Antakya Çevre Koruma Derneği, İklim Krizinin etkilerinin yoksulları vurduğuna dikkat çekti.
Yönetim Kurulu imzasıyla yapılan Basın açıklamasında, “İklim krizinin etkileri en çok yoksulları, emekçileri, çocukları ve afet bölgelerinde yaşayan halkları vuruyor” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bugün 15 Mayıs Dünya İklim Günü. Ancak bizler için bu tarih yalnızca takvimde yer alan sembolik bir gün değildir. İklim krizi artık geleceğin değil, bugünün gerçeğidir. Artık iklim krizi geliyor demiyoruz; iklim felaketinin tam ortasında yaşıyoruz. Kuruyan nehirlerin, zehirlenen havanın, yok edilen ormanların ve talan edilen toprakların sorumlusu doğa değil; rant uğruna yaşamı hiçe sayan politikalardır.
6 Şubat depremlerinin ardından İlimizde yaşanan ağır yıkım, doğa ile uyumsuz kentleşmenin ve plansızlığın sonuçlarını bir kez daha göstermiştir. Depremin yaraları hâlâ sarılmamışken, halkın sağlığı ve doğa yeniden sermayenin çıkarlarına kurban edilmektedir. Molozla, betonla, taş ocaklarıyla ve denetimsiz projelerle geleceğimiz karartılıyor.
İklim krizinin etkileri en çok yoksulları, emekçileri, çocukları ve afet bölgelerinde yaşayan halkları vuruyor. Bu nedenle iklim mücadelesi aynı zamanda bir yaşam hakkı mücadelesidir.
Bugün bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:
- Fosil yakıt politikalarından vazgeçilmelidir.
- Doğayı talan eden maden ve taş ocağı projeleri durdurulmalıdır.
- Su kaynakları, tarım alanları ve ormanlar rant projelerine açılmamalıdır.
- Deprem bölgesinde bilimsel, ekolojik ve halkçı yeniden yapılanma esas alınmalıdır.
- Yenilenebilir enerji politikaları doğayı yok etmeden planlanmalıdır.
İklim krizinin çözümü doğayı daha fazla tüketmekte değil; doğayla uyumlu yaşamı savunmaktadır.
Bizler Antakya Çevre Koruma Derneği olarak; yaşamı, suyu, havayı, toprağı ve geleceğimizi savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki doğayı korumak, yaşamı korumaktır.”







