Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 8,63 / Satış: 8,66
€ EURO → Alış: 10,12 / Satış: 10,16

SON DAKİKA

YALANLAR TÜKENİP, KARLAR ERİYİNCE

Halil Yılmaz Hıtmiye
Halil Yılmaz Hıtmiye
  • 21.12.2020
  • YALANLAR TÜKENİP, KARLAR ERİYİNCE için yorumlar kapalı
  • 268 kez okundu

Antakya – Atayurt Gazetesi

Yalan, bir başkasını aldatmak amacıyla olaya veya duruma uygun olduğu düşünülerek kurgulanmış; gerçekle ilgisi, hiçbir bağlantısı olmayan uyduruk sözlerdir.

Başka bir anlatımla yalan, bir kişiyi, aileyi ve toplumu kandırmak yoluyla yanlış yönlendirerek, onulmaz acılara – felaketlere sürüklemek – tutsak etmektir.

Elbette yalan söylemek insanlıkla yaşıttır. Çünkü insanın varoluşundan bu yana, yalan söylene gelmiştir. Çünkü canlılar içinde yalan söylemek, sadece insana özgüdür. Başka hiçbir canlı yalan söyleme yetisine sahip değildir.

Genelde 5-6 yaşlarına gelen çocuklar yalan söyleme gereksinimi duyarlar. Duyarlar çünkü yaşamın gerçekliği ile hayalleri arasında bağıntı kurabilme yaşam deneyimini kazanmamışlardır. Çocuk, yaşam deneyimi kazandıkça – yaşam ile hayallerinin örtüşmediğini, söz ve davranışlarının ailesi ve çevresinde yadsındığını… Başka bir anlatımla çocuk, sosyal yaşamında yalan söylemenin; ahlaki ve toplumsal sorunlar yarattığı gerçeğini algılar – kavrar ve bu kötü – yıkıcı alışkanlıktan uzaklaşır.

Fakat bazı olağanüstü istisnai – ayrıksı koşullarda – ailesel sarsıntılarından, kırılıp dökülmelerinden, yavan, ilgisiz, tekdüze koşullarda yetişen çocuk, yalan söylemekte ısrarcı olur ve toplumun ahlaki bir sorun olarak gördüğü bu söz ve davranışını sürdürür. Yalan söylemek, zaman içinde alışkanlığa ve giderek hastalığa dönüşür.

Özellikle toplumları yönetenlerin yalan makinesi oluşları; insanlığın kurmaya çalıştığı eşitlikçi, insani, sosyal, hukuksal, ahlaki – hakça paylaşım düzeninin temel değerlerini bozmuş, temeline dinamit koymuşlardır.

Radikal siyasetçilerin en çok başvurdukları yöntemlerden biridir yalan söylemek – toplumları kandırmak. En büyük dayanakları yalan, din, iman, mezhep, etnik milliyetçilik, Onların olmazsa olmazıdır.

Emperyalizmin kayığına binmiş, yalan söylemeyi sanat ve ibadet sayan sözde uzman görüntülü kafadan bacaklı azman mankurtlar; halkın kafasını karıştırmak için televizyonlarda, ellerine tutuşturulmuş müsveddeleri okumakta zorlanırken, Kendilerine öğretilmişleri papağan gibi şakır. Sorulan sorular karşısında, trene bakan ‘Bakralar’ gibi; sorunun yanıtının cep telefonuna gelmesi için zaman kazanmaya çalışırlar.

Ülkelerin tüm zenginlik (Ahlak, Gelenek, Görenek, töre; toprak, su, orman, maden) kaynaklarına el koyan; yalan ve riya üzerine kurulu Kapitalist Sistemin Kültürü; bütün bu insani, toplumsal ve ulusal değerlerin içini boşaltır. Aileleri, ulusları bencilleştirerek tekilleştirir. Ulusları ayakta tutan ve tutacak tüm insani, toplumsal ve ulusal değerlerini sıradanlaştırır. Bağlarını özlerinden koparıp, iğretileştirerek önemsizleştirir. Sağlıklı düşünemeyen, kişisel çıkarlarını her şeyin üstünde – öncelikli gören bencil, niteliksiz kişilerden oluşan yığın, yıkılmaya hazır kozmopolit bir toplum yaratır.

Tarihe, insanlığa en büyük ihaneti ve yıkımı yaşatmışlardan Biri de Hitlerdir. İç dünyasıyla barışık olmayan – çatışmalar yaşayan kişiliğinden, ulu bir karakter – “Mesih” yaratmaya çalışmıştır. Babasından, çocukluk ve gençliğinden nefret eder. Sık sık öfke krizleri geçirir. 1933 yılında Almanya Şansölyesi – Başbakanı olur olmaz; Viyana’da çocukluk ve gençlik arkadaşı bir sanat galericisinin öldürülmesi emrini veren Biridir Hitler.      

Dünya siyasi tarihinde, “YALAN” sözcüğünü duyan Herkesin aklına; 2. Dünya Savaşında, dünyayı kana bulayan Hitlerin Propaganda bakanı Goebbels gelir.

Yalan söylemekte yani soysuzca, inandırıcı yalanlar söyleme uzmanı – makinesi Goebbels’e göre: “İçte ve dışta sürekli bir düşman yaratacaksın. Kendinin yaratmış olduğun sorunlardan bile onları sorumlu tutacaksın. Toplumun kavramakta zorluk çekeceği büyüklükte ‘Yalan’ söyleyeceksin. Toplum, söylenen büyük yalanı düşünüp, değerlendiriciye kadar, Sen daha büyük yalanlar hazırlayacaksın. Ve insanları sarhoş edecek, sağlıklı düşünmelerine fırsat vermeyeceksin. Toplum, sağlıklı düşünemez duruma geldiği zaman da Siz, artık ne söylerseniz söyleyin; sürü psikolojisi – güdüsü içinde; Size inanacak ve peşinizden koyunlar gibi akmaya başlayacaktır.”

Yalan, karların altına saklanmış b+klara benzermiş. Karlar eriyince bütün b+klar da ortaya çıkarmış. Hitlerin Almanya’sında da böyle olmuş: 2. dünya savaşında Almanlar, Hitler’in ve Onun yalan makinesi Goebbels’in; Alman Ordularının, ‘Moskova’yı ve Stalin’i tutsak’ aldığı kandırılmışlığın gerçekliğinin sarhoşluğu içindeyken; bir sabah, Sovyet Tanklarını sokaklarında görür. Goebbels’in yalanları tükenmiş ve karlar erimiştir. Fakat çok geç kalınmıştı.  Çünkü Alman Halkı, Kendisini kandırılmış, aşağılanmış duygular içinde: Yanmış, yıkılmış Berlin sokaklarında, yıkıntılar arasındaki ölmüş at etlerini, açlıktan kapış kapış yemek için birbirini kırıp, geçiriyor ve şöyle düşünüyordu: “Bir daha, gökten ‘İSA’ bile gelse; yetkiyi, bir tek kişiye ve onun yanındaki yalan makinelerine verecek kadar aptal olmayacağız.”

Google’u, Abdulhamit buldu diyerek, Hitler’in yalan makinesi Goebbels’e rahmet okutan; akıl ve ahlak yoksunu, bilimin düşmanı AKP’li ‘Beşik Uleması’ – sözde Profesörlerden SOFUOĞLU, şimdide de üniversiteler “Fuhuş Evidir” diyor. Siz, yalan söylemeyi sanat ve ibadet sayan Sofuoğlu gibiler! Ülkesinin taşını toprağını satan kirli, karanlık beyinler! Tarih ve insanlık, Sizi; Hitler – Franko ve Musolini gibi lanetle anacaktır.

Korku, tüm canlıların doğal bir refleksi – tepkisel niteliğidir. Fakat “Korku Hastalığı” sadece insana özgüdür. Ülkesine ve insanlığa karşı çok büyük yalanlar söyleyip, günahlar – (Hitler – Franko ve Musolini Gibi…) suçlar işleyenler ‘Korku Hastalığına’ tutulur.

Siyasi iktidar da bu korkuya kapılmış olsa gerek: Beyni ışık alan, ülkenin içinde bulunduğu ve gittikçe ağırlaşan koşulları kavrayan; eleştiren – çıkış yolu arayan Herkesin aklına durgunluk veren baskılarını – ayrıştırarak düşmanlaştırmayı her geçen gün daha da artırıyor.

Toplum mühendisliğini, mimarlığını – siyaset etmeyi; ülkenin, insanlığın kurtuluşu, kuruluşu ve mutluluğu yolunda Atatürk gibi yaparsanız, işte o zaman ulvi bir davanın yüreklere kazınmış kahramanın olursunuz.

Ve dilerim ki Goebbels’in, hayal ektirip, fırtına biçtirdiği Alman Halkının yaşadığı felaketleri yaşayan bir halk olmayız.

Bu halk, bu ülke ve Atatürk; Size hangi kötülüğü yaptı, ey siyaset edenler!

Halil Yılmaz HITMİYE

Eğitimci-Şair-Yazar

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ