadır. Biz devlete ve belediye karşı değiliz, onların yanındayız. Ben bir gün çalışmasam evime ekmek götüremem, bizim çocuklarımız var, okuyorlar, evimi kira burayı bıraktığımızda nasıl hayatımızı sürdüreceğiz? Koskoca Antakya’da bu cadde dışında çalışan başka cadde yoktur. Lütfen çözüm odaklı olsunlar istiyoruz.
Deniz Gürkan Esmer (Pazarcı Esnafı)
Yöneticiler bilsin ki, bizim buradan başka gidecek yerimiz yok, vali, belediye başkanlarını aradık, burayı yıkacaklarını söylüyorlar, hadi yıkacaksınız bize yer göstersinler. Biz 10 kardeşiz, 5 kız, beş erkek ne yapalım yani? Belediye başkanı Mehmet Öntürk lütfen çarşımızı yıkmayın.
Yunus Özmen (Pazarcı Esnafı)
Pazarcı esnafına bu gün duyurdular ve şirket gireceğini, tezgahlarınızı kaldırın dediler. Bir yetkili karşımıza çıkmıyor, zabıtalar geliyor, onlara derdimizi anlatıyoruz, onlar da “Biz yetkili değiliz, yetkili kişilerle görüşün” diyorlar. Bize kalıcı bir yer gösterseler, işimizi orada yapsak daha iyi olur. Buradan gidersek: Esnaf ve halk mağdur durumda kalacaklardır. Bir tek Narlıca Mahallesinde yapıldı. Bütün Antakya nasıl bir mahalleye gitsin, her mahalleye Pazar yeri yapılması gerekiyor. Vatandaşın ve pazarcının yeni Pazar yerleri açılmasını istemektedir.
Bütün pazarcı esnafını gezdik ve bütün esnaf aynı görüşte olduklarını ve yeni Pazar yeri yapılmadan, buralardan çıkmanın pazarcı esnafı için açlık demektir, bütün pazarcı esnafı için işsizlik demektir, bütün pazarcı esnafının evinin kirasını verememek, çocuklarının okul masraflarını kazanamaması demektir diyorlar.
HÜSEYİN GÜLER
ANTAKYA







