Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 30,94 / Satış: 31,06
€ EURO → Alış: 33,58 / Satış: 33,72

HALKIN VERGİSİ BORÇ FAİZE GİDİYOR!

Mehmet Çardak
Mehmet Çardak
  • 23.12.2020
  • HALKIN VERGİSİ BORÇ FAİZE GİDİYOR! için yorumlar kapalı
  • 506 kez okundu

Sevgili okurlarım! Devlet Bütçesi, kamu gelir ve giderlerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanarak, hükümet tarafından uygulanmasına izin veren bir kanun, bir hukuk belgesidir.

Bir başka deyişle kamu kaynaklarının toplanması ve harcamaların yapılması için hükümetin, ulusal egemenliği temsil eden parlamentodan aldığı bir yetkidir.

Devlet Bütçesi, bu bağlamda toplum ile siyasal iktidar arasında kaynakların kullanımı konusunda yapılan bir sözleşme olarak görülebilir.

Devlet Bütçesi, normal devlet gelirlerinin toplam devlet harcamalarına eşit olması demektir. Maliye Biliminde uzun yıllar başlı başına bir amaç olarak benimsenen bütçe dengesinin sağlanması, daha sonra konjonktürel bütçe kavramının geliştirilmesi ile eski önemini kaybetmiştir.

Ekonomik dengenin korunması için, klasik anlamda bütçe dengesinden vazgeçilebileceği düşüncesi ağırlık kazanmıştır. Ekonomik istikrarı sağlayabilmek için bütçeden yararlanılırken, depresyon yıllarında bütçenin açık vermesi, enflasyon yıllarında ise bir fazlasıyla kapanması ile konjonktür devresi sonunda dengenin sağlanması istenmektedir.

Ancak, klasik Maliye teorisinin savunduğu bütçe denkliği ilkesinin doğruluğuna,  politikacılar arasında bugün de genellikle inanılmaktadır.

Karma ekonomilerde, hassas bir denge olan kamu ve özel sektör arasındaki dengeyi sağlamakta, bütçe denkliği bir araç olarak görülmektedir. Bütçe dengesi sağlanarak kamu harcamaları artışının önlenebileceği ileri sürülmektedir.

Nitekim TBMM’de yaklaşık iki aydır görüşmesi devam eden Devletin 2021 yılı Bütçesi AK Parti ve MHP’li 316 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiştir. Türkiye’nin 2021 yılı bütçesinde; bütçe giderleri 1 trilyon 346 milyar lira, faiz hariç giderler 1 trilyon 166,6 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 101,1 milyar lira, vergi gelirleri 922,7 milyar lira, bütçe açığı  245 milyar lira olarak öngörülmüştür.

AKP iktidarları yıllardır dış borcu, dış borç olarak döndürüyordu. Son yıllarda ise, dış borcun faizini ödemek için bile dış borç alıyorlar. Meclis’te kabul edilen 2021 Bütçesi’nde, 2021 faiz rakamı 179,4 milyar lira olarak görünmektedir.

Bütçe gelir-gider rakamları arasında bu faiz miktarı fazla görünmeyebilir. Çünkü bütçenin yüzde 14’üne tekabül etmektedir.

Peki, bu bütçe açığının önemi ne? Türkiye’de 20 milyon insanından, yani işçilerden, memurlardan ve köylülerden toplanan vergi 220 milyar liradır. Faiz borcuna ödeyeceğimiz 179,4 milyar lira. Bu ateşe kar dayanmaz, can dayanmaz! Devlet, canlardan basa basa, vatandaşından topladığı vergiyi sadece faize veriyor. Bu böyle devam edemez. Böyle bir ekonomik yapı olmaz!

Bugün itibariyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervleri eksi 47 (-47) milyar dolar. Peki, Merkez bankası rezervi ne demek? İşler çok kötüye giderse, büyük afetler olursa, dünyadaki para hareketlerinde bizim aleyhimize gelişmeler olursa, bizim yedek kaynağımız, rezervimiz olmalı değil mi? Çünkü işler düzelene kadar buradan kaynak kullanabilirsin…

Ama rezervimiz -47 milyar dolar! Bu da devam ettirilemez. Rezervimizin 150-200 milyar dolar olması lazım. Türkiye para kazanmalı ve kazandığının bir bölümünü rezervlere koymalıdır. Yine borçlanacak ama alınacak borcun bir kısmını rezerve koymalıdır. Bu iç ve dış dünya için önemli. Spekülatif döviz hareketleri yapmak isteyenlere de caydırıcı olur.

Ne garip değil mi? İktidar dış borcu, dış borç ile döndürüyor. Dış borcun faizini ödemek için dış borç alıyor. Türkiye’nin dışarıdaki itibarının sıfırın altına doğru inmiş olması, kurun yükselmesinin asıl nedenidir. İktidar dış borcun faizini bile ödeyebilmek için yeniden borçlanma yapıyor.

2021 bütçesinin özeti şudur: Bütçenin faizi 179,4 milyar lira. Merkez Bankası rezervi: -47 milyar dolar. İktidar borcun faizini bile ödeyebilmek için yeniden dış borç alırsa, ne olur? Bu ülkeyi götürür duvara toslatır. Ülkeyi de şirketleri de insanları da uçurumdan atar.

Yaşananların geleceği yer, ekonomik kriz değil ekonomik buhrandır! Sosyal huzursuzluktur! Tsunami halinde yaşanacak işsizlik, iflas, yoksulluk hepsi tsunami gibi gelecek, tıpkı 1929 Dünya Ekonomik Buhranı gibi,  Türkiye’de de ekonomik buhran yaşanacak! Çünkü halkın ödediği vergiler hizmet olarak geri dönmüyor, borç faize gidiyor. Bu da ister istemez aklımıza verginin çarçur edildiği endişesini getiriyor!

Mehmet Çardak

Araştırmacı / Yazar

m-cardak@windowslive.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ