Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 13,50 / Satış: 13,56
€ EURO → Alış: 15,38 / Satış: 15,45

AYKIRI DÜŞÜNEBİLMEK

Halil Yılmaz Hıtmiye
Halil Yılmaz Hıtmiye
  • 05.11.2021
  • AYKIRI DÜŞÜNEBİLMEK için yorumlar kapalı
  • 69 kez okundu

                                              Antakya – Atayurt Gazetesi

Sevgili okuyucularım!

Bu yazımda, aykırı bir düşünsel yolculuğa çıkalım istedim.

Aykırı düşünmek, asırlardır süregelen kökleşmiş inanış ve kalıplaşmış düşünsel tabulara; farklı yöntem ve bakış açılarından yaklaşmak, sormak, sorgulamak demektir.

İnsanlığı, doğa (Vahşi) hali yaşamdan, kölelikten; günümüz dünyasının çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması; insanoğlunun Aykırı Düşünebilmesi gizeminde saklıdır. 

Filozof Galileo: “Beni Asın; Ama Dünya Yine Dönecektir” diyerek, Ortaçağ Kilise Otoritesine aykırı düşüncesini savunarak meydan okumuştur.

“Evren kişiyi ezse de, kişi evrenden üstündür; çünkü insan ezildiğini, evrenin üstünlüğünü – ululuğunu düşünebilme bilincine sahiptir.” Blaise Pascal

Evreni içine sığdırabilecek kadar büyülü, bilinmezliklerle dolu insan beyni – aklı, düşünebilme gücü; İtalyan filozof Galileo ve Fransız filozof Pascal’ın bu özdeyişlerinde saklıdır.

Değerli okurlarım!

Düşünmekten, hayal kurmaktan çekinmeyin, korkmayın. Çünkü düşünmek, insanı insan yapan en büyük güç, en büyük zenginlik kaynağıdır. Dünyayı, evreni ve en önemlisi de insanı anlamanın ve değiştirmenin en büyük kaldıracı, gücü, insanın en büyük varsıllığıdır düşünmek.

Çünkü düşünmek, hele aykırı düşünmek; iyi ile kötüyü, mazlum ile zalimi, yaz ile kışı, yaşamın kaynağı toprak, su ve güneşi, emek ile bilincin gücünü kıyaslamak – karşılaştırmak, sorgulamak; bütün kötülük ve çirkinliklerin kaynağı cehaletin – karanlığın en büyük düşmanıdır. Karanlık – cehalet düşünen insandan, aykırı düşünmekten korkar; akrepten, yılandan kaçar gibi kaçar.

Düşünmeyi düşünmekten – düşünmeyi öğrenmekten – aykırı hayaller kurmaktan korkmayın, çekinmeyin: Belki de farklı – aykırı düşünme zenginliğinin önemini öğrendiğimiz, özgürce hayaller kurduğumuz zaman; düşünmek – hayal kurmak ile bilimin kardeşliğinin gücünün; kurgulanmış, süregelen – değişmez ve Bize yazgımız olarak dayatılan tarihsel sosyolojinin Atomunu parçalamış… İnsanın doğuştan bütün renkleriyle eşitliği yasasının ilk adımını atmış… Bilişim Çağını, insanlığın kurtuluş çağına çevirmiş olacağız. Bu nedenle insanlığın kurtuluşu, aykırı düşünmekten geçer.

Başka bir anlatımla dünyayı şekillendiren, yaşamın çarklarını döndüren emeğin, bilinç ve bilimin nelere kadir olduğunun hayalini kurabilmek…

Eğitimin, çocuğa sadece bilgi yüklem – öğretmek olmadığını… Eğitimin körpecik dimağların düşünmeyi öğrenmesi için aklın eğitimi olduğunu; insan olabilmesi için de sevgi ve ahlak tohumlarının ekim işi olduğunu düşünmek…

İnsanın dost bildiği sevdiklerini, kutsal bildiği değerlerini kaybedince; yaşamak dâhil, hiçbir şeyin önemi kalmaz: Kalmaz, çünkü düşler yorgun, umutlar karanlık olur; işte o zaman insanların ve toplumların yaşamı, niçin umursamaz, çekilmez bulmaya başladığını düşünmek…

İnsanoğlunun siyasal tarihi, tarihsel sosyolojisi ve inançsal diyalektiğinin doğuşu, değişim ve akış seyrinin; toprak, su, emek – üretim bileşenlerini elde etme – ona egemen olma savaşının gizemli derinliklerinde saklı olduğunu hiç düşündük mü?

Bütün uygarlıkların anaç toprağı Anadolu Coğrafyasında yaşayan ve tarihten silinmek istenen Türkiye Halkının kara yazgısını yırtıp atan – aklaştıran Mustafa Kemal’in adının neden Atatürk olduğunu ve emperyalizmin ve uşaklarının O’ndan niçin korktuklarını düşünmek…

Küba Devleti Kurucu Lideri Fidel Castro’nun: “Dünyada emperyalizmi fiili – eylemsel olarak yenen tek lider, Tek Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’tür. Tanrının Türkiye Halkına en büyük armağanıdır Atatürk” sözünü derinlemesine düşünmek.

Silah üreten ve satanların, barış; ilaç üreten ve satanların, sağlık; dini, siyasal amaçları yolunda kullanan ve kutsal mekânlarda haraç mezat satanların, bilim; memleketi soyup soğana çevirenlerin, hırsızlık yapanların, niçin kanun istemediklerini düşündük mü?

Dünya beşten büyüktür diyenlerin, 85 milyonun kendilerinden daha büyük olduğunu kavrayacak akıl sağlığına sahip mi, değil mi olduğunu namusluca düşünmek, değerlendirmek…

Halkımız açlık ve sefalet denizinde çırpınıp, karakışa girerken; siyaset edenlerin, Kızılay ve Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden; Afganistan ve Afrika ülkelerinin kalkınmasına yardımda bulunmasını düşünmek…

Ülkelerinden bağını koparmış damızlıklar gibi gelen milyonlarca göçmene – İdlip ’teki insanlık düşmanı yılan ve çıyanlara; halkından topladığı vergileri oluk oluk akıtanların amacını düşünmek…

Günümüzde insanların – toplumsal zenginlikleri olan renkleri; kendilerine özgü, öz mayaları – özsuları kültürel değerlerini ayrıştırmak yoluyla çatıştırmanın devlet – siyaset politikası olarak uygulanması; bir devletin temeline konulabilecek en büyük, en korkunç bomba, yapılabilecek en büyük ihanet olduğunu; Bu siyaset edişin, siyasal ayrıştırmanın getireceği sosyal yangının ilk kıvılcımı olduğunu düşünmek…

Ülkeyi – Halkı cephelere ayırmak, kutuplaştırmak ve çatıştırmak yoluyla ülkenin yönetilemezliğini… Siyasi Tarihin, kavga ve kaos üzerine siyaset ve politika inşa edenlerin – ülkeyi yönetenlerin mezarlıklarıyla dolu olduğunu özgürce düşünmek.

Bir toplumun – ülkenin ahlaksal ve Hukuksal çöküşe düşmesine, kimlerin neden olduğunu, dinin siyasal amaçlar yolunda kullanılmasının ne demek olduğunu ve sonuçlarını düşünmek…

Savaşın, insanlık elbisesini soyunmak; kin, nefret, yağma, talan, egemen olmak isteyen vahşi bir tutkunun kanlı eyleme dönüşmesi, toplumların kurulu düzenlerinin, ahlaksal değerlerinin yıkımının kirli bir dramı olduğunu, unutanları düşünmek…

İnsanlaşmaya – uygarlaşmaya giden yolun Akıl Çağından geçtiğini; Akıl Çağının insanın kendi aklının, yine kendisi tarafından kullanılması olduğunu bilmek…

Akıl Fukaralığının – Akıl Tutulmasının kişileri ve toplumları; katmer katmer yokluğun, yoksulluğun – sefaletin getirdiği acıları; sabır ve yazgı diye, yudum yudum içmeye tutsak edilişini düşünebilmek…

Atatürk’ün, “Eğer Bir Gün Benim Sözlerim, Bilimle Ters Düşerse; Siz, Bilimi Seçin” özdeyişini düşünebilmek…

Düşünmek, düşünmek, düşünmek… Vallahi düşünmekten, yorgun düştüm dostlar. Saygılarımla…

Halil Yılmaz HITMİYE

Eğitimci-Şair-Yazar

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ