Ak Partinin Tarım Politikası ülke ve özellikle çiftçi açısından büyük yıkımları, iflaslarla devam etmektedir. Ak Parti merkezden, yerele kadar çiftçinin derdini dinlemiyor, ciddiye almıyor. Çiftçi ise “Ben derdimi belediye başkanına, valiye, bakana anlatamıyorum, ben derdimi kime anlatayım” çığlığında bulunuyor.
Yarım asırdır televizyon ve gazete için her alanda sahada haber hazırlıyorum. Bu seneki kadar üreticinin perişan olduğunu, üretimden uzaklaşmayı çare bulduğunu görmedim.
Özellikle Hatay önce Türkiye-Suriye krizi ile yıkıldı. Bütün kapılarda transit ticaret kaldırıldı. Yine bazı yollar deneyerek üretimi devam ettirdi. Halen transit ticaret sınırlarımızda yapılmamaktadır.
6 Şubat Depremi ile büyük yara aldı. Canlarını, mallarını ve tarımda kullandığı bütün ekipmanlarını toprağın altında bıraktı. Üretici yine yılmadı. Bahçesine su bulamadı, göz yaşı ile suladı, ekipman bulamadı, tırnağıyla kazıdı, Pazar bulamadı, zarar etti ama yine direndi. Artık bu kadar zarar çiftçinin ekemez, biçemez, ekmeğini çıkaramaz duruma getirdi.
6 Şubat Depreminin vurduğu Hatay’ın ilçelerinden Samandağ’da mandalin bahçelerini oda başkanı ve üreticilerle geziyoruz. Üretim ya dalında çürümüş, ya da dibinde serili durmaktadır. Üreticinin bütün emeği toprak olmuş, gelecek yıl yeniden üretim yapabilmesi imkansız hale gelmiştir.
Bazı bahçeler öylesine bırakılmış bazı bahçe sahipleri çocuğu gibi yetiştirdiği ağaçları kökünden kesmeye başlamışlar.
Bütün mandalin bahçelerini gezdikten sonra Samandağ Ziraat Odası Başkanı Selim Kamacı, Üretici Ademe Beyaz ve Ali Çapara mikrofon uzattık. Bundan sonra üreticinin durumu nasıl olacağını, üreticinin gelecek yıl üretim yapabilecek mi? Diye sorduk.
SELİM KAMACI (SAMANDAĞ ZİRAAT ODASI BAŞKANI)
Tarım Bakanı ve Yöneticiler Bizi dinlemiyorlar
Üreticilerin durumu öyle kötü ki insanlar ağaçlarını kesmeye başladılar. Bütün bahçeleri birlikte gezdik ve mandaline ağaçların altında ve toplanmamıştır. Meyvesi toparlanmayan ağaçlar gelecek yıl meyve vermede zorlanacak ve yerlerde kalan mandaline akdeniz meyve sineğinin yuvası haline dönüşecektir. Her sene aynı durumu yaşıyoruz. Bu mesele 2004 yılından beri başlamıştır, biz bir yetkili ile mandalinenin yere dökülmeden önce ekonomiye nasıl kazandıracağımızı, bir ziraat odası başkanı olarak konuşamadım. Bizim çözüm önerimiz var ama bunu ne yerel, ne merkezi hükümetle konuşamadık. Biz Hatay çiftçisi olarak bir kenara itilmiş hissediyoruz. Yazık değil mi böyle bir emek ve milli servetin çürümesi!
Bizim 20 yıldır bir çalışmamız var, bu mandalinanın aroması harika, Avrupa, Rusya ve diğer ülkelerde aranan bir aroması var. Biz başta tarım bakanı, yardımcısı, yerel yöneticilere anlattık ama bir çare olmadılar. Eğer bizim bir soğuk hava depomuz olsaydı, bir ay önce kesip bekletseydik bu mandalina bir ay sonra 20 liraya satılacaktı. Bu hem ülke hem çiftçiye önemli bir katkıdır. Yani 200 bin ton meyve düşünün ve yok oldu. Bu işlerle ilgili sorumlu insanların, maaşlarını alırken ve çözüm üretmezken vicdanları sızlamıyor mu? Bizim üreticiler katma değer yaratacak tesis için bir yer istedi, zaten yatırımcımız da hazırdı, ama bize yer göstermediler ve ilgilenmediler.
Bir kere bizi dinleyen, anlayan yok, sanki bizim zarar etmemizden seviniyorlar! Sanki Türkiye’nin kaybı değilmiş gibi sevinen yöneticilerimiz var. İnanın bize bir tesis kurulsun bir tanesi yere düşmez ve bir tanesi bile değerlendirilir. Çiftçimiz içi kan ağlaya, ağlaya bu ağaçlarını kesmektedir. Biz yöneticilere karşı politika yapmıyoruz, sorunu ortak çözelim diye çağrıda bulunuyoruz.
ADEM BEYAZ (NARENCİYE ÜRETİCİSİ)
Ben İmkansızlıktan Ağaçlarımın Bir Kısmını Kestim ve Devam Edeceğim.
Biz üretici olarak her geçen sene ve gelecek seneye umutla bekledik. Gelecek sene düzelir ve para kazanırız diye düşündük, 15-20 yıldı hayal kırıklığına uğradık, hep zarar ettik. Bu ürünün çok masrafı var, bu ağaçları yetiştirmek kolay değil, bu ağaçları yetiştirmek için canımız çıkıyor. Bizim bahçede 70 yaşında ağaçlar bulunmaktadır. Çiftçinin bir dayanma gücü var, biz o sınıra geldik. Üç, dört çeşit, ilaç ve gübre atıyoruz. Önce tüccara sattık, piyasa düşünce tüccar da para vermeden çekip gitti. Bende kökünden kesmeye karar verdim, bir kısmını kestim. Bahçemde yiyecek kadar mandalina bırakacağım. Çare bulunamadı ama yarın Türkiye’de mandalina bulamayacak ve ithalat yapacaktır. Samandağ’da karar verdi ve sökmeye karar verdik. Artık bu şartlarda bakım da yapamıyoruz. Gelecek yıl bunun budaması, ilacı ve sulaması var. Para kazanamadık nasıl karşılayacağız? Biz sulama birliğine üyeyiz ve her yıl bizden dönüm başına bin ile bin beşyüz lira alıyorlar. Biz suyu kullanmıyoruz ama yine alıyorlar. Kanallar bize uzak su gelmiyor, bu haraç gibi ödediğimiz su parası adı altındaki almayın her yere dilekçeler yazdım. Ben bahçemi sulamadığım halde benden zorla su parasını aldılar.
ALİ ÇAPAR (MANDALİNA ÜRETİCİSİ)
Devlet Banka Borçlarımız Konusunda Bir Destek Vermesin Umuyoruz.
Bu sene üretici olarak hiç satamadık, narenciye ürünlerimiz dalında kaldı. Bütün üreticiler zararda ve devletin destek vermesini istiyoruz. Gelecek yıl mandalina dalında kaldığından ürün vermeyecektir, hem de biz mandalinaya bakım masraflarını karşılayacak durumda değiliz. Çiftçilerin bankaya borçları var, bunlar çaresizlik içindeler, devletimiz bizim borçlarımız ve gelecek yıl üretimi sürdürebilmemiz için bir yardım eli uzatır diye düşünüyorum.
HÜSEYİN GÜLER
SAMANDAĞ







