Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 7,28 / Satış: 7,31
€ EURO → Alış: 8,56 / Satış: 8,59

SON DAKİKA

Ekranlar değil Basın karartılacak

Ekranlar değil Basın karartılacak
  • 13.07.2020
  • Ekranlar değil Basın karartılacak için yorumlar kapalı
  • 56 kez okundu

CHP kontenjanından seçilen RTÜK üyeleri Okan Konuralp ile İlhan Taşçı,  ekran karartmaları mahkemeye taşıyarak,  “Ekranlar değil basın karartılacak” iddiasında bulundular.

Cumhuriyet Gazetesinin haberine göre,  RTÜK’ün CHP kontenjanından seçilen üyeleri Okan Konuralp ile İlhan Taşcı, Üst Kurulun, Tele 1 ve Halk TV hakkında verdiği “5 gün ekran karartma” cezasının iptali istemiyle idare mahkemesine başvurdu.

Okan Konuralp ve İlhan Taşcı’nın İdare Mahkemesine verdikleri dilekçede, RTÜK Üyesi olarak, basın özgürlüğü ve düşüncenin yayılması özgürlüğünün güvence altına alınmasının görevleri arasında olduğunu vurgulayarak, “RTÜK’ün düzenleme görevi, özgür yayıncılık ortamını oluşturma, yayıncıların karşılaşacağı olası engelleri ortadan kaldırma ve haber alma hakkına tüm yurttaşların erişimini de kapsamaktadır. RTÜK’ün son kararı basın ve düşünce özgürlüğüne doğrudan müdahaledir” denildi.

CHP Kontenjanından seçilen üyeler Okan Konuralp ile İlhan Taşcı’nın avukatı Gökhan Tekşen, bugün nöbetçi idare mahkemesine başvurarak, RTÜK’ün Tele 1 ve Halk TV’nin ekranlarının karartılması kararının yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini istedi.

Ulusal ve uluslararası çok sayıda karara yer verilen dava dilekçesinde, RTÜK’ün devlet politikası ile hükümet politikası arasındaki ayrımları gözetmediğini, hükümete yönelik her türlü eleştirinin doğrudan doğruya devlete yönelikmiş gibi değerlendirilerek yaptırım kararları verdiği vurgulanarak, şu değerlendirme yapıldı:

“İktidar politikalarının eleştirilmesinin bağlamından kopartılarak, devlete yönelik bir saldırı/itham olarak yorumlanmaya başlanması, demokratik bir hukuk devleti açısından sorunludur. Zira, seçimle başa gelmiş bir iktidarın politikalarının eleştirilmekten vareste tutulması düşünülemez. Sonuçta bir siyasi parti olan iktidarın eleştirilmesi, devlete yönelik işlenmiş ‘suçlar’ kategorisinde değerlendirildiğinde karşımıza ‘parti devleti’ çıkartacaktır ki, bunun demokrasinin ve hukuk devleti ilkesinin ihlali anlamına geleceği son derece sakıncaları olacağı asıl bu nedenle ülkenin birlik ve bütünlüğünün tehlikeye düşeceği tarihsel olarak görülmüştür. Bir siyasi partide yaşanacak gelişmeler nasıl ki devlete atfedilemeyecekse, partiye yönelik eleştiriler de devlete yapılmış sayılamaz. Diğer türlü partide oluşacak bir ayrışma, bölünme, çatışma –ki mevcut iktidar partisi de bunları yaşamış içinden iki ayrı grup çıkmıştır şu ana kadar- devlette de yaşanacak anlamına mı gelecektir? Bu son derece tehlikeli bir bakış açısıdır. 

Gazetecilerin iktidarın dış politikasına yönelik eleştirilerinin, “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamaz” hükmünü ihlal ettiği değerlendirmesi zorlama, gazeteciliğin doğasına yönelik doğrudan doğruya müdahale, iktidar partisini devletle bir tutmaya dönük sakıncalı bir karardır.”

İfade özgürlüğünün yalnızca düşünce ve kanaatlerin içeriğini değil iletilme biçimlerini de koruma altına aldığına işaret edilen dilekçede, “İfade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran ‘bilgiler’ ya da ‘düşünceler’ için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın ‘demokratik bir toplum’ olamaz” değerlendirmesine yer verildi.

Dilekçede, iktidarın eleştirilmesi nedeniyle ulusal düzeyde yayın yapan televizyon kanallarının 5 gün boyunca ekranlarının karartılmasının “yalnızca bu kanalın değil Türkiye’nin de geleceğinin karartılması” anlamına geleceği vurgulandı. Dilekçede, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Doğrudan doğruya basın özgürlüğünü hedef alan, Türkiye’nin uluslararası saygınlığına gölge düşürecek, üçüncü sınıf ülkeler kategorisinde görülmesine neden olacak, kendi onayları dışındaki hususların yazılmasını, duyurulmasını istemeyen ülkeler benzeri basına karartma uygulayan bir anlayış, Türkiye’ye en büyük kötülüğü yapmış olacaktır. Eğer gazeteci ve televizyoncular yalnızca resmi görüşe yer verecek ve bu görüşü de hiçbir şekilde eleştiremeyecekse, şu an RTÜK’ün denetiminde olan 1700 radyo ve televizyonun varlığı anlamını yitirecektir. Eğer amaçlanan çok kanallı tek sesli Türkiye ise tüm televizyonların fişleri çekilir, lisansları iptal edilir ve şu an bu görevi yasasına aykırı bir şekilde sürdüren TRT yayınları üzerinden bu amaç gerçekleştirilir. Eğer beklenen; bu iktidarı sorgulayan, eleştiren, yeri geldiğinde yanlışlarını haberleştiren, doğruların izini sürerek özgür ve özgün yayıncılık yapmaya çalışan kanalların sesleri kısılarak, iktidar propagandası yapan kanallara izleyiciyi yöneltmekse bunun da bu çağın gelişmişliği, teknolojik gücü ve her türlü bilgiye, habere ulaşım kanallarının çokluğuyla gerçekleşmeyeceği aşikardır. Hal böyleyken sırf siyasal iktidarın politikalarını eleştirdiği için bir program nedeniyle, program bazında uygulanabilecek tedbirler yerine kanalın tüm yayınlarına karartma uygulanması hukukla, basın özgürlüğüyle açıklanamaz.

Haber alma hakkı basın özgürlüğünden, düşüncenin yayılmasından bağımsız düşünülemez, bir bütündür. Oluşan düşüncenin yayılması, toplumun da haber alması bir bütün olarak basın özgürlüğü anlamına gelecektir. Birisinin eksikliğiyle bu özgürlüğün sakatlanacağı açıktır.

Hem Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun dava konusu kararına muhalefet eden üyeler olarak ve hem de Sarı Basın Kartı sahibi gazeteciler olarak söz konusu işlemin iptali ve yürütülmesinin durdurulması talebiyle işbu davayı açmak zorunluğu doğmuştur. Zira RTÜK Üyeleri olarak basın özgürlüğü ve düşüncenin yayılması özgürlüğünün güvence altına alınması yasal görevimizdir. İfade özgürlüğünü ve düşüncenin yayılması özgürlüğünü güvence altına almak her RTÜK Üyesinin görevleri arasındadır. RTÜK’ün hem denetleme hem de düzenleme görevi vardır.  Düzenleme görevi, özgür yayıncılık ortamını oluşturma, yayıncıların karşılaşacağı olası engelleri ortadan kaldırma ve haber alma hakkına tüm yurttaşların erişimini de kapsamaktadır.

RTÜK’ün aldığı son karar,  hükümete dönük eleştirilerle devlete yönelik yapılan söylemler arasındaki ayrımı yapmadığı/yapamadığı eleştirilerini ve tespitlerini daha güçlü hale getirmiştir.”

Dilekçede, “Basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkına yönelik doğrudan doğruya karartma anlamına gelecek kararın uygulanmasıyla oluşacak telafisi güç sonuçların ortaya çıkmaması bakımından Üst Kurul kararının yürütmesinin durdurulmasını talep ederiz” denildi.

‘YARGI DENETİMİ ZORUNLULUKTUR’

Konuyla ilgili açıklama yapan RTÜK üyesi İlhan Taşçı, verilen cezaların halkın haber alma hakkına ciddi müdahale olduğunun altını çizerek, yargı denetimine dikkat çekti.  Taşçı şu ifadeleri kullandı:

“RTÜK son dönemde aldığı kararlarla basın ve düşünce özgürlüğü, ifadenin yayılması ve haber alma hakkına ilişkin dar bir bakış açısıyla hareket ettiğini göstermektedir.

RTÜK’ün son olarak TELE 1 ve Halk TV’ye verdiği 5’er günlük ekran karartma cezası; salt bu yayıncılara yönelik olarak değerlendirilemeyecek kadar önemlidir. Ulusal düzeyde yayın yapan televizyonların ekranlarının 5 gün boyunca ‘karartılması’ doğrudan doğruya basın ve düşünce özgürlüğü ile yurttaşların haber alma hakkına yönelik ciddi müdahale niteliğindedir. Dolayısıyla kararlara sadece bu durumdan etkilenen yayıncılar açısından bakılamaz.

Türkiye’nin özgürlüklere bakışını ve dünyadaki saygınlığında önemli bir parametre de olacak bu kararların mutlaka ama mutlaka Türk Milleti adına karar veren yargı denetiminden geçmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.

Üst Kurul Üyesi olarak, görevlerimiz arasında basın özgürlüğü, düşünce ve düşüncenin yayılması özgürlüğünün sağlanmasının da yer alması nedeniyle 83 milyon yurttaşımız adına bu davayı açtık.

Mahkemelerin bu davaya Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında güvence altına alınan basın ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde bakmasını umut ediyoruz.”

Okan Konuralp
İlhan Taşçı
Hatay Valiliği Hatay Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde Yaşanan Olaylarla İlgili Basın açıklaması yaptı
Hatay Valiliği, Hatay Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon olaylarıyla ilgili yaptığı Basın açıklamasında, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığına 18 bin...
51 Baro İstanbul Sözleşmesi için Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurdu
Aralarında Hatay Barosu’nun da bulunduğu 51 Baro İstanbul sözleşmesi hakkında Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğu belirtildi. Hatay Barosundan yapılan açıklamada, İstanbul...
Hatay Büyükşehir Belediyesi Ağustos ayı olağan Meclis toplantısını gerçekleştirdi
Hatay Büyükşehir Belediye Meclisi Ağustos ayı olağan meclis toplantısını gerçekleştirdi. Bugün  saat 14.00’te Hatay Büyükşehir Belediye  Meclis Salonu’nda Hatay Büyükşehir...
Başkan Savaş: Alt yapı sorunlarına kalıcı çözümler geliştiriyoruz
Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, sağanak yağmur yağışı sonrasında İskenderun’da oluşan yağmur suyu birikintilerini bertaraf etmek...
MHP Antakya’da Mehmet Kanlı Dönemi
Milliyetçi Hareket Partisi 13. Olağan Antakya İlçe kongresi gerçekleşti. Ay Işığı Kır Bahçesi ve Restaurant’da gerçekleşen kongreye MHP Hatay Milletvekili...
Dörtyol MHP’de atamayla gelen İlyas Berik, yeni dönemde seçilmiş ilçe Başkanı oldu
Milliyetçi Hareket Partisi Dörtyol İlçe Teşkilatı 13. olağan kongresini Atatürk Parkı Salonunda gerçekleştirdi. Pandemi süreci nedeniyle salona delegeler haricinde kimse...
Başkan İzzetin Yılmaz: Yemyeşil bir Antakya için çalışmalar tam hız sürüyor
Antakya Belediyesi’nin 95 mahalle genelinde bulunan 40 parkı revize ettiği, 5 yeni parkın da Antakya’ya  kazandırıldığı bildirildi. Antakya Belediye Başkanı...
İsmail Bayrakdar: Covid-19 salgının gölgesinde eğitim, riskler ve öneriler raporumuzu Bakanlığa ilettik
Memur Sen Hatay İl Temsilcisi Ve Eğitim Bir Sen Hatay 1 Nolu Şube Başkanı İsmail Bayrakdar, Covid-19 salgının gölgesinde eğitim,...
CHP Milletvekili Mehmet Güzelmansur: Kriz derinleşiyor, intiharlar artıyor
CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur ekonomik krizin derinleşmesi artan işsizlik, yoksulluk ve hayat pahalılığı ile Hatay’da ve Türkiye’de artan intihar...
Hatay Büyükşehir Belediyesinden Dilenci operasyonu
Hatay halkının huzuru için gereken tüm önlemleri il genelinde alan Hatay Büyükşehir Belediyesi, çalışmalarına tüm birimleriyle devam ederken dilencilere yönelik...
Başkan Savaş Büyükelçileri makamında ağırladı
TÜRKSOY Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı Genel Sekreteri Düsen Kasseinov, Özbekistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Shukhratjon M. Yıgıtalıev, Kırgızistan Cumhuriyeti Ankara...
CHP’li Kadınlar: İstanbul Sözleşmesi Kırmızı çizgimizdir
CHP’li Kadınlar, İstanbul sözleşmesinin kırmızı çizgileri olduğunu bir kez daha yinelediler. Bugün saat 11’de eş zamanlı olarak tüm Türkiye’de aynı...
Şefik Çirkin Güven tazeledi
İyi Parti Hatay İl Başkanlığına Şefik Çirkin yeniden getirildi. Geçtiğimiz Pazar günü yapılan Hatay İl 2. Kongresinde yeniden İl Başkanlığına...
TİGEM’in çalınan 12 kliması yakalandı
Hatay Emniyet Müdürlüğü, Kırıkhan ilçesinde Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait (TİGEM) çalınan 12 klimanın yakalandığını bildirdi. Hatay Emniyet Müdürlüğü, çalıntı...
FETÖ/ PDY Şüphelisi 4 kişi yakalandı
Hatay Emniyet Müdürlüğü, FETÖ/PYD şüphelisi 4 kişinin yakalandığını bildirdi. Hatay Emniyet Müdürlüğü FETÖ/PYD şüphelilerinin yakalanmasına ilişkin düzenlenen opyerasyon hakkında şu...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ