Anasayfa / Manşet / CHP’Lİ NERMİN YILDIRIM KARA: AKP ‘TARIMI NASIL BİTİREBİLİRİM?’ DİYE DÜŞÜNÜP HAREKET EDİYOR

CHP’Lİ NERMİN YILDIRIM KARA: AKP ‘TARIMI NASIL BİTİREBİLİRİM?’ DİYE DÜŞÜNÜP HAREKET EDİYOR

Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, tarım kredilerinin verilmesinde getirilen ve yeni yılda uygulanmaya başlanan kriterler hakkında yazılı bir basın açıklamasında bulundu.

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, iktidar partisi AKP’ye eleştiri yönelttiği açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Tarımda geçici bir kriz değil, büyük ve yıkıcı sonuçları olacak bir dönüşüm yaşanıyor; bu dönüşümde de eskiden toplumsal yapımızın en önemli sacayaklarından birisi olan çiftçilerimiz zarar görüyor. Tüm dünyada tarımdan sanayi ve hizmet sektörüne doğru yaşanan kayma, ülkemizde çok kısa bir sürede, herhangi bir plan hazırlanmaksızın gerçekleşti. AKP, bu süreci hızlandıracak yeni bir adım atarak, 24 Ekim 2025’te Resmi Gazete’de bir karar yayımladı. Bu yeni karar kapsamında, çiftçilere Ziraat Bankası üzerinden verilen krediler için aranan şartlarda bir değişikliğe gidilerek vadesi geçmiş vergi borcu bulunmamasının yanı sıra sosyal güvenlik prim borcu olmaması koşulu da getirildi. Bu karar, 1 Ocak’ta yürürlüğe girdi; o tarihten bu yana da çeşitli kanallardan bize ulaşan yurttaşlarımız, Ziraat Bankasından kredi alamaz hale geldiklerini, bundan dolayı büyük zorluklar yaşadıklarını söylüyorlar. AKP, adeta ‘Tarımı nasıl bitirebilir, çiftçiyi büyük şirketlere nasıl ezdirebiliriz?’ diye düşünerek hareket etmiştir.

NERMİN YILDIRIM KARA: ÇİFTÇİNİN EKTİĞİNİ YA DON VURUYOR YA BANKALAR BİÇİYOR

Tarım sektörü söz konusu olduğunda her gelen yıl gideni aratır hale geldi. Bunun fazla dile getirilmeyen işaretlerinden birisi, sektörler arasındaki gelir artışı farkıdır. TÜİK verilerine göre, 2025 yılı için, tarım sektörü ortalama esas iş geliri en düşük sektör oldu. Tüm sektörlerin iş gelirleri yüzde 73 oranında artarken tarımdaki artış yüzde 54’le sınırlı kalmış; tarımın ortalama iş geliri sıralamasındaki sonuncu konumu değişmemiştir. Bunun haricinde kuraklık da tarımsal üretimimize ve dolayısıyla çiftçilerimize büyük bir darbe vurdu; durumun ne kadar kötü olduğu, TÜİK’in yıl sonu istatistiklerinde de doğrulandı: Meyve üretimi yüzde 30, tahıl üretimi yüzde 12 düştü. Çiftçinin ektiğini ya doğal afet vuruyor ya da aracılar ve bankalar biçiyor; çiftçiye de toprağını terk edip şehirlere göç etmekten başka yol kalmıyor.

NERMİN YILDIRIM KARA: ÇİFTÇİYİ VE TARIMI YOK SAYMAK GELECEĞİMİZİ YOK SAYMAKTIR

Tarımsal üretimin sürdürülmesi için daha fazla destek açıklanacağı yerde, bankalar ve sosyal güvenlik sistemi üzerinden çiftçi aleyhine adeta yeni cepheler açılıyor. Ziraat Bankası kredisi verilirken çiftçiye ‘Borçsuz olduğunu ispatla’ denmesi ekonomik hayatın gerçekleriyle de uyuşmuyor çünkü çiftçiler de neredeyse tüm ülke gibi kendisini ancak borçla çevirebilir durumda. Yalnızca SGK borcu olmayan çiftçiye kredi verileceğinin Türkçesi, çiftçilere kredi verilmeyeceğidir. Bunun anlamı da tarımın tamamen gözden çıkarıldığı, çiftçiyi korumakla ilgili nutukların altının boş olduğudur.

Uzun yıllar boyunca sahip olduğumuz, bir ulusal gurur vesilesi saydığımız gıda güvenliğimiz artık bir nostaljiden ibarettir. Bunu da Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonunun açıkladığı üzere, gıda ithalatının 2025 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 22 artmasında görebiliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının Tarımsal Dış Ticaret Sektör Politika Belgesine göre 2001 yılında tarımda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 262’den, 2025 yılında yüzde 136’ya düştü. Bu şekilde devam ederse üretimdeki azalma dışa bağımlılıkla birleşecek ve belki de hiç bitmeyen bir gıda enflasyonu sarmalına gireceğiz.

AKP böyle bir bunalımın yaşanmaması için çiftçiyi desteklemek yerine köstekleyen politikalardan vazgeçmek zorunda. Bunun ilk adımı olarak da Ziraat Bankası kredileri verilirken aranan borcu olmama şartı kaldırılmalı, çiftçinin krediye erişimi kolaylaştırılmalıdır. Girdi maliyetlerini düşürmek ve yerli üretimi artırmak için tarım sektöründeki yetkili kurum ve kuruluşlarla, çiftçilerimizin büyük şirketlere ve haksız rekabete karşı korunmasını esas alan yaklaşımlar geliştirilmelidir. Çiftçiyi ve tarımı yok saymak, geleceğimizi yok saymaktır; iktidarı, çiftçilerimizle barışmaya davet ediyoruz.”

 

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir