Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 8,56 / Satış: 8,60
€ EURO → Alış: 10,09 / Satış: 10,13

SON DAKİKA

SEÇİME DOĞRU

Halil Yılmaz Hıtmiye
Halil Yılmaz Hıtmiye
  • 08.06.2021
  • SEÇİME DOĞRU için yorumlar kapalı
  • 129 kez okundu

                              (SURİYE SONUMUZ OLUR)

Antakya – Atayurt Gazetesi

Çok değerli okuyucularım! Biraz zaman ayırarak, sabır göstererek lütfen okur musunuz?

Tam 94 yıl önce, 17 Aralık 1927’de Mustafa Kemal Atatürk; “Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis, bu tip yapılar din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan, eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir. Ayrıca, unutmayın ki o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır.” uyarısında bulunmuş.

“Amerikan kontrolünde bir Halife ile İslam dünyasını yönetmek bizim için en masrafsız yoldur.” B. Clinton

“Atatürkçülük öldü, Nurcular ileri!” Paul HENZE

“Kemalizm’e son, verin Osmanlıyı övün” Graham FULLER

“Yapılması gereken Atatürk’ün hem din hem de Kürt düşmanı olduğu düşüncesini yaymaktır.” Kurt ZEİMKE

“Şimdi Türkler bir devlet kurdu. Timur gibi zalim bir asker, Türkleri yeniden diriltti. Ancak kutsal amaçlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Biliyoruz ki Türkler, ne olduğunu bilmedikleri bir dine inanıyor. İşte Türkleri bu dinle yani İslam ile yıkacağız. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak bütün imamların bizim amaçlarımıza hizmet etmesi gerekiyor. İngiliz İstihbaratının birinci görevi budur.” David Lioyd GEORGE

“Kemal şimdilik savaşı kazandı, kanla bir Cumhuriyet kurdu. Biz bunu Din ile yıkacağız. Bu konuda Cumhuriyet karşıtı “Tarikatlar” doğal müttefikimlerimizdir. Bu güçlerin bir an önce harekete geçirilmesi Musul konusunda hayatidir. Derhal Cumhuriyetin Bolşevizm, Bolşevizm’in de dinsizlik olduğu teması ivedelikle İslam dünyasında işlenmelidir. Amiral Sir HUG

“Bundan sonra Türk ve Türkiye Sözcüklerini ağzınıza alamayacaksınız ve Karadeniz’in Lazizstan, Doğu Anadolu’nun Kürdistan eyaleti olduğunu göreceksiniz. Bunlar bizim gerçeklerimiz, mirasımızdır, bunları inkâr edemeyiz.”

                                                              AKP Genel Başkanı RTE / Basından

Bu sözler bütün dünyaya çığlık çığlık deklere edilen – açıklanan; kendi varlığının temeline kibrit suyu döken, varlığımızı borçlu olduğumuz Ulusal Kurtuluş Savaşını – Kuvayı Milliyeyi (Son 100 Yıl) yok sayan ve uluslararası düzeyde tartışmaya açan korkunç sözlerdir.

Her ulusun tarihi, asırların yaşanmışlıklardan ders alarak – onu doğru okumak ya da okuyamamak üzerine kurula gelmiştir. Tarih denilen tarlanız, ona bu güne değin ne ekip de ne biçtiğinizi değerlendirme haritasıdır.

Siz o haritayı devlet aklından, ulusal çıkarlardan – yurtta barış ve dünyada barış ilkesinden uzaklaşıp; hele şahsi siyasi ikbalinizi başka ulusların geleceğine – varlığına kastetmek üzerine çizmek – şekillendirmek gibi bir maceraya dönüştürdüğünüz an; kan ve gözyaşının – yıkımın kaçınılmaz olduğunu tarih yaza gelmiştir.

Siyasi iktidar ekonomiden eğitime, dış politikadan ulusal birlik ve bütünlüğe, yargıdan insan haklarına kadar devleti rayından çıkarmış, soymuş soğana çevirmiş, akla ve hayale gelmeyecek kadar günahlar işlemiş; işlediği bu günahlar, yarattığı sorunlar içinde çırpındıkça daha da batıyor ve bir çıkış, bir kurtuluş yolu arıyor.

Siyasi iktidar içte yönetemez, dışta ise sürdürülemez bir siyasi bataklığın içinde, şuursuzca kulaç atıyor.

Siyasi iktidar, mafya – siyaset – tarikat ve ticaret ilişkisini birlikte sürdürmenin kaçınılmaz sonuna gelmiş; suç ortaklığı içinde elde edilen ganimeti paylaşma konusunda çözülmeye – birbirine düşmeye başlamıştır.

Hepimiz biliriz ki hırsızlar çalarken değil; paylaşırken kavga ederler.

Türkiye Cumhuriyeti taşıyla, toprağıyla, deniziyle, hazinesiyle soyulmuş; halk yoksul, bir kuru soğana muhtaç; sahte, siyasi dini söylemler ile beyni karmakarışıktır.

Ümmet düzlemine dayalı, Selefi – Vahabi mezhep eksenli tüm politika edişler, duvara toslamış, siyasi iktidar kendi yarattığı sorundan kurtulmak için; yarattığı soruna, ülkeyi – tüm ulusu ortak etmeye çalışarak kurtulmak istiyor.

Son tahlilde, devlet edenlerin işte bu isteği – yarattığı sorundan kurtuluş kurgusu; komplo teorisi değil ama seçime giderken, korkunç bir rüyanın habercisi gibidir. Çünkü demokrasi tramvayı ile geldiler, fakat geldikleri o demokrasi tramvayı ile gitmemeye çoktan karar verdiler.

Siyasi iktidar, işlediği günahlardan kurtulması için; yeni bir kahramanlık öyküsüne, destana gereksinimi vardır.

Bu güne değin patlattığı bütün ses bombalarının çok ötesinde; dinsel, mezhepsel ve milli duyguları kamçılayacak; bütün sorunları unutturacak, askıya alacak yeni ses bombaları yaratmak.

5 milyona yakın Suriyelinin Türkiye’de beslenmesi; İdlip’de bindirilmiş kıta, eli kanlı katillerin yedekte tutulması, 50 bin konutun yapılması…

Acaba diyor insan, seçime gitmek ya da gitmemek amaçlı son çare olarak, milli ve dini duyguları kamçılamak için; bir gece yarısı orduya, Suriye’den bir toprak parçası koparmak amaçlı akıl tutulması gibi bir emir verilir mi?

İşte bu bir yıkım, bir çöküş ve yok oluşumuz olur. Rusya’dan ABD’ye, Avrupa’dan Arap dünyasına, İran’a kadar kapış kapış oluruz. Bizi lime lime eder, bu leş kargaları.

Tanrım! Aklıma mukayyet ol! Saygılarımla

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ