Atayurt Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 32,55 / Satış: 32,68
€ EURO → Alış: 34,90 / Satış: 35,04

ÜRETİM, PAYLAŞIM ve DÜNYA DÜZENİ

Halil Yılmaz Hıtmiye
Halil Yılmaz Hıtmiye
  • 27.01.2023
  • ÜRETİM, PAYLAŞIM ve DÜNYA DÜZENİ için yorumlar kapalı
  • 239 kez okundu

İnsanlık, Antroposen – İnsan Çağına girerken; Dünya Kapitalist – Emperyalist düzenin en büyük sorunu, doğada hızla tükenen yaşamsal kaynakların ve toplumların ürettiklerinin adil olmayan paylaşım sorunudur.

Çünkü dünya nizamı iyilerle kötülerin, güzelliklerle çirkinliklerin, haklılarla haksızların, ahlaklılarla ahlaksızların, namuslularla namussuzların, mazlumlarla zalimlerin, bilinç ile bilimin ürünü emek ile sömürünün dengesi üretimin, adil olmayan paylaşım sorunlarının kaçınılmaz kıldığı; iki uzlaşmaz çelişki emek ve sömürü – var olmakla yok olmak dengesi üzerine kuruludur.

İnsan aklı, emeği (Çalışmak – Üretmek) ve merakının sonucu araştırmasıyla insanlaşmıştır. Çünkü dünyadaki diğer canlılar, doğanın sunduklarıyla varlığını sürdürürken insan ise; doğayı kendi gereksinimi ve istekleri doğrultusunda biçimlendirmiş, yönlendirmiş, yönete gelmiştir.

Üretim, insanın beden ve beyin gücü emeğiyle; topraktan, sudan, güneşten, denizlerden, hayvanlardan, bitkilerden elde ettikleriyle – üretip, dönüştürdükleriyle yaşamını sürdürmesi, yaşanır ve anlamlı kılmasıdır.

Ekonomi, bir toplumunun – ülkenin eğitimden sağlığa, ulusal güvenlikten iç barışına değin; mutlu ve sağlıklı yaşayabilmesi yolunda, gereksinimlerini karşılamak amacıyla yaptığı üretimin paylaşılmasını inceleyen ve ya çözümler öneren bilim dalıdır.

Politika ise, üretimin bir parçası ekonomiyi yönetme yolu – yöntemi – bölüşme biçimi, siyaset ediş sanatıdır.

İnsanlık tarihi boyunca yaşamı var eden üretim, ekonomi ve politika; iç içe geçmiş, birbirlerini besleyen, birbirlerine dönüşen bir sarmaldır. Toplumsal yaşamın parçası, bu sarmal değerlerin paylaşımı, ne denli insani, ahlaki ve adil olursa; toplumsal yaşam – dünya düzeni de o denli güvenli ve yaşanılır olur.

Fakat günümüz dünyasında, toplumsal yaşamın bu temel değerlerini elinde bulunduran Vahşi Kapitalist – Emperyalist sistem; hep çılgınca tüketim üzerine kurulu olduğundan, toplumun oburca tüketim duygusunu kamçılar. Kapitalist Sistem, toplumları üretmeden, çılgınca tüketmenin tek amacıymış gibi koşullandırır. Toplumun bu koşullanmışlığı, bütün maddi ve duygusal değerlerin hoyratça bitirilmesini getirir. Üretiminden uzaklaştırılan payına düşeni alamayan milyonlar, açlığa ve yoksulluğa tutsak edilir.

Dünya – insanlık, insan nüfusunun ve tüketim alışkanlıklarının hızla artmasıyla yeni bir jeolojik döneme – Antroposen (İnsan Çağı) döneme girdi.

Başka bir anlatımla insanın ürettikleri ile tükettikleri arasındaki makasın açılması; dünya dengesinin bozulmaya başlamasını getirdi. Doğadaki bozulan bu denge ya da dengesizlik; yerküreyi, kaçınılmaz son yaşanmaz, çekilmez koşullara doğru hızla sürüklüyor.

 Evren ve üzerinde yaşadığımız onun uydusu dünya, Antroposen Çağına evrilirken; milyonlarca yıllık işleyiş yasalarında, hızla değişim ve dönüşüm gösteriyor. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı – bu değişim ve dönüşümün kaçınılmaz 2 sonucunu doğuruyor: 1-Dünyayı yaşanmaz kılacak kutupların – Antartika buzullarının erimesinin getirdiği korkunç iklim değişikliği, 2-Yerküredeki nüfusun artış hızına uymayan siyasal – politik düzenin sürdürülemez oluşu.

Bu koşullarda doğanın dağını, ovasını, suyunu, havasını – bütün nimetlerini vahşice – obur ve çılgınca tüketen sistem devam edemez.

Çünkü dünya hiçbir zaman durağan olmadı ve kaynaklarının da sonsuz olmadığına tanık oluyoruz. Doğanın şaşmaz yasası içinde – canlısının ve cansızının birbirlerinin varlığına gereksinimi – tutsaklığı içinde yaşamak zorunluluğu unutuldu.

 Günümüzde, dünden çok farklı yeni kurallar dayatıyor dünya düzeni. Bu yenidünya düzeni – emek ile bilincin ürünü Antroposen – İnsan Çağı, yeni bir yaşam biçimini getiriyor – dayatıyor.

Yaşamı sürdürülebilir kılan, ona anlam kazandıran yüce ve kutsal alın teri emektir, üretimdir. İşte dünya bu beden ve beyin gücü emek – üretim üzerine kuruludur. Her sabah, her saat ve her gün dünyayı döndüren bu değerler zinciridir.

Fakat bu değerler, Köleci Toplumdan bu yana; hep piramidin tepesindeki bir avuç azınlığın – elit bir sınıfın görkemli yaşamına akmış, onlara renkli bir yaşam sunmuştur.

Piramittin tepesindeki bu elit sınıf, kendilerine Cenneti bu dünyada sunup yaşatan üretenlere; gidip de döneni olmaya hep öbür dünya, Cennet Vadetmiş; koşulsuz söz dinleyen – her denileni yapan – itaatkâr olmaları için de Cehennem ile korkulu rüyalara boğulmuştur.

Emperyalizmin belirlediği dünya düzeninde en büyük sorun, üretimin meydana getirdiği ekonomik sistemin artı değerlerinin paylaşımı – adil olmayan dağılım sorunudur.

İnsanlığın ortak aklının ürünü, insanlaşmasının temeli emek – üretim ve bilim; toplumsal bilincin eylemselliğine dönüştüğü zaman:

Spartaküs gibi açlar, çıplaklar ordusu olup bu sömürü sistemini kuranların; yalan ve riya ile yaslandıkları İlahi Gücün adaletsiz kapısını çalacak; “Bu Dünya Düzeni Böyle Gitmiyor” diyecektir.

Halil Yılmaz – Hıtmiye

Eğitimci – Şair – Yazar

www.hitmiye.com

Suha_6331@hotmail.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ