Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

TÜRKİYE’YE ÖZGÜ BİR REJİM: BONAPARTİZM

Halil Yılmaz Hıtmiye
Halil Yılmaz Hıtmiye
  • 18.07.2023
  • TÜRKİYE’YE ÖZGÜ BİR REJİM: BONAPARTİZM için yorumlar kapalı
  • 283 kez okundu

                                             Antakya Atayurt Gazetesi

AKP – MHP – Hüdapar (Allah’ın Partisi) – Yeniden Saadet = tarihimizin en gerici, en bağnaz, en yıkıcı; radikal İslamcı – kafatasçı Cumhur İttifakı İktidarı; uluslararası tekelci sermayenin Türkiye’ye uyguladığı özel bir rejim olan Bonapartizm; ulus devlet Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkım cephesi – projesidir.

Emperyalizmin “Ilımlı İslam” ve “Yolsuzluğu, Yoksulluğu, Yasakları” bitireceğiz diye diye… Halka büyük umutlar pompalayarak iktidara taşıdığı AKP projesi: Zam, zulüm, yokluk, yoksulluk diz boyu… Ülkeye çöküş ve yıkım getirdi, Halkı bitirdi. Açlık ve kıtlığa dörtnala koşuyoruz.

Temelleri 1950 yılında başlatılan Atatürk’ün aydınlık devrimlerini boğazlama, cumhuriyeti yıkma planları; Bonapartist AKP iktidarıyla, tekelci sermayenin istediği biçimde devlet kurumları depreme uğratılmış; devletten geriye bir iskelet kalmıştır. Şimdi en acil durumlarda – 6 Şubat depreminde, insan olanın kanını donduran, iliklerine işleyen ve hâlâ kulaklarımızda çınlayan can çığlıklarında bile, bütün kurumlarıyla devlet bir kişinin ilahi iradesinin tecellisini bekler olmuştur.

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin gecikmiş – yarım kalmış Burjuva Demokratik Devrimleri; özellikle Atatürk’ten sonra birikmiş sorunlar yumağını getirdi. Menderes iktidarı, Bağımsızlık Savaşı utkusunu; tekelci sermayeye ve din tarım toplumu feodalizme sattı. Kamu Ekonomisini tasfiye etti. Emperyalizmin faşist askeri darbeleri, sağ siyasi iktidarların sorunlar yumağını çözemedi. Ve günümüz Radikal İslamcı ve etnik milliyetçi Bonapartist Sultanlık rejimi kurtarıcı ve kaçınılmazmış gibi sunuldu.

Bonapartizm: Ülke burjuvazisinin ve işçi – emekçi sınıfın da iktidar olamadığı; ülkemiz özelinde uygulanan bir yönetim biçimidir. Tekelci Sermayenin emrinde olan Bonapartizm, Kendi Burjuvasını da dizayn eden; ilahi bir güç vehmedilmiş, sınırsız bir kudretle donatılmış bir kişinin iktidarıdır.

Bu Bonapartizm Rejimlerinin siyasi liderleri Fransa’da, İspanya’da, İtalya’da ve Almanya’da olduğu gibi; öncelikle düşünme, yorumlama ve mukayese etme gibi insani erdemleri gelişmemiş – sürü bağışıklığı içinde savrulan; kozmopolit, lümpen, niteliksiz kitlelerin desteğini alır, güvenini kazanır. “Yağma Sofrası” nın artıklarıyla Kendine bir kitle tabanı oluşturur ve bu tabanı uygun dinsel ve milliyetçi bir ideoloji ile de motorize eder.

Bonapartist liderler popülist, milliyetçi ve askeri yayılma hedefleri (Suriye, Libya… Gibi) olan otoriter bir rejimi temsil eder. Hem ülke Burjuvazisini, hem de emekçileri uzlaştıracak-(mış); onların sorunlarını çözecek – (miş) gibi kamuoyuna sunulur. Ulusu yanlış yönetse, ülkeyi yıkımın eşiğine getirse de; kurtarıcılık, yine o liderin olağanüstü şahsında somutlaşır. Halkın bölünmez bütünlüğü – ülkenin kurtuluşu gibi yüksek idealli yanıltıcı söylem ve sloganlar; Biz de olduğu gibi 19. yy Fransa’sında, 20. yy İtalya’sında, Almanya ve İspanya’sında yaşanmış; Bonapartist liderin üstün ve ilahi iradesine bağlı olduğu yanılgısı topluma yedirilmiştir.

Başka bir anlatımla Kapitalist Emperyalist sistem, ulus devletlerdeki parlamenter rejimle sömürü ağlarını genişletemeyeceğini – amacına ulaşamayacağını  (BOP) anladığı an; alt yapısını önceden hazırladığı; emekçileri – devrimci – sınıf mücadelesinden uzaklaştırıp boğması… Yayılmacılığını hızla sağlayacağını – sömürü ağlarını uygulatacağını düşündüğü AKP gibi Bonapartist proje, lider partilerini, 6 ay gibi kısa bir sürede iktidara taşır.

Bonapartist rejimlerde ülke burjuvazisi iktidarını yitirir. Aksine iktidara gelmesini istediği – desteklediği iktidar (AKP) tarafından yadsınır – bertaraf edilmeye çalışılır. Çünkü Bonapartist lider kendi rejimini yaratacak (Yeşil Sermaye) ve kuracaktır.

İşçi sınıfının bütün sendikal, demokratik hakları budanır, emek – sermaye – sınıf mücadelesi boğazlanır. İlerici, aydın, demokratlar, devrimciler, laikler – sekülerler, samimi inanmış dindarlar bile devletten temizlenir. Yerlerine partinin devlet, devletin de parti olduğu olgusuna – sistemine uygun olan ve biatından şüphe edilmeyen parti kadroları getirilir. Devlet hafızası ve tarih yok sayılır; her şeyin kendileriyle başladığı masalları savlanır.

Daha vahimi Bonapartist liderler, anti-kapitalist ve ani-faşist olduklarını savlamanın ötesinde; rakiplerini kapitalizmin maşası – işbirlikçisi ve faşist olmakla suçlarlar.

Demokratik yollarla iktidar yapılan Bonapartist AKP, şimdi demokratik yollarla gitmeye nazlanıyor – isteksiz, kalıcı olmak için; Kendi rejimini – toplumsal ve Siyasal İslam – Selefi – Vahabi Kültürünü – tabanını kurmaya gözünü karartmış görünüyor. Zaten İslam Tarihine baktığınızda, İslamiyet’in doğduğu Arabistan çöllerinden Kuzey Afrika’ya; İspanya’dan Orta Asya’ya kadar, hiçbir dinci – milliyetçi Oligarşik Siyasal İslam iktidarlarının kavgasız, kargaşasız iktidardan gittiğini göremezsiniz.

Bu millet 100 yıl önce, tarihten silinmeyi Kuvayı Milliye ile Kölelik Belgesi SEVR’i tarihin çöplüğüne atmış; Lozan ile de özgür, bağımsız, onurlu bir ulus olduğunu dünyaya deklere etmiştir.

Bu nedenle Emparyal Tekeller ve işbirlikçileri, ülkeyi fiili işgal yerine, nüfus yapımızı değiştirerek; iç kargaşa yoluyla sermayeleri yalan, müşterileri Gassalına teslim olmuş cahiller – cehalet olan; Allah adına müşriklik yapıp sözde kerametler dağıtan dinci, faşist, hırsız, yalancı tarikat liderleri Şeyhülşeytanlar eliyle; Bizi, tarihten silmek aymazlık ve sapkınlığının sabrı içinde bekliyorlar.

Sınıf bilincine ulaşmış proleter emekçilerin, devrimcilerin, demokratların, aydınların; insanlığın uygarlık birikimini yaşam biçimi yapmış, her yurtseverin bu tarihsel dönemeçte; tarihsel, siyasal ve sosyolojik sorumluluğu – görevi vardır. Bu görev ve sorumluluk: Vatanından, Halkından başka bir sevgilisi olmamış; zillerimizin Özsuyu olan ve bu topraklar uğruna yok olmuş bir kuşağın yüklediği ulvi bir sorumluluk ve görevdir.

Çünkü 100 yıl öncesinde olduğu gibi, yerli ve yabancıların acımasız, bir kirli ve kanlı savaşı ile karşı karşıyayız. Bu karşı karşıya oluş, doyumsuz Kapitalizm – Tekelci Sermayenin insan yaşamı için zorunlu olan, dünyanın sınırlı kaynaklarını, stratejik bölgeleri kendi tekelinde toplamak savaşı olduğunu unutmayınız!

Bu nedenle tarihsel görevini tamamlamamış Bonapartist Sultanlık Rejimi AKP – BOP Projesi devam ediyor Hâlâ…

Halil Yılmaz – Hıtmiye

Eğitimci – Şair – Yazar

www.hitmiye.com

Suha_6331@hotmail.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ