Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 7,93 / Satış: 7,96
€ EURO → Alış: 9,39 / Satış: 9,43

SON DAKİKA

İBN TEYMİYYE – SELEFİLİK ve VEHABİLİK

Halil Yılmaz
Halil Yılmaz
  • 29.09.2020
  • İBN TEYMİYYE – SELEFİLİK ve VEHABİLİK için yorumlar kapalı
  • 62 kez okundu

Antakya – Atayurt Gazetesi

İslamiyet içerisinde bir çıbanbaşı, bir virüs olan Selef’iliğin – Vehabiliğin düşünce babası – kuramcısı İbn Teymiyye’dir. Teymiyye, 1263 te Şanlıurfa’da doğmuş – 1328’de Şam (DİMEŞK) da ölmüştür.

SELEF – SELEFİLİK – SELEFİZM: Arapça bir sözcük olup, sonra gelen kuşaklar – nesiller… Fakat İbn Teymiyye’nin Hadisler Öğretisi Selefilik inancına göre; “Selef” sözcüğü, Kendinden – Peygamberden sonra gelen anlamında dini bir terim olarak kullanılagelmiştir.

Teymiyye, İslamiyet içerisinde hadisler anlayışıyla ün yapmıştır. Hadîs ilmine çok önem vermiş, yaşamını hadislerle geçirmiştir. Hadis konusundaki sapkın fetvalarıyla İslam Otoritelerini etkilemiş, İslam âlimi ve düşünürüdür.

İbn Teymiyye hadislerle Kur’an’a ve Kur’an İslam’ına alternatif olarak; Emevi Kültürünün gelenek ve göreneklerini hadisleştirmiş, “Hadisler Dini” yaratmaya çalışmış Biridir. Kur’an’a, Peygambere, Ehli Beyte Sapıklık boyutlarına varan binlerce uydurma hadisler üretmiştir.

Oysa İslam dünyasının en Büyük Güneşi, Düşünür – Müteferrik Yaşar Nuri ÖZTÜRK; “Peygamber Öldüğünde, 80 – 100 Kadar Hadis Vardı” der. Yine İslam dünyasının en Büyük Düşünürlerinden Pakistanlı Muhammed İKBAL de aynı doğrultuda bilgiler verir.

Teymiyye, Emeviler Döneminde, Emevii Camilerinde “Kürsü” sahibi olma derecesine yükselmiş; hadisleriyle Kur’an İslam’ının bağrına, yüz yıllardır çıkarılamayan ve çıkarılamayacak paslı, kirli ve kinli bir hançer saplamış, Kendinden sonra gelen, sözde İslam Alimlerini etkisi altına almayı başarmıştır.

İbn Teymiyye, Kur’an’ı, Kur’an’ın akıl ve mantığa dayanan yorumlarından kaçınmış; Kendi görüşü doğrultusunda da fetvalar vermekten geri adım atmamıştır.

Teymiyye’ye göre, Peygamber bile olsa; Onu, hüküm koyucu tanımak, Allah‘tan başkasından yardım dilemek, kurban kesmek, adakta bulunmak, ölmüş Biri için dua etmek, kişiyi küfre düşürür. Küfre düşen batan Birinin mal ve can dokunulmazlığını – güvenliğini ortadan kaldırır (İslamiyet Adına El Koyma Hakkı Doğar). Teymiyye’ye göre “DİN”, toplumsal yaşamda uyumu – düzeni sağlayacak olan nasihatlere – hadislere inanma – biat etmedir.

Bu tezinden hareketle Teymiyye, dini kanunları benimsediğini ilan eden devlet, karşılaşılan eksikliklerini sürekli olarak öğüt – hadis ile geliştirilmesi gerektiğini savunur. Bu çıkış noktasından hareketle dini temellere dayanmayan, dini kanunlarla hükmetmeyen devletin meşru olmadığını kabul eder.

Teymiyye’ye göre Şefaat, Allah‘a özel bir Haktır. Peygamber‘den bile şefaat dilemek, Onu Allah ile ortak tutmaktır. Çünkü Allah’ın yaratmada, yönetmede, tasarruf etmede, işleri düzenleme ve belirlemede ortağı olamaz.

VEHABİLİK – VEHABİZM: Vehabiliğin ve ilk Suudi devletinin de kurucusu (1744 İyeyne / Mekke) Şey Muhammed Abdulvehab’tır. Abdulvehab, Bursa’da, Osmanlı kayıtlarına adını SÜLEYMAN olarak yazdırmış Azeri asıllı bir Yahudi olan ŞULMAN’IN torunudur. Şulman, günümüzdeki Suud Kraliyet ailesinin atasıdır.

Abdülvehab, gençliğinde, Teymiyye’nin sapkın Selefiyye düşüncelerini incelemiş, benimsemiş; adının önüne deŞey Muhammed” sıfatını ekleyerek, İngiliz ajanlarının desteğini de alarak, Kendi adıyla Vehabiliği kurmuştur.

Vehhabiliğin din anlayışı, kurucusu Muhammed bin Abdülvahhab‘ın temel aldığı İbn TEYMİYYE’nin Selefilik öğretisine – sapkınlığına dayanır. Ve Vehabiler, İbn Teymiyye’yi; Vehabizmin Şeyhül İslam’ı olarak kabul eder.

Vehabiliğe göre insanın hiçbir değeri olmamalıdır ve insan değersizleştirilmelidir. Kur’an ile insan arasına engel (Peygamber) konulmuştur. Vehabizm, aklı ve bilimi yok sayar.

Selefilik – Vehabilik: Emevi Kültürüne – Yaşam Biçimine; hadisler üzerinden biat etmenin, din olarak sunulması – dinselleştirilmesidir.

Vehabiliğe göre, mezarlıkları ve türbeleri, hatta Peygamberin kabrini bile ziyaret etmek, oralarda yapılan dua ve ibadetler şirk olarak kabul edilir. Bu anlayış nedeniyle mezar ziyaretleri, türbe ve minare yapımı… Cami ve mescitleri süslemek, mevlit okumak için toplanmak, sünnet ya da nafile namazlar kılmak yasaktır. Hz. peygamberden şefaat dileğinde bulunmanın inkârı – engellenmesi zorunlu görülür.

Haçlı zihniyetli emperyalist sömürgecilerin – vahşi kapitalizmin motorize ettiği – bindirilmiş kıtaları: El Kade’den Işid’e, Heyet Tahrir el-Şam’dan İhvani Müslim gibi tüm İslami Cihatçı terör örgütlerinin esin kaynağı – çıkış noktaları; İbn Teymiyye kaynaklı Selefilik ve Vehabiliktir.

Gelelim Ülkemize: Türkiye’de harıl harıl silahlanan, 200’e yakın Cihatçı Selefi Derneği olduğu iddia ediliyor. Bir Suudi yetkili, Türkiye’deki Selefi – Vehabi kuruluşlara; 300 milyon dolar yardım yaptıklarını açıklıyor. İsrail Hahambaşı, Türkiye’deki 72 tarikatın hepsini de Biz kurduk diyor…  

Cahiller, diplomalı cahiller; bir musibettir, salgın bir hastalıktır… Cahilin beynini değiştirmek – ışıtmak; atomu parçalamaktan daha zordur. Çünkü başka beyinlere kapalı, güdülendikleri tek doğruları vardır.

Aynı cihatçı örgütlerin, Irak ve Suriye’de neler yaptıkları, belleklerimize kazılıdır. Hemen karşımızda – İdlip’de, odun testeresi ile kafa kesmeye, insanın ciğerini çıkarıp yemeye hazır… İnsana, insanı daha çok insanlaştıran sanata düşman binlerce ruh hastası sürüsü…

Biz – ülkemiz nereye gidiyoruz – savruluyoruz? Bizi bekleyen korkutucu – çok tehlikeli koşullara doğru yuvarlandığımızın farkında mıyız?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ