Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 9,28 / Satış: 9,32
€ EURO → Alış: 10,82 / Satış: 10,86

SON DAKİKA

İçgöç ve kent-köyler

Mehmet Çardak
Mehmet Çardak
  • 04.06.2020
  • İçgöç ve kent-köyler için yorumlar kapalı
  • 294 kez okundu

Saygıdeğer okurlarım! Cumhuriyetin ilk yıllarında kent planlamasına önem verilmesine karşın, 1950’lerden sonra, traktörün tarımda kullanılmaya başlaması ile birlikte hızlanan içgöçle kentlere gelenler için planlı bir yerleşim olanağı sunulamamıştır.

1970’li yıllarda gerek gecekondu yapım maliyetlerinin artması gerekse mafya tipi güç ilişkilerinin ortaya çıkması sonucu; kırsaldan kentlere gelenler önce kiracı olmuşlar, uzun süre sonra kendi başlarının çaresine bakarak kendi gecekondularını yapmışlardır.

1980’lere kadar içgöç yoluyla kentlere gelenler için kent bir umut kaynağı olmuştur. Göç edenler için kent yaşamıyla sosyal ve ekonomik bütünleşme, güvenceli işlerde çalışma umudu vardır. 1980 öncesi yıllarda hem kamu hem de özel sektör yatırımları kente gelenlere iş olanakları yaratmıştır.

Kentleşme, sanayileşme ve ekonomik gelişmeye paralel olarak yaşanan önemli süreçlerden biridir. Kentleşmenin gelişmesinde, tarımda makinalaşmanın getirdiği sonuçların, hızlı nüfus artışının, kentlerin iş ve eğitim yönünden çekiciliğinin, haberleşme ve ulaşım olanaklarının artmasının ve çeşitli düzeylerde verilen yönetsel kararların büyük etkisi olmuştur.

Kentsel nüfusun hızla artması, buna bağlı olarak kentlerin genişlemesi, alt yapı, ulaşım, konut, sanayi alanı, enerji ihtiyaçlarını arttırırken; atıksu, gürültü, hava kirliliği gibi çevre sorunlarını da beraberinde getirmiştir.

Genelde sanayileşmiş ülke nüfuslarının %75’i kentlerde yaşar.  Kalabalık bir nüfus çevre açısından potansiyel bir olumsuzluk faktörüdür. Nitekim 2000’li yıllara gelindiğinde kentsel nüfus, kırsal nüfusu geçmiştir. Türkiye’de son yıllarda yaşadığımız büyük sorunların temel nedenlerinden biri de içgöçle yaşanan bu büyük dönüşümdür. Türkiye’de kırsaldan kente göç hızının sanayileşme hızından fazla olması, Türkiye’de toplumsal değişimin temel dinamiğini oluşturmaktadır.         

Günümüzde birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede, sosyal politikaların uygulanmasında merkezi yönetimin yanında yerel yönetimler de önemli sorumluluklar üstlenmektedirler.

Devlet ‘sosyal devlet’ anlayışını sağlayabilmede vatandaşa yakın birimlerinden destek görmektedir. Doğal olarak yerel yönetimlerin sosyal politika sistemi içerisindeki ağırlığı ülkenin siyasal, kültürel ve tarihi birikimine bağlı olarak farklılık göstermekte ve bu durum ülke mevzuatına yansımaktadır. Yerel yönetimlerin sosyal politika uygulamaları sosyal belediyecilik kapsamına girmekte ve sosyal belediyeler, sosyal devletin yereldeki temsilcileri olmaktadırlar.

Türkiye’de son yıllarda belediyelerin sosyal politika uygulamalarıyla önemli bir aktör durumuna geldiği görülmektedir. Belediyeler, devlet içinde devlet değildir. Belediyeler; belde sakinlerinin müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişiliğidir. Belediyelerin birçok yerel görevleri yanında, borç almak ve bağış toplamak gibi yetkileri de vardır.

Ancak son  70 yıllık milliyetçi ve muhafazakâr iktidarlar döneminde; halkı depreme, sele,  salgına, toprak kaymasına ve yangına karşı korumak için gerekli kentsel dönüşümler ve insancıl kentler gerçekleştirilememiştir. Kapitalizmin yol açtığı hastalıklı kent yapısı planlı ve köktenci uygulamalarla değiştirilememiştir. İnsanı ve doğayı gözeten, halkçı kent projeleri ve imar planları yürürlüğü konulamamıştır.

Büyükşehirlerimiz emperyalist metropollerin çöplüğü ve batakhanesi haline getirilmiştir.  Havadan para kazanma aracı olan kent rantları halkın kaynağına dönüştürülememiştir.  Hazine arazileri kent refahının hizmetine sokulamamıştır.  Merkezi ve yerel yönetimler tarafından ortaklaşa alınacak önlemlerle insancıl, sağlıklı, trafik sorunu olmayan, rahat ve uyumlu bir kent yaşamı ve belediye hizmetinin koşulları sağlanamamıştır. Köyler ve küçük yerleşim birimleri çekici hale getirilerek büyük ketlere yığılma önlenememiştir.

Dahası da var: Verimli tarım topraklarında sanayi kurulmasına ve betonlaşmaya izin verilmiştir.    Nüfusu birkaç yüz bini geçmeyen, insan ilişkilerinin zengin ve toplumsal dayanışmanın güçlü olduğu, doğayla iç içe, toplumsal hizmetlerin halka kolayca götürülebildiği, kültür ve sanat hayatı canlı, halkın siyasi hayata katılım oranlarının geliştiği, doğrudan demokrasi uygulamalarına elverişli, ferah kentler oluşturulamamıştır. Büyük kentlerde ulaşımı felç eden, her gün milyonlarca saat zaman kaybına ve enerji savurganlığına yol açan, ömür törpüleyen bugünün ulaşım yapısı değiştirilememiştir.  

Türkiye’nin son 70 yılında, hiçbir iktidarın kentsel rantlara son veren politikası olmamıştır. Devlet,  otomotiv sanayisine ve inşaat sektörüne destek olmuştur. Büyükşehirlerde toplu taşımacılık, bu arada yeraltı ve yerüstü raylı ulaşım projeleri yeteri kadar gerçekleştirilememiştir.  Ürün taban fiyatları, işçi ücretleri, esnaf ve zanaatkâr gelirleri, memur, emekli, dul ve yetim aylıkları artırılmak suretiyle iç pazarda talep büyütülememiştir. Halkın refahı yükseltilememiştir.

Türkiye’de sanayinin tam kapasiteyle çalışması ve tarım kaynaklarının seferber edilmesi koşulları yaratılamamıştır. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler koordineli bir şekilde, iş ve güç birliği yaparak insancıl kentler oluşturamamıştır. Kırsal alanlar boşalmış,  tarımsal ve hayvansal üretim azalmıştır. Halk yoksullaşmıştır.

Türkiye’de köykentler oluşturulacağına, Büyükşehirler kurulmuştur. Nüfusu 3, 5, 10 milyonu aşan kadim kentler köye dönüştürülmüştür. Bu açıdan İstanbul ve Ankara müstesna şehirlerdir.  Ama iktidar bu şehirlerin kıymetini bilememiştir. İktidar ayrıca bu şehirlere ihanet etmiştir ve hala bu şehirlere ihanet etmektedir.

Son yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerini CHP’ye kaptıran iktidar; başarısız teşkilat yöneticilerini ve belediye başkan adaylarını cezalandıracağına, adeta CHP adaylarına oy veren seçmeni cezalandırmaktadır!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ