Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 8,02 / Satış: 8,06
€ EURO → Alış: 9,49 / Satış: 9,52

SON DAKİKA

STRATEJİSİZ İKTİDARIN GÖRÜŞ MESAFESİ

Ali Dal
Ali Dal
  • 16.10.2020
  • STRATEJİSİZ İKTİDARIN GÖRÜŞ MESAFESİ için yorumlar kapalı
  • 33 kez okundu

Sevgili okurlar;

Duymuşsunuzdur, ama, konumuzun izahı bakımından önemli gördüğüm için, ben bir kere daha hatırlatmaya çalışacağım…

Efendim; takribi 1930’lu yıllarda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün akşam sofrasında iken; yanına,  yetkililerden biri yaklaşır ve şimdiki İçişleri Bakanlığı ile Meclis yerleşkesi arasında açılacak olan yolu (yani şimdiki İnönü Bulvarı) kastederek;”Efendim, bu yolun genişliğinin ne kadar olması gerektiği hususunda emrinizi soruyorlar” dediğinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk; açılacak yolun konumunu ve geleceğini öngörerek; “150 metreden az olmasın” der. Duydukları rakamı fazla bulan Hazirun, aynı soruyu sabah kahvaltısında yinelediklerinde; Gazi Mustafa Kemal Atatürk; akşam cevapladığı bu sorunun tekrarını yapan zata keskin bir bakışla: “Akşam, 150 metreden aşağı tutulmamasını söylemiştim ya!!..” diyerek, tespitinin hop diye söylenmiş söz olmadığını, öngörü içerdiğini,  bir kere daha göstererek noktayı koyar.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün; o gün, yani yaklaşık bir asır önce; İnönü Bulvarı ile ilgili; “genişliği 150 metreden az olmasın” sözünü abartılı bulanlar, şimdi uyanıp da baksalar; yetersiz kalan bahse konu güzergâh üzerinde,  ilave battı-çıktıların, üst geçitlerin inşa edildiğini görüp; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir bakmaya asırlar sonrasını öngörmedeki dehasına bir kere daha hayranlık duyarlardı…

***

Uzun vadeli stratejileri ortaya koyanların öngörü ve başarı düzeylerinin daha yüksek olduğundan hareketle; günümüzde devlet yönetenlerin aldıkları kısa vadeli kararların isabetsiz ve başarısız olmalarına bakıldığında; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öngörüsünün ve ferasetinin ne denli önem arz ettiği daha net görülmektedir… Orta ve kısa vadeli, güdük taktiklerle devlet yönetmeye kalkışmaların; ülkeye (ekonomik, sosyal, siyasal, diplomatik, eğitim, sağlık vs.) her bakımdan, kaybettirdiklerini (?!) tekrara gerek var mı??!!..

*Güneyde ve Güneydoğu’da 40 yıldır bitmek bilmeyen, hatta bitirilmesi istenmeyen terör illetinin…

*Ege’de ve Akdeniz’de en uzun kıyısı olan Türkiye’nin, bu denizlerle ilgili hukuksal haklarından mahrum bırakılması için ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere her türlü oynanan “Bizans oyunlarının”…

* 60 yıldır AB’ye alınmayarak adeta dış kapıda bekletilmenin, üretim politikasından uzaklaştırılarak (?!) samanı dahi ithal eder hale düşmenin…

*  Emperyal oyunlara gelip, Don Kişotluk görevine soyunarak; adeta “Kavgada en önde, masada hiç yok” olmayı kanıksama sonucu; herkesle kavgalı duruma düşmüş olmaya “mutlu yalnızlık” kılıfı giydirilerek teselli aramanın…

İzahında zorlananlar, öngörüyü ve feraseti halen öncelememiş olmaları, bana göre aymazlıktan öte dalalettir!!..

En acısı ve en düşündürücü tarafı ise; halen dost belledikleri emperyalist-kapitalist ülkelerce sahnelenen ““demokrasi devrimleri… Arap Baharı…BOP gibi” gibi hinliklerin figüranlığına  “başarılı diplomasi ve stratejik derinlik” demeyi sürdürmeleridir!!??..

Bir kerecik de olsa, ülke onuru için, ülkenin ve bilhassa ülke çocuklarının, torunlarının aydınlık geleceğini hatırlayarak; “galiba kullanılıyoruz!… Galiba bizimle dalga geçiliyor!… Ve ülke olarak kan kaybediyoruz!… ” öz eleştirisi yapamayanların; Her fırsatta; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet değerlerine, ülkenin tapusu bildiğimiz Lozan’a, vazgeçilmezlerimiz olan milli ve dini değerlere yönelik saldırılarında; öngörü ve iyi niyet olabilir mi?!..

18 yıldır ülke yönetenler; her iş ve her eylemde öngörüyü, feraseti ve stratejik derinliği esas alarak hareket etselerdi;

*  Kirasını, SGK primini, stopajını, elektriğini, suyunu, çalışanının ücretini ödeyemez hale gelen ve bir yılda kepenk kapatan esnaf sayısı 335 bini aşar mıydı?!..

*  Üretim durma noktasına gelirken; ithalata dayalı ekonomi politikası izlenir miydi?!.. *  Milleti canından bezdiren, bilhassa mutfakta hissedilen enflasyon oranı %40’lara tırmanır mıydı?!..

*  Ülke nüfusunun  yoksullaşan %60’ı sadakaya muhtaç duruma düşürülür müydü?!..

*  Her bakımdan (hukuksal, sosyal, siyasal, ekonomik vs.) güven kaybına uğratılan Ülkemizde; dışarıya sermaye ve beyin göçü hız kazanır mıydı?!..

*  Milli paramız TL. Dolar ve Euro karşısında %50 değer kaybına uğrar mıydı?!..

*  Tüm dünya devletlerinin; pandemi münasebetiyle halkına yaptığı mali ve sosyal desteklerin bir benzerin ülkemizde de vatandaşa uygulanmasında acze düşülür müydü?!

Hale bir bakar mısınız; Bunca mali, ve ekonomik kriz adeta hortlamışken; işsizlik tavan yapmışken; dış ticaret açığına dair makas her geçen gün açılmaktayken;  Hazineden ve Maliyeden sorumlu Pinokyo Damat; “Kur beni ilgilendirmez…Kur kontrolümüz altında…Dolarla maaş alınmadığına göre faiz de kim oluyormuş…Kalkınma hamlemiz artarak devam ediyor…Dünya bizi kıskanıyor… İşsizlik oranı ciddi manada azalmakta…” gibi kendilerinin dahi gülüp geçtikleri (?!)sözleri söylerken uzayan burnu fark etmez olmuş:))!!??..

Netice olarak; şimdiye değin, millete ödettirilen ağır bedellerin hesabını sormak için “söz milletin!” denildiği ilk fırsatta; hiç değilse geleceğimizi ipotek altına aldırmamak adına öngörüsüzlüğe, stratejisizliğe ve liyakatsizliğe “DUR!” denilmesi, verilecek en etkin cevap olmalıdır!!…

***

Liyakatsiz başta fikir arayan

Paslı tenekeye ayar sorarmış

Mihenge vurulmaz sarhoşta beyan

Çünkü, eczaneden hıyar sorarmış

***

İş bilmeyen ırgat dikeni sular

İti öküz sanıp, geçirir yular

Akıl tartısını kaybeden kullar

Nalburda, terzide havyar sorarmış

***

Sakarlık edende eksilmez yara

Şaşkınlar, ne yapsa olur madara

Çoban durur iken, kapan kurtlara

Eksik var mı diye davar sorarmış

***

Züğürt masalıyla kendin avutan

Kaçan fırsatları rüyada (?!) tutan

Yaz ayında zemheriyi unutan

“Gitmem!” diyen kışa bahar sorarmış

Ali DAL

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ