Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 7,28 / Satış: 7,31
€ EURO → Alış: 8,56 / Satış: 8,59

SON DAKİKA

Atatürk’e dua edilir, beddua değil!

Mehmet Çardak
Mehmet Çardak
  • 29.07.2020
  • Atatürk’e dua edilir, beddua değil! için yorumlar kapalı
  • 82 kez okundu

Saygıdeğer okurlarım! Türkiye’nin demokrasi, ekonomi, eğitim, adalet ve toplumsal barış gibi temel sorunları var. Ayasofya’nın ibadete açılması, Türkiye’nin temel sorunlarından biri olmadığı gibi dini bir gereklilik de değildir.  Aslında Ayasofya ibadete değil, siyasete açılmıştır.

Ayasofya kararı, basit bir gündem değiştirme veya müzeyi camiye dönüştürme kararı değildir. Bu karar, iktidarın Atatürk’ün kurduğu Laik cumhuriyet’i hilafete dönüştürmeye yönelik sembolik bir adımdır. Ayasofya üzerinden Atatürk’e, Cumhuriyet’e meydan okumaktır. Ayrıca Ayasofya’nın ibadete ya da siyasete açılması, Türk toplumunun yaşam kalitesinin artmasına da herhangi bir katkı sağlamayacaktır.

Kaldı ki, dünya tarih mirası olan Ayasofya’nın statüsünün müzeden camiye dönüştürülmesi sonucu yıllık 370 milyon liralık turizm gelirinden de vazgeçilmiştir.  Diğer taraftan, 97 yaşındaki Cumhuriyet’te, 86 yıl sonra ibadete açılan Ayasofya’da 24 Temmuz 2020’de ilk Cuma namazı kılınmıştır. Türkiye’nin (1)  numaralı imamı, ilk Cuma namazında Kur’an-ı kerim okumuştur. Türkiye’nin (2) numaralı imamı olan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın, Ayasofya’daki ilk Cuma hutbesinde, “Vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar”   sözlerine siyasetçi, tarihçi ve ilahiyatçılardan tepki gelmiştir.

Açıkçası, 21. yüzyılda HAÇ kabzalı kılıçla gösteri yapan Diyanet İşleri Başkanı; Cumhuriyet’in kurucusuna ad vermeden lanet okumak suretiyle dünyada ve Türkiye’de gülünç duruma düşmüştür. Oysa Atatürk 82 yıl önce vefat emiştir. İslamiyet’te vefat eden insanlara dua edilir, beddua değil.

Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir memuru Atatürk’e hakaret edemez! Akıllı ve şerefli olan bir insan Atatürk’e hakaret etmez! Hele Diyanet İşleri başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş Atatürk’e sözle hakaret edemez. Çünkü Diyanet İşleri başkanlığı’nı kuran Atatürk’tür. Ali Erbaş, halen oturmakta olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğunu Atatürk’e borçludur.

O Ali Erbaş ki,  Ayasofya’da minberden isim vermeden Kadir Mısıroğlu’na rahmet, Atatürk’e de lanet okumuştur. Erbaş, Emevi halifelerini bile anarken, İstanbul’u İngilizlerin elinden kurtaran, vatan topraklarına katan ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuran Atatürk’e bir duayı çok görmüştür.  Bugünlerde Atatürk’e lanet okuyanlar, elbette ki gelecekte bir gün bunun bedelini ödeyeceklerdir.

Kim ne derse desin! Bu memlekette aç insanlar olduğu sürece Ayasofya’yı camiye çevirip günde bin rekât namaz da kılsalar nafiledir. Aslında Ayasofya’nın ibadete açılışı, siyasal İslamcıların çırpınışıdır. Çünkü Ayasofya’da Cuma namazı kılanların hedefinde demokrasi, hak, hukuk, adalet yok! Siyasal İslamcıların hedefinde hilafet var! Oysa iktidarın önceliği, Ayasofya’yı ibadet açmak değil, Türk toplumunun yaşam kalitesini yükseltmek olmalıdır. 

Ayrıca bağımsızlığımızı kazandığımız 24 Temmuz günü Anıtkabir’i kapatıp anıtlara bir çiçek dahi konulmasına izin vermeyenler, Türk milletinin temsilcisi olamazlar.  Çünkü 24 Temmuz, Lozan Antlaşması’nın imzalandığı gündür. Lozan Antlaşması, geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir köprü gibidir.

Geçmiş geçip gitmiştir aslında ama geçip gitmesine rağmen her zaman bugüne öncülük eder ve bizi geleceğe hazırlar, yön verir. Geçmişin ışığı bugünün yansımasıdır. O yüzden o ışık ne kadar kuvvetli olursa bugüne yansıması da o kadar etkili olur. Bu yüzden 24 Temmuz’un değerini bilmeliyiz. Bu yüzden Lozan Antlaşması’nı unutmamalı, bugünün kıymetini bilmeli, geleceğe de inanarak bakmalıyız.

Biz neyin hayır neyin şer olduğunu bilmeliyiz. Bize Atatürk’e şükretmek düşer. 24 Temmuz’da Ayasofya’da namaz kılmayı şova çevirip Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık belgesi olan Lozan Antlaşması’nı unutanlar, Ayasofya namazında Emevi halifelerini bile anarken bu toprakları yeniden vatan yapan Atatürk’ün adını anmayanlar, yarın bağımsızlığını kaybedince namaz kılacak cami bulamayacaklar.

Oysa geçmişini bilmeyenler geleceğine de yön veremezler. İktidar çevrelerinin hatırlamadığı ve anmadığı Lozan Antlaşması 97 yıl önce 24 Temmuz 1923’te imzalanmıştır.  Bir avuç Türk dünyaya meydan okumuştur. Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları savaş meydanında bozguna uğrattığı düşmanı masada da yenmiştir. Lozan, Atatürk’ün deyimiyle “Türk tarihinde dönüm noktası” olmuştur.

Türkiye’nin bugünkü sınırları Lozan Antlaşması ile çizilmiştir. Kapitülasyonlar kaldırılmıştır. Ekonomik, siyasi, adli, hukuki bağımsızlığımız Lozan Antlaşması sayesinde sağlanmıştır. Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu anlaşması olarak kabul edilmiştir.

Lozan Antlaşması, Türkiye’nin tapu senedidir. Benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir. Hilafetçiler Cumhuriyet’le, Atatürk’le boşuna uğraşmasınlar. Çünkü O’nun düşmanları hiçbir savaş kazanamadılar. Bizler Atatürk’ü otoyol, köprü, havaalanı, tüp geçit yaptı diye değil; yoktan bir vatan, kandan bir bayrak, esaretten bir millet var etti diye seviyoruz.

Türk milleti için Koronavirüs kadar tehlikeli bir şey varsa, o da Türk tarihine, Türk kültürüne ve Atatürk’e düşmanlık eden cemiyet mikroplarıdır. Tarihe not düşmek için yazıyorum: 20 Temmuz 2020 Cuma günü, Ayasofya’da Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in bir memuru Atatürk’e lanet okumuştur. Bu hakaret karşısında sessiz kalanlar Türk olamazlar!

Atatürk’e lanet okuyan yobazlara tepki vermeyen hiçbir siyasi parti lideri Türk milletini temsil edemez. Atatürk’e lanet okuyanlara sessiz kalanlar da hakaret eden kadar nankördür, haindir! Hutbeye kılıçla çıkan Diyanet İşleri Başkanı da Ayasofya’ya çıkarma yaptıklarını sanan şeriat soytarıları da Türk milletinin moralini bozamazlar.  Atatürk’ün yolundan gidenler asla pes etmesinler!

Çünkü Ayasofya’ya çıkarma yaptıklarını sananların hedefinde hilafet var. Anıtkabir’e koşanların hedefinde ise; demokrasi, ekonomi, hak, hukuk, işsizlik, eşitlik, toplumsal barış ve sosyal devlet var. Hiç kuşku yok! Bu mücadeleyi Atatürk’ün yolunda ilerleyenler kazanacaktır. Türkiye,  hep birlikte alçak gönüllü bir uygarlığı inşa edecektir!

Mehmet Çardak

Araştırmacı –Yazar

m-cardak@windowslive.com

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ