Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,96 / Satış: 8,99

SON DAKİKA

GEÇMİŞTEN İBRET ALIP GELECEĞE FERASETLE BAKMA ZAMANI

Necmettin Çalışkan
Necmettin Çalışkan
  • 31.08.2020
  • GEÇMİŞTEN İBRET ALIP GELECEĞE FERASETLE BAKMA ZAMANI için yorumlar kapalı
  • 91 kez okundu

Son zamanlarda, akla-hayale gelmeyen, unutulmuş ne kadar “tarihi başarı” varsa planlı şekilde gündeme getiriliyor.

 Aşırı milliyetçilik ve dini motiflerin öne çıktığı bu süreçte “ezan, bayrak ve cami” gibi kutsal kavramlar sıkça gündemde tutuluyor.

Yakın zamanda -niyetleri baki olmak üzere- memnuniyetle karşıladığımız Ayasofya ve Kariye’nin tekrar camiye dönüştürülmesi de bu tablonun bir parçası.

 Muhterem Diyanet İşleri Başkanımızın -kendi iradesiyle olmadığına kesinlikle inandığım- kılıçla hutbe de geçmişe dönük bir drama olarak kayıtlara geçti.

Arka planda -başka amaçlar olmadan- ilk bakışta tarihi ve kültürel mirasımızın bir parçası olarak hutbenin bu şekilde okunmasında aslında bir sakınca yok.

Ancak dünyanın içinde bulunduğu şartları göz önüne alarak; geçmişe bu kadar vurguyla, tekrar “at sırtında bütün dünyaya meydan okuyabileceğimizi” sanmak ve kitleleri bununla kontrol altına almak nasıl bir amaca hizmet, daha açıkçası alet ediliyor acaba?

Nal sesleri arasında “Ver mehteri” ile başlayan tarihi dizilerle beslenen bu süreçten de nasıl bir sonuç bekleniyor olabilir ki.

İç politikaya yönelik bu tarz maceraların kısa dönemde birtakım sosyal faydaları olabilir.

Ancak, adalet, özgürlük, kültür, ahlak, ekonomi ve sanayi gibi alanlarda sıfırlık tablo bu şekilde daha ne kadar perdelenebilir ki?

Yeni nesle bir tarih şuuru verilecekse; bunun her tarafı ideoloji ve reel politik kokan kurmaca-düzmece dizilerle asla olamayacağı bilinmelidir.

Tarihi şahsiyetlerin, hataları ve doğrularıyla ele alınması ve geçmişte yapılan hatalardan gerekli derslerin çıkarılması gerekmektedir.

KÜÇÜK ORTAK

 Hükümet, küçük ortağının bütün politik söylemlerine sahip çıkmış görünüyor. Bunun nedeni ekonomi başta olmak üzere diğer alanlardaki kaotik ortamın bir şekilde perdelenmesi olduğu açık.

Birçok Sayın Bakanın bile kendi sorumluluk alanlarında konuşmak yerine, “ezanları susturamayacaksınız, bayrakları indiremeyeceksiniz”, “diz çöktüremeyeceksiniz” sloganlarına sığınmaları hemen her gün şahit olunan acı gerçeklerdir.

Ezanı susturmak isteyen, bayrağı indirmek isteyen, kendi ülkesine diz çöktürmek isteyen kim ya da kimler onları da bilmiyoruz!

Tablo; sanal bir düşman, düzmece bir kaos ve korku-gerilim üretip etrafa hakaretler yağdırmaktan ibaret.

Döviz ve altın piyasasında yaşananlar, ekonomide ortaya çıkan her olumsuz gelişme de “dış güçlerin işi!”

Kimsenin aklına da “yahu madem ekonomimiz bu kadar güçlü, öyleyse niye kolayca sarsılıyoruz? Neden müdahaleye bu kadar açığız?” demiyor diyemiyor.

Üretimi önceleyen ülke olmak yerine çay ithalatındaki gümrük vergisini düşürmek, süt üreticileri iflas ederken Venezüella’dan peynir ithal etmek bu ülkeye açık bir tehdit değil de nedir?  

Bütün bu olumsuzluklarla yüzleşmek ve sorumluluğu üstlenmek yerine ‘Viyana kapılarına dayanıyoruz’ algısını topluma empoze ederek nereye kadar gidilir bilmiyoruz.

Geçmişten ibret alıp, geleceğe ferasetle bakma zamanı geldi de geçiyor da.

Doç. Dr. Necmettin Çalışkan

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ